BARIŞ ÖDÜLÜ

ABD Başkanı Barack Obama Oslo’daki törende Nobel Barış Ödülü aldı. Afganistan’daki asker sayısını 30 bin artıracağını açıklayan ABD Başkanı’na verilen ödülün “ironik” yönünün Obama da farkındaydı ve konuşmasını “barış için savaş” felsefesine dayandırmaktan başkaca çaresi olmadığı için sık sık, “adil” savaşlardan söz etmek zorunda kaldı.
11 Eylül saldırıları ABD açısından böyle bir mazlumiyet doğurmuştu. El Kaide terörünün masum insanları vurması karşısında dünyanın pek çok köşesinde o gün, “Bugün hepimiz Amerikalıyız” duygusu geçerli olmuştu. Ancak Bush yönetimi, 2001’de yaşanan bu küresel saldırıyı Afganistan ve Irak işgallerinin gerekçesi haline getirdi ve askeri hegemonyasını olanca şiddetiyle insanlığa dayattı.
Bu silahlı dayatmanın sadece Irak’taki bedeli 1 milyon insanın yaşamından olmasıdır. Obama, ABD’nin demokratik ülkelere karşı hiçbir zaman savaş açmadığını belirtme gereği duyarken, sadece “demokrasi” iddiasının Irak ve Afganistan işgalleri için meşru bir gerekçe oluşturamayacağından, BM toplantılarında hukuki dayanak aranırken, “kitle imha silahları” gibi bir yalana başvurulduğu gerçeğinden elbette söz edemezdi. Etmedi de!.. Sadece Saddam’ın Kuveyt’i işgalini hatırlatarak, “Dünya bu olaya sırtını dönemezdi” dedi.
Irak’ta savaşın üzerinden altı yıl geçtikten sonra bile her gün yüzlerce insan bombalı saldırılarda hayatını kaybediyor.
ABD ise küresel güvenliği Afganistan-Pakistan sınırına 30 bin yeni asker yığarak arıyor!
Vietnam’dan bu yana savaşlar ABD’nin “yumuşak karnı” olduğu için Obama da Oslo’da, “Bazen güç kullanmak gerekiyor. Savaş bazen gerekiyor” gibi cümleler kurarak, durumu kurtarmaya çalıştı.
“Obama Nobel Barış Ödülü’nü kazanmak için ne yaptı?” sorusunun yanıtını ise insan hakları alanında vermeye çalıştı. İşkenceye karşı sözleri ve Guantanamo Üssü’nü kapatma kararı nedeniyle alkışlandı. Mandela ve Martin Luther King’i örnek göstererek, “Onların barış çabaları karşısında benimki tali kalıyor” sözleri konuşmasının naif kişiliğine en uygun bölümüydü.
Baskıcı rejimler ve terör karşısında barışçı yöntemlerin yetmediği zamanlardan söz etti. İran’ın nükleer silah programına karşı çıktı. İran’da “demokratik olmayan” seçimleri protesto amacıyla sokağa dökülen kitlelere destek verdi.
Başbakan Erdoğan’ın birkaç gün önce Beyaz Saray’da buluştuğu Obama’nın Türkiye’nin İran politikasına destek verdiği şeklindeki açıklaması ABD Başkanı’nın Oslo konuşması karşısında havada kalıyor.
Obama’nın İran, Kuzey Kore ve İsrail’i aynı kefeye koymadığı çok açık! Barış deyince akla gelen sivillerin, ABD gibi küresel bir gücün gözünde “eşit” oldukları duygusuna Nobel’i alan Obama da olsa kapılmak kolay değil.
Bu ödül, Obama’ya “ambargolu” verilmeliydi! Başkanlık dönemi sonunda.