BJK'nın dramı

BJK'nın dramı



Bir zamanlar kartaldı! Ligde ilk yarıyı maç farkıyla 11 puan önde kapatan Beşiktaş dört maçta 10 puan kaybederek tarihi bir rekora imza attı. Şampiyonluğu zora soktu.
Rüya takım gitti, kâbus başladı.
Türkiye'den bir süre uzak kalanlar, 'memlekette hiçbir şeyin değişmediği' izlenimiyle yurda dönerler. Beşiktaş, liderliği Fenerbahçe'ye kaptırmakla bu yargıyı da değiştirmeyi başardı!
Şaka gibi...
Şampiyonluğa oynayan bir takım, dört haftada her şeyi birden kaybeder mi?
Beşiktaş, Chelsea maçıyla önce Avrupa Şampiyonlar Ligi hedefinden koptu. Ancak UEFA umudu sürüyordu.
8 Aralık'ta şunu yazmışız:
"Geçen yılın şampiyonu Beşiktaş, ligde arayı açıyor. Bu yıl da şampiyonluğu kaptırmaz! Ancak bu performansın Avrupa'ya taşınması şart. Taraftarın özlemi artık dışarıda başarı. Lucescu'nun yönetiminde istikrarı yakalayan Beşiktaş, rüzgarı arkasına aldı. Bu öyle bir rüzgar ki, sihirbaz diye anılmaya başlayan Sergen'in Fenerbahçe maçında kırılan dişlerini sızlatan soğuk bile usta golcünün hızını kesemiyor. Sergen yattığı yerden Adana'ya golünü atıyor."
Adanaspor maçından sonra Lucecsu'nun sözlerini 'Beşiktaş ruhu' diye başlığa taşımışız:'Değişmemiz gerektiği anda değiştik. Sahada Beşiktaş ruhu canlandı ve maçı kazandık.'
Beşiktaş, ilk yarıda ligin en fazla gol atan en zor gol yiyen takımıydı. Avrupa kupalarında son dakika şokları yaşanmasa yıllardır özlenen başarı gelebilirdi. İspanya'da Valencia'dan son saniyelerde yenen gol moral motivasyonu yıktı. Ardından da İstanbulspor ve Trabzon yenilgileri geldi.
Soğukkanlı tutumuyla tanıdığımız Lucescu bile 'şapiyonluğun zora girdiğini' itiraf ediyor.
Başarısızlık mazeret kabul etmez!
Geçen aya kadar yükseklerde uçan kartal tarihinin en dramatik sonuçlarından birine doğru umutsuzca kanat çırpıyor. Gelinen nokta Samsunspor maçındaki hakem hatalarına ya da 5 futbolcunun oyun dışı kalışına bağlanamaz.
Beşiktaş'ın ikinci yarıya kötü başlangıç yapmasında kenar yönetiminden malzemecisine, futbolcusundan başkanına kadar herkesin zincirleme sorumluluğu var. Hatta bu çöküşün başlangıcını İnönü'deki maçtan sonra Galatasaray'dan özür dileyerek 'tribün desteği'ni kaybeden Serdar Bilgili'nin kongredeki 'tek adam'lık hırsına kadar götürenler var.
100. yılda kazanılan şampiyonluk ardından Beşiktaş'ta sergilenen birliktelik ruhu da aşınmış gözüküyor. Yıldırım Demirören'in istifası, Bilgili'nin 'kongre tercihleri' yönetimdeki iç hesaplaşma ve sancıların takımı da etkilediği izlenimini doğuruyor. İlhan Mansız'ın satışındaki zamanlama bile tartışılabilir.
Dileriz kartal yaralarını sarar.
Şampiyonluğa kanat çırpar.