Barış nöbeti

Kadınlar Hakkâri’nin Berçelan Yaylası’nda ‘barış nöbeti’ tuttular. Çocukları ölen ‘tülbentli analar’ Diyarbakır’da buluştular.
Kürt sorununa demokratik çözüm umudu artarken, Hatay’da PKK saldırısında şehit olan Ordulu komando er Yusuf Tiryakioğlu’nun cenazesinde gözyaşı, acı ve öfke vardı. Sultan Ana, cenaze törenine katılan AKP Ordu Milletvekili Eyüp Fatsa’ya, “Vekilim, canım yavrum gitti. Kahrolsun PKK. Ne diyeyim vekilim, gitti yavrum” diye ağlamış.
Hep söylüyoruz: “Bir elde zeytin dalı, öteki elde silah olmaz!”
Çözüm isteniyorsa, barış gelecekse ‘yol haritası’ bellidir:
PKK kan dökmeyecek, devlet de güvenliği operasyonlara gerek kalmadan sağlayacak.
Çocuklar ölmeyecek.
Silahların susması için kadınların seslerini yükseltmesi gerekiyor.
Taraf’ta Neşe Düzel ile söyleşisinde DTP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkanvekili Gültan Kışanak şöyle diyor:
“Otuz yıldır süren şiddetten en fazla etkilenen kadınlar oldu. Savaşın da, yoksulluğun da en büyük travmasını onlar yaşadı. Bu savaş, kadınlar açısından toplumsal uyanış süreci oldu. Kürt kadınları bugün barış için büyük mücadele veriyorlar. Kadınlar belki önceleri politik nedenle sokağa çıktılar ama, sokak onları aynı zamanda, kendi kadın kimlikleriyle mücadele etme gücüne de kavuşturdu. Böylece kadınlar kendi kimlikleri ve güçlerinin farkına vardılar.
Barış için umutluyum. Çünkü çok ciddi bir tecrübe birikti artık.
Çünkü bu ülkede en büyük problem şu oldu. Herkes kendi ölüsüne ağladı. Herkes kendi çocuğuna yandı. Herkes kendi acısının daha büyük olduğunu, kendi gözyaşının diğerinkinden daha kıymetli olduğunu düşündü. Bence artık acıları ortaklaştırmanın, birbirimizin derdine yanmanın, birbirimizi anlamanın zamanı geldi.
Eğer barış sürecini ilerleteceksek, acıları ortaklaştırmalıyız.”
DTP’li Gültan Kışanak, yaşanan onca şiddet ve kayıplardan sonra demokratik çözümden başka yol kalmadığını, 15 Ağustos’ta Öcalan’ın yapacağı açıklamanın önemini vurguluyor. İmralı’dan ‘silahlara veda’ planı çıkacağına inanıyor.
Türkiye’nin 2011’de seçim ortamına girmeden önce sorunun çözümü için siyasetçilere büyük görev düştüğünü anlatan Kışanak’ın ‘eşit haklar’ temelindeki çözüm düşüncesi de yerindedir:
“Devlet artık, ‘Siz Türksünüz. Onlar da Kürt. Bu ortak vatanda eşit yaşayacaksınız’ demeli. Ancak o zaman Türkler, ‘Demek ki bunlar gelecekte Türk olmayacaklar. Bu yüzden kimse ölmesin’ derler ve Kürtlerin kendi okullarında kendi dillerinde okumalarını kabullenirler.”
Hakkâri’nin Berçelan Yaylası’nda ve Taksim’de aynı anda ‘barış nöbeti’ tutan kadınların, ‘Barış İçin Sen de Sözünü Söyle’ diye yaptıkları çağrıya yürekten katılıyoruz.
Barış için sesimizi yükseltmeliyiz ki, silahlar sussun.
Anaların gözyaşları dinsin. Çocuklar ölmesin.