Çankaya adayları

Çankaya adayları


       Koalisyon liderlerinin, üç partinin Meclis'teki sandalye sayısına (351) güvenerek cumhurbaşkanı seçtirmeleri ne ölçüde mümkündür?
       5 Nisan öncesinde olsa bu soruya belki olumlu yanıt verilebilirdi. Ancak, partilerin kendi iç hesapları ve hükümet dışı "yeni dengeler" artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının göstergesidir.
       Demirel turları, masa başı uzlaşmalarının parlamentoyu bağlamayacağını kanıtlamadı mı?
       29 Mart'taki ilk oylamada 101'inci maddeye verilen 253 oy, koalisyon partilerinden - Meclis'e başkanlık eden Akbulut'u düşüyoruz - 97 fire anlamına geliyordu. Bu sayının 67'si ANAP'a ait gözüküyordu. Kabinedeki 38 üyeden 15'i de ret oyu vermişti.
       İkinci turdaki yoğun baskıya karşın Demirel'e yönelik oylar 303'e çıkabildi.
       Demek ki, liderler uzlaşmış gözükseler de bu "uyum" oya yansımıyor. Üstelik koalisyon blokunun "tek aday" üzerinde anlaşması hiç kolay değil. Çünkü ortaklardan biri, ANAP Genel Başkanı Yılmaz, Çankaya hesabı yapıyor ve öteki liderlerin desteğini bekliyor.
       Ecevit, Meclis'te uğradığı Demirel yenilgisinin nedenini bilmiyor mu?
       DSP ve MHP liderleri küçük ortağa, aşırı nezaketlerinden ötürü adaylık şansı tanısalar bile, Meclis grupları bu desteği verir mi? Hani, ANAP lideri Yüce Divan'dan aklanıp gelecekti? Kabinede görev almayışının gerekçesi unutuldu mu?
       Etik kaygılar bir yana, siyasi açıdan baktığımızda merkez sağın iki partisini seçimde geride bırakmış olan MHP yönetimi, Mesut Bey'i Çankaya'ya çıkartıp ANAP'ı güçlendirmek ister mi? Bahçeli buna niyetlense bile kurmayları, "Devlet Bey siz isteseydiniz başbakan olurdunuz. Kabinede ikinci adamlığı kabul ettiniz, Meclis başkanlığını ANAP'a verdiniz. Şimdi de rakibinizi cumhurbaşkanı yapıyorsunuz. Buna hakkınız yok!" diye karşı çıkarlarsa ne olacak?
       Aynı serzenişi DSP Parti Meclisi, Ecevit'e yapmayacak mı?
       Demirel, "partiler üstü"ydü diyelim, İsmail Cem gibi pırıltılı isim dururken, ANAP'lı ya da MHP'li bir adaya DSP'li milletvekilleri nasıl oy verir?
       İşte bu manzara, üçlü zirveden "tek isim" çıkarmanın güçlüğünü ortaya koyuyor. Meclis içinde şimdiden onlarca "aday adayı" Çankaya düşü kurarken liderlerin işi gerçekten zor.
       Aslında "aday dayatması" yerine, seçenekleri çoğaltmak akılcı olmaz mı? Tabii, aday enflasyonundan kaçınmak ve cumhurbaşkanlığını partiler arası bir yarışa dönüştürmemek de gerekiyor.
       Meclis dışından da saygın, dürüst, namuslu Cumhuriyet'in niteliklerine sadık, laik, demokrat isimleri listeye eklemek mümkün. Asker kökenlilerde Torumtay'ın şansı, Karadayı'dan fazla.
       Bir hukukçu, bilim adamı ya da diplomat neden düşünülmesin?
       Türkiye'nin Washington Büyükelçisi olarak 10 yıl başarıyla görev yaptıktan sonra emekliye ayrılan Nüzhet Kandemir pekala aday gösterilebilir.
       Ülkemizi ziyaret etmekte olan Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau da geçen yıl "dışarıdan" Cumhurbaşkanı seçilmemiş miydi? Kısa süreli SPD liderliği akla Altan Öymen'in "İnönü formülü"nü getiriyor olsa da başka çağrışımlar uyandırması da mümkün. Devleti tanıyan, dil bilen, yurtiçi ve dışında temsil yeteneği yüksek, askeri ve sivil bürokrasinin üzerinde "tarafsız" isimlere de şans tanınmalıdır.
       Hükümet sorumluluğu Ecevit'te olacağına göre siyaseten aktif olmayan, "düşük profilli cumhurbaşkanlığı" dönemine geçiş çözüm olabilir!



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr