Bumerang

12 Eylül referandumundan iktidar kazançlı çıktı; CHP ve MHP’nin anayasa paketi değişikliğini “güvenoylaması”na çevirme stratejisi “bumerang” gibi muhalefeti vurdu.
Haftalardır “hayır” kampanyası yapan Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da seçmen kaydı olmadığı için oy bile kullanamadı! Hayır oylarının yüzde 42’de kalması ise AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın hızını kesmeyi hedefleyen CHP’nin 9 ay sonraki seçim için uyandırdığı umutlar da hayli geriledi.
Başbakan Erdoğan’ın elinde şimdi 2007’de aldığı yüzde 47 oyu 2011 seçimlerinde koruma olasılığını güçlendiren ve 2012’de Cumhurbaşkanlığı’na aday olması halinde ilk tur için gerekebilecek yüzde 50 çıtasını rahatlıkla aşmasını sağlayacak yüzde 58 gibi önemli bir koz bulunuyor.
Ortaya çıkan tablo, aslında bir “tek parti” egemenliğine işaret ediyor.
Türkiye’nin çok partili düzene geçtiği 1950’lerden bu yana yapılan seçim sonuçları, muhafazakâr sağ ve sol arasında yüzde 60-40 gibi bir dengenin varlığına işaret ediyor.
Ecevit’in CHP’si bu oyları 1970’lerde yüzde 44’e dek çıkarabilmişti.
12 Eylül darbesiyle bu denge bozuldu.
Bugün 1980 cuntasıyla hesaplaşmayı unutmuş gözüken sol, sınıfsal ve ideolojik olarak yenilen ağır darbenin, ülkeyi otuz yılda nereye getirdiğini sorgulamadan AKP’nin İslamcı köklerine bakarak bütün dikkatini devletçi, statükocu yapıları korumaya veriyor.
CHP de zaten sol, demokrat, özgürlükçü bir çizgiyle AB yolunda ilerlemek yerine MHP ile koalisyon hesaplarını da içeren “ulusalcı” kulvarda yalpalıyor, tökezliyor.
Kılıçdaroğlu’nun kampanyadaki en büyük hatası da AKP’yi demokratik çözümler konusunda yalnız bırakmak oldu. Türkiye’deki değişimi okuyamadı Kemal Bey. Sadece yoksulluk ve havuzlu villa söylemiyle CHP’nin “hayır” oylarını yükseltebileceğini düşündü.
Ancak 29 Mart yerel seçimlerinin hatta “kaset” ortaya çıkmadan önce Baykal’ın yüzde 28’lere çıkarttığı CHP’yi yeniden yüzde 23-24’lere geriletti.
Bundan kuşkusuz CHP Politbürosu’nun etkisi var:
Kılıçdaroğlu genel başkan ancak “birinci adam” Önder Sav.
Referandumda “hayır“ oyları yüzde 49-50’leri bulsa, Kemal Bey’in liderliği tartışılmayacaktı. Ancak bu sonuçlar partiyi yeni bir kurultaya götürür.
CHP’deki oy kayıpları Kılıçdaroğlu’nun söylemine ve başörtüsü, genel af gibi çözümü güç sorunlar karşısındaki acemiliğine bağlanır ve partinin “özgürlükçü sol“a değil, “ulusalcı” bir çizgiye açılması üzerinde düşünceler güçlenirse Kemal Bey’e alternatif aranır. CHP, 2011 seçimlerine yeni bir genel başkanla gider.
Kılıçdaroğlu’nun dünkü “sıkıntılı” hali bu olasılığı öne çıkarıyor.
MHP’de Devlet Bahçeli için de benzer tehlike var.
Muhalefet, bütün barutunu referandumda kullanarak, seçimi riske attı.
Burası Türkiye desek de, Başbakan Erdoğan’ın “başkanlık yolu”nda hayli rahatladığını söyleyebiliriz.