BDP KAMPI

Silvan saldırısının gerçekleştiği gün ‘demokratik özerklik’ ilan ettiklerini açıklayan BDP’liler, bu sürecin pratikte nasıl işleyeceğini tartışmak üzere Van’da bir araya geldiler.
BDP’nin Van kampına ‘Tek taraflı özerklik ilanını yanlış buluyorum’ diyen Şerafettin Elçi katılmadı.
Kampa katılan Altan Tan’ın da ‘Anayasa değişikliği süreci devam ederken tek taraflı olarak, tartışılmadan gündeme getirilen özerklik ilanına’ itirazı var. Sırrı Süreyya Önder ve Levent Tüzel’de Van’a gitmeyen isimler. Önder’e geç haber verilmiş. Tüzel’in de başka programı varmış.
‘Blok’ adaylarının sıkıntılı olduğunu tahmin etmek güç değil.
Özerklik duyurusunu yapan Demokratik Toplum Kongresi(DTP) Eş Başkanı Aysel Tuğluk, Silvan’da ölümlerin yaşandığı gün üzüntü beyanı bile olmaksızın toplantıya devam edilmiş olmasıyla ilgili eleştirileri, ‘Açıklamayı keşke o gün yapmasaydık’ diye yanıtlamış. Tuğluk’un sözlerinden ‘özde’ bir kınama çıkmıyor; 13’ü asker, 7’si PKK’lı 20 can kaybına rağmen bir ‘zamanlama’ sorunu olarak ‘özerklik ilanı’nın şanssız bir güne rastladığından duyulan rahatsızlık dile getiriliyor.
Oysa şiddeti reddeden, barışı savunan bir partinin sözcülerinin Silvan konusunda çok daha insancıl mesajlar vermeleri beklenirdi.
Futbol jargonuyla söylemek gerekirse, BDP yine top çevirmeye devam edecek.
İmralı ile Kandil arasına sıkışan parti üyeleri 12 Haziran seçimlerinde ‘haklıyken haksız duruma düştüler!’
Sola açılarak Leyla Zana başta, ağırlıklı bir listeyle seçime giren bağımsızların bir kısmı YSK tarafından ‘veto’ edildiğinde kamuoyu buna şiddetli tepki gösterdi. Seçimde 2 milyon oy aldılar. 36 milletvekili çıkardılar. Bu başarı Kürt sorununun Parlamento zemininde, yeni Anayasa ile çözümü yönünde büyük umut yarattı. Hatip Dicle’nin seçilmesine rağmen YSK tarafından üyeliğinin düşürülmesi de tepki gördü. BDP’lilerin ‘yemin boykotu’ ile bu adaletsizliğe isyan etmeleri de haklarıydı. Nitekim kamuoyu o eylemi de yadırgamadı.
Ancak boykot uzadıkça BDP’nin Ankara yerine Diyarbakır’ı merkez alan bir siyasete yöneldiği görüldü.
BDP topa girmektense, ‘kriz’e oynamayı tercih etti.
Bu süreç İmralı’nın ‘devletle anlaştık, Barış Konseyi kurulacak’ dediği günlerde Silvan baskınıyla sabote edilmese BDP’liler yine de haklı görülebilirlerdi. Ancak Aysel Tuğluk’un açıklamasıyla ‘yangına körükle gittiler!’ 20 genç insanın hayatını kaybettiği ortamda tek bir kınama cümlesine bile ihtiyaç duymadan, KCK’nın direktifiyle ‘demokratik özerklik’ ilan ettiler. İmralı’yı da ‘ters köşe’ye yatırdılar. Öcalan özerkliğin pratikte çok da fazla anlamı olmadığını söylüyor. Silahı elinde bulunduran güç KCK ise ‘demokratik özerkliğin hayata geçirilmesi’nden yana.
Van’daki BDP kampında özerkliğin pratikte nasıl işleyeceği tartışılacak.
Kamptan sonra Meclis’e dönüş olacak mı? Ekime inşallah!

DİĞER YENİ YAZILAR