Boğaz'da eylem

Boğaz'da eylem

       TEKNENİ al gel!
       İstanbul bugün son yılların en görkemli çevre eylemlerinden birine sahne olacak.
       Balıkçı tekneleri, İstanbul Boğazı'nı deniz trafiğine kapatacaklar.
       Benzer eylemleri "Greenpeace" yapar. Dünya çevre hareketinin bu etkili kuruluşu önceliği denizlerin korunmasına ve nükleer denemelerin önlenmesine vermektedir. Bu amaçla Pasifik'te yaptığı eylemleri, Fransız donanmasına ait komando birlikleri güç bela önleyebilmiştir. "Greenpeace"e ait gemilerin İstanbul Boğazı'nda da uyarı gösterileri yaptığı anımsanacaktır.
       Türkiye'deki sivil toplum örgütleri, deniz taşımacılığının yol açtığı tehlikeleri dünya ölçeğinde protesto etmek için ilk kez böylesine etkin bir çaba içerisindeler. Bugün inisiyatif, Beykozlu, Büyükdereli, İstinyeli, Arnavutköylü, Beşiktaşlı, Üsküdarlı balıkçılarda olacak.
       Boğaz'a çıkacak tekneler için pek çok buluşma yeri saptanmış.
       Anadolukavaklı balıkçılar, Çengelköy iskelesinden hareket edecekler. Buradan Kemal Reis adlı balıkçı motorunda sivil toplum örgütleri temsilcilerinin yanı sıra Çevre Bakanı İmren Aykut da bulunacak.
       Balıkçıların eylemi Rumelihisarı'nda noktalanacak.
       İstanbul Boğazı, Türkiye'nin çevre ihmaline en fazla uğrayan, yeşilin ve mavinin inanılmaz ölçüde tahribini yaşayan alanıdır.
       İstanbul'da oturanlar ve Boğaziçi'nde yaşayanlar bunun ne ölçüde farkındalar bilinmez ama 1960'lardan sonraki dehşet verici bozulmayı görmek için televizyonlarda oynayan "eski Türk filmleri"ne bakmak yeterlidir.
       Yeşilçam'ın "siyah - beyaz" aşk filmleri çok değil 25 - 30 yıl önceki İstanbul'da çevrilmişti. O dönemin İstanbul'u yeşil tepeleri, erguvanlarla bezenmiş köşkleri, Hülya Koçyiğit'lerin, Türkan Şoray'ların fabrikatör babalarının, damat inadı yüzünden verem olduğu yalılarıyla ünlü İstanbul'u doğal plato olarak kullanan yapımcılar başka dekor ihtiyacında değildi.
       Aradan geçen sürede çok şey değişti. Eski aşklar filmlerde kaldı, doğal güzelliklerin yerini yapay dekorlar aldı. Günümüzün betonlaşmış İstanbul'unun ruhsuz görünümüyle, televizyonların İbo Show'lu, Hülya Avşar'lı stüdyo mekanlarının sahte renkleri nasıl da denk düşüyor.
       Yine de kurtarılacak şeyler için çaba göstermeli, yitmeyen değerleri korumalıyız.
       Boğaz'ın sularındaki canlı türleri ve yok olmaya yüz tutan balıkçılığımız için hala bir şeyler yapabiliriz.
     "Tekneni Al Gel" eylemi bir pazar günü fantezisi değil, gelecek kuşaklar adına temiz tutmamız gereken denizleri korumaya dönük tarihi bir girişimdir.
       Çünkü, İstanbul Boğazı Orta Avrupa'nın Tuna Nehri yoluyla Karadeniz'e boşalttığı atıkların yanı sıra, petrol tankerlerinin yol açtığı kirlenme nedeniyle de can çekişmektedir.
       Boğaz'dan transit geçiş yapan gemi sayısı 50 bine ulaşmış.
       Önlem alınmazsa Boğaz trafiği birkaç kat artacak. Tam bir petrol yoluna dönüşen bu trafik nedeniyle, İstanbul Boğazı aynı zamanda dünyanın en tehlikeli seyir güzergahlarından birisi sayılıyor.
       Gemi kaptanları 18 millik Boğaz yolunu katetmek için 12 kez rota değiştiriyormuş. Çok dar ve girintili çıkıntılı olan Boğaz'ın dibindeki kuvvetli akıntı da kılavuzsuz gemileri zor durumda bırakıyor.
       Kapasitesini aşan bu yoğun deniz trafiğinin yol açtığı kazalar İstanbul'u yalnız çevre sorunlarıyla değil, büyük yangın tehlikesi ve infilakların yol açacağı kimyasal tahribatla da karşı karşıya bırakıyor. Bu tür olumsuzlukların kitlesel imha tehdidine dönüşmesi olasılığını da gözden uzak tutamayız.
       Yılda 70 milyon ton akaryakıt taşınan Boğaz trafiğindeki bu yoğunluğun kaçınılmaz kıldığı deniz kazalarının sonuçlarını akıldan çıkarmayalım. Romen "Independenta" gemisinin 20 yıl önce yol açtığı facia ne çabuk unutuldu? Beykoz Ormanları'nı tümüyle yok edecek kazanın üzerinden birkaç yıl geçti.
       Boğazları, bilgisayarla denetleyecek radar sistemi nihayet kuruluyor.
       Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Güven Erkaya bu çalışmayı titizlikle yürütüyor.
       İstanbul'daki balıkçıların tekneleriyle deniz trafiğini kesme eylemi, dünyaya anlamlı bir mesaj olacak.
       Önerimiz benzer girişimin Gökova'da da yapılmasıdır.
       Tekneni al gel.
       Gökova'yı da kurtaralım!



Yazara E-Posta: D.Sazak@milliyet.com.tr