Berna’nın suçu!

Parasız eğitim istemenin cezası 19 ay hapis yatmak olur mu? Türkiye’de oluyor.
Milliyet’in Şilili öğrenci lideri Camila’yla benzerlik kurarak manşete taşıdığı Berna ile Ferhat’ın davasından söz ediyoruz. Dünyanın her yanında öğrenciler, eğitim hakları için pankart açarlar, gösteri yaparlar. Ayaklanırlar. İsyan ederler. Ancak bizdeki gibi şiddet içermeyen bir eylemin terör örgütü üyeliğine dayandırılması sonucu 19 ay hapis yatmazlar!
Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer iki yıla yakın tutuklu kaldıktan sonra nihayet tahliye edildiler.
Danimarka’da eylül ayında yapılan seçimlerle ilgili çarpıcı bir öykü yayımlandı.
Kırmızı Yeşil İttifak’ın 27 yaşındaki lideri Johanne Schmidt Nielsen, 42 bin oy alarak parlamentoya girmiş. Danimarkalı genç aktivist, 2007 yılında üniversite öğrencilerinin burslarının kesilmesini protesto etmek amacıyla ekonomi bakanlığında düzenlenen bir eylemde 200 kilo makarnanın içine atlamasıyla tanınmış. Kadın eşitliği, eşcinsel hakları ve daha pek çok muhalif hareketin öncüsü olarak sosyal hizmetler bakanlığına kırmızı jartiyer asmaktan, parktaki çalıları boyamaya marjinal eylemlere katılmış. Popülaritesi giderek artmış ve seçilmeyi başarmış.
Sağ kanat politikacılar Johanne’ın “tehlikeli bir komünist olduğunu” söylüyorlarmış.
Berna ve Ferhat’ın öyküsünde marjinal bir yön yok.
Suçları “parasız eğitim hakkı” istemek
14 Mart 2010 tarihinde açtıkları pankart nedeniyle başlarına gelene bakın:
“Ferhat ve ben, en başta kendi hakkımızı, genelde de tüm öğrencilerin, ailelerin hakkını dile getirdiğimiz için 1,5 yıldır bedel ödüyoruz. Bu süre içerisinde hızla okuldan atıldık. Beraatimizi isteyen savcı ise sürgün edildi. Parasız eğitim istemek suç değil haktır.”
Berna Yılmaz Ankara Üniversitesi Antropoloji bölümünde okuyormuş.
Dördüncü sınıf öğrencisiyken okulla ilişiği kesilmiş.
Başbakan’ın bulunduğu toplantıda pankart açma eylemi aslında “düşünceyi açıklama özgürlüğü”nün içinde. Savcı da böyle değerlendirmesine karşın “örgüt üyeliği” kapsamında 15 yıl hapis cezası isteğiyle suçlandılar.
Pankart açmak totaliter ülkelerde bile artık suç değil!
2005 yılındaki Terörle Mücadele Kanunu bu yolu açtı.
En sıradan eylemler bile “örgüt” bağlantısı ve “kuvvetli suç” şüphesiyle insanların aylarca cezaevinde kalmalarına yol açabiliyor.
Şili örneğinde ise parasız eğitim isteyen ve aylardır sokakta olan öğrencilerin haklarını savunan Camila Vallejo bakanlarla masaya oturup müzakere edebiliyor.
Cezaevinde geçen 19 ayın sonunda Berna’nın isyanını nihayet yargı da duydu. Ferhat Tüzer’le birlikte serbest bırakıldılar.
Pankart davası, cezaya dönüşen tutukluluk sürelerine ilişkin son dramatik örnek. TBMM, Anayasa’dan önce terörle mücadele ve ceza yasalarını gündeme almalı.