Berlin değil Taksim

Bir tabu daha yıkıldı! 1 Mayıs 1977’deki katliamdan 32 yıl sonra ‘makul sayıda’ sendika, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ‘işçi bayramı’nı buruk da olsa, Taksim Meydanı’nda kutladılar.
Pangaltı’da toplanan kortejin DİSK, KESK, CHP ve TKP bayraklarıyla Taksim’e girdikleri anda tarih yeniden yazılıyor gibiydi. Demokrasi serüveni darbelerle kesintiye uğratılmış bir ülkede kaybedilen değerlere dönüşün her defasında daha ağır maliyeti oluyor. Türkiye’de 1 Mayıs’lar 1977’de örülen ‘korku duvarları’ aşılarak özgürce kutlanabilse makul çoğunluğun polis barikatları arasından Taksim’e ulaşması 1989 Berlin’ini çağrıştırmazdı.
Ellerinde bayraklarıyla Taksim Anıtı’nı kuşatan topluluğun coşkusu, ‘Soğuk Savaş’ı bitiren Berlin’i anımsatıyordu.
Kurtuluş Savaşı’nın Ankara’sında 1922 yılında kutlanan 1 Mayıs, 1930’lardan itibaren egemen sınıfların sol karşıtı politikalarının önemli simgelerinden biri haline geldi. Yasaklandı.
1960’larda sanayileşme ve işçi hareketinin güçlenmesi, sol akımlar, 68 devrimiyle 1 Mayıs’lara dönüş başladı.
DİSK’in kitlesel bir anlam kazandırdığı 1977 1 Mayıs’ı en görkemli olanıydı. Ancak kalabalığa açılan ateş sonucu en az 300 bin kişinin olduğu Taksim’deki panik, 36 kişinin ölümüne yol açtı. ‘Kanlı 1 Mayıs’ olarak tarihe geçen olaydan 32 yıl sonra DİSK ve KESK’in öncülüğünde 1 Mayıs dün ‘makul sayıda’ katılımcıyla Taksim’de kutlandı.
1977’de Taksim’i yaşayan Filistinli sendikacının dünkü Milliyet’te çıkan sözleri yaşanan acıların ne denli güç küllendiğine örnektir:
“Bana göre 1 Mayıs 1977 bir katliamdır. Filistinliyim ve çok katliamlar gördüm, buradaki olay bambaşkaydı, çünkü bir şölen için buluşmuş işçilere ateş açmak bir utançtır. O anı hayatım boyunca unutamadım. Beni çok etkiledi. Bize onca insanın ölümünden kimin sorumlu olduğunun bulunamadığını söylediler. Türkiye’ye gelince, geçen akşam Süleyman Çelebi ile Taksim Meydanı’na, o günü, kaybettiğimiz işçileri anmaya gittik. Baktım ki meydan inanılmaz kalabalık, çok değişmiş. ‘Ne oluyor, 1 Mayıs 1977’den daha kalabalık olmuş burası’ dedim. ”
Filistinli sendikacının gözlemi gerçekçi.
Valilik ve emniyet Taksim’i kuşatarak ‘1 Mayıs sendromu’ yaratmasa kutlamalar normalleşecek. Hayat normale dönecek.
İşçiler, emekçiler, 1 Mayıs’ı kutlarken, İstanbullular da baharın coşkusunu yaşayacaklar.
ABD’de İşçiler Günü, New York’un en turistik yeri 5. Cadde trafiğe kapatılarak kutlanır. İngiltere’de Trafalgar Meydanı, Oxford Caddesi ve Hyde Park da gösteri olmayan gün yoktur.
Taksim’i 1 Mayıs’a kapatacağız diye ortalığı savaş alanına çeviriyoruz.
Atılan taşlar, kırılan cam çerçeve, gaz bombaları altında bayram kutlanır mı? Neyse ki olaylar bu yıl düşük yoğunlukluydu.
Duvar yıkıldı. İşçiler Taksim’e çıktı.