Barışa destek

Washington Temsilcimiz Pınar Ersoy, Beyaz Saray Sözcüsü ile Obama demeci için yazışmaya başladığında ABD’nin Ankara Büyükelçiliği baskını henüz yaşanmamıştı.
DHKP-C’nin üstlendiği intihar saldırısı elçilik koruma görevlisi Mustafa Akarsu’nun ölümü, gazeteci arkadaşımız Didem Tuncay’ın ağır yaralanmasıyla sonuçlandı.
Saldırının zamanlaması önemliydi.
Türkiye ne zaman özellikle Kürt sorununun barışçı çözümü konusunda adımlar atsa ‘kirli bulutlar’ üzerimizde toplanır. Gündemi sarsar. Moralleri bozar. Paris’te PKK’lı 3 kadına yönelik suikastın İmralı ile görüşmelerin başladığı sürece denk gelmesi de rastlantı olamazdı. Ardından Paris caddesindeki eylem gerçekleştirildi.
Böyle zamanlarda medyanın sorumluluğu daha da artar.
İki yol vardır:
Gerilimi düşürmeye, yatıştırıcı olmaya çalışırken haberden kopmayacaksınız.
İnatla, ısrarla günceli kovalayacaksınız.
Olayın tarafları kimlerse zirvedeki adama kadar tırmanacaksınız.
ABD Başkanı Barack Obama bu aşamada bir gazetenin ulaşmaya çalışacağı en önemli aktördü.
Obama, Beyaz Saray’daki ‘ikinci dönem’ine başlarken Türkiye ile ilişkilerde başta Suriye olmak üzere pek çok ortak gündem maddesi öne çıkıyordu. Başbakan Erdoğan’ın şubat ayında tasarladığı Washington ziyareti de yaklaşıyordu.
Pınar Ersoy (28), ABD Başkanlık seçimlerini izledikten sonra Washington Temsilciliği’ne atadığımız parlak bir gazeteci. Genç yaşına karşın Milliyet’in Dış Haberler Servisi’ni yönetiyordu.
Washington’a gideli sadece 1.5 ay olmasına karşın, Pınar Ersoy, ABD Başkanı’ndan yazılı demeç alarak, tarih yazdı.
Obama gibi liberal- demokrat bir liderin Türkiye’ye vereceği mesajlar için Milliyet’i seçmesi de anlamlıydı.
Milliyet son dönemde sadece gazetecilik yaparak ‘karar vericiler’ üzerindeki etkinliğini artırıyor. Demokrat, insan haklarına duyarlı, özgürlükçü çizgisiyle öne çıkıyor.
Türkiye’nin temel meselelerine ‘dengeli’ bakış açısıyla yaklaşan haberciliği ve yorumlarıyla fikir kulvarında geçmişteki ağırlıklı yerine dönüyor. Bunun en çok farkına varanlar da iç ve dış siyasal çevreler, ‘Düşünenlerin Düşüncesi’ köşesine makaleleriyle güç veren akademik dünya ve ‘iyi gazete’ talebini her fırsatta bize hissettiren okurlarımız.
Muhabirinden editörüne, sayfa sekreterinden foto muhabirlerine, Yazı İşleri’ne kadar tüm kadrolarımız giderek daha da içerikli bir gazete hazırlamanın heyecanı içindeler.
Sevgili Pınar’ın Obama’dan demeç alabilmek için on gündür sürdürdüğü çabanın tanığıyım.
Ankara’daki elçilik patlaması üzerine sorularını güncelledi.
PKK terörünün son bulması için İmralı ile başlatılan görüşmeler konusunda Washington’un nabzını ölçmek gerekiyordu. ABD Başkanı Obama, Başbakan Erdoğan’ın ziyareti öncesinde bu konulara girmeyi ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ricciardone’ye gösterilen tepkiden de etkilenerek Türkiye’nin ‘iç meselesi’ olarak görebilirdi.
Ancak Beyaz Saray’ın verdiği mesajlar, iki ülke ilişkilerine verdiği önem kadar Başbakan Erdoğan’la kurduğu sağlam dostluğu ne denli önemsediğini de gösteriyor.
ABD Başkanı, Erdoğan’ın PKK şiddeti karşısında çözüme dönük attığı barışçı adımları ‘alkışladığını’ söylüyor.
Obama, Türkiye’ye gelişinde de Meclis’e giren Kürt milletvekillerine ‘Siyasal çözüm istiyorsanız PKK silah bırakacak’ mesajını açıkça dile getirmişti. 2013 Şubat’ında Obama bir kez daha ABD yönetiminin ‘terörün bitirilmesi’ noktasında Türkiye’ye vereceği desteği ifade ediyor, ‘Türk Hükümeti’nin aldığı proaktif önlemlerin gerçek ilerleme sağlayabileceğine inanıyorum’ diyor.
Pınar Ersoy, genç bir gazeteci olarak Obama demeciyle rakiplerine fark attı.
Meslek hayatında unutamayacağı anlardan birisi herhalde Beyaz Saray Sözcüsü Caitlin Hayden’ın cuma günü saat 11.30’da geçtiği ‘Selam Pınar, Başkan’ın Milliyet’le yaptığı interview’i geçiyoruz’ notu olacaktır.
Teşekkürler Pınar.
Kutluyoruz.

DİĞER YENİ YAZILAR