Çadır devleti

Tunus ve Mısır’dan sonra Libya’da Kaddafi rejiminin de sonu geliyor. Kırk yılı aşkın diktatörlüğü sürdürme adına “iç savaş”ı göze aldığını ilan eden Kaddafi’nin acımasızlığı; sivillerin üzerine bomba yağdıran savaş uçakları, tanklar ve keskin nişancılarla ortaya çıktı. Ölü sayısı yüzlerle ifade ediliyor. Libya lideri halkına savaş ilan ederken, bazı kentlerin göstericilerin eline geçtiği bildiriliyor.
Ülkeden tahliye edilmeye çalışılan 25 bin Türk vatandaşı arasından ilk kayıp haberleri de gelmeye başladı.
Bir yurttaşımız uzaktan açılan ateşle hayatını kaybetmiş.
Kaddafi, Libya’yı terk etmediğini göstermek için televizyona çıkıp halka “Irak gibi ABD işgali mi istiyorsunuz?” diye seslendi. Böyle zamanlarda “dış düşman” halkı bir arada tutmanın en kolay yolu olarak gözükür. Albay Kaddafi’nin Trablus’ta öfkeli kalabalıklara meydan okuduğu yer de bu amaçla seçilmişti. 1986’da Amerikan uçaklarının bombaladığı başkanlık sarayında konuştu. O dönemde Londra yakınlarındaki ABD üslerinden kalkan uçaklar, sivil hedefleri de vurmuştu. Ve kıyamet kopmuştu. Reagan-Thatcher ikilisine karşı savaş karşıtı İngilizlerin Londra’da altı saat süren protesto eylemleri müthiş etkili olmuştu.
Kaddafi’nin imajı İskoçya üzerinde düşen Panam uçağından sonra bir daha düzelmeyecek şekilde sarsıldı. Uçağa konan bombanın Libyalı teröristlerin işi olduğu yargısı Batı’da pekişti.
Libya, “haydut devletler” arasında sayılmaya başlandı.
Son yıllarda Kaddafi, petrol lobisini arkasına alarak İtalya ve Fransa üzerinden Avrupa ile ilişkilerini normalleştirmeye başlamıştı.
ABD’nin 11 Eylül’ü, Afganistan ve Irak işgalleri, “Saddam’ın sonu” gibi faktörler de Kaddafi’yi Ortadoğu liderleri arasında daha düşük profilli bir konuma geriletmişti.
İlginçtir. ABD ve Batı’nın gözünde uzun yıllar, “terörist ülke ve lider” konumunda olan Kaddafi, Libya’da ayakta kalmak için El Kaide’nin ülkesini ele geçireceğinden söz ediyor, üzerine ateş açtığı halka, “Irak gibi ABD işgaline mi uğramak istiyorsunuz?” diye soruyor.
Arap coğrafyasındaki tiranlıklar, petrole dayalı bir egemenlik kurdukları için başlangıçta halkı maaşa bağlayarak göreli bir refah sağladılar. Parti ve aşiret dengeleri üzerinden “tek adam” rejimleri kurdular. Ve önemli ölçüde silahlandılar.
Ancak kırk yılın sonunda bu denge bozuldu.
Halk artık sadece ekmek değil, demokrasi ve özgürlük de istiyor.
Tunus’ta, Mısır’da, Libya’da, Yemen’de, Bahreyn’de yaşananlar budur.
Ancak Libya örneğindeki gibi kırk yıllık diktatörlük yıkıldıktan sonra “çadır devleti”nin yerini ne alacak? Mısır’da bile devrim, ordunun “geçici” de olsa yönetime el koymasıyla sonuçlandı. Ortada kişilerden bağımsız, kurumlarıyla işleyen bir devlet olmayınca demokrasiye de geçilemiyor!
Dileriz Libya’da geçiş daha fazla kan dökülmeden gerçekleşir.