Çark

TÜSİAD, Türkiye’deki “demokrasi açığı”nı 12 Haziran’da oluşacak yeni Meclis’in “yeni Anayasa” ile kapatabileceği düşüncesinden hareketle başlattığı çalışmanın sonucunu geçen hafta görkemli bir toplantıyla açıklamıştı. Prof. Ergun Özbudun ve Prof. Turgut Tarhanlı’nın sunumuyla “tartışmaya açılan”, “Yeni Anayasanın Beş Temel Boyutu” adlı çalışma 20’ye yakın akademisyenin katılımıyla altı ay süren “Yuvarlak Masa” toplantılarında ortaya çıkmıştı.
Bu çalışma TÜSİAD’ın girişimiyle başlatılmıştı ve Ümit Boyner’in açıkladığı gibi TÜSİAD ortaya bir Anayasa taslağı ya da metni koymuş değildi. Ancak yine Boyner’in sözleriyle anayasaları “darbeden sonra” yapma geleneği olan Türkiye’nin ihtiyacı olan sivil, demokratik ve özgürlükçü bir anayasayı seçimle oluşacak yeni Meclis’ten bekleme hakkını TÜSİAD, akademik bir hazırlıkla toplumla paylaşıyordu.
Açıklanan metin TÜSİAD’dan beklenmeyecek ölçüde “ilericiydi!”
Nitekim bu görüşümüzü toplantıların tamamını izledikten sonra ifade ettik.
TÜSİAD’ın Anayasa atağı, 12 Eylül referandumundaki “bitaraf/bertaraf” polemiklerine de yanıt niteliğindeydi. TÜSİAD 40. kuruluş yılı etkinliklerini “yeni Anayasa”yla da sınırlandırmamış, ertesi gün “Devlet-Birey” ilişkilerini konu alan panelde İspanya ve Güney Afrika’dan katılımcılarla, ETA, IRA deneyimiyle Kürt sorununun çatışmasız çözümü üzerine uluslararası deneyimleri masaya getirmişti.
Anayasa tartışması, bu çok önemli görüş ve önerileri “gölgeledi.”
Ve TÜSİAD’ın Türkiye’nin “3 bölen”i değil, “3 birleştiren”i olacağı umuduyla gündeme taşıdığı “kimlikler”, “din ve vicdan özgürlüğü”, “kuvvetler ayrılığı” ilkeleri, kurum ve kurallarıyla ilgili önerme Anayasa’nın “değiştirilemez maddeleri”ne kilitlendi.
TÜSİAD’ın “Yeni Anayasanın Beş Temel Boyutu” olarak tartışmaya açtığı akademik çalışmada “Devlet şekli Cumhuriyettir” maddesi dışında 1982 Anayasası’nın “değiştirilemez maddelerinin de değişebileceği” savunuluyordu.
Nitekim “laik”likle ilgili kaygıları tetikleyen bu yaklaşımın ve Kürt sorununun çözümüne de katkı sağlayabileceği düşünülen “yerel bölge yönetimleri” gibi önerilerin TÜSİAD içinde tepkilere yol açacağı toplantıda yöneltilen sorulardan belli olmuştu.
Cem Boyner, TÜSİAD’ın tartışmaya açtığı Anayasa çalışmasının arkasında duramayacağını, hayli provokatif bir soruyla, “İnsanlığın özgürlüğü, onuru, hakları ülkenin bölünmesinden daha önemlidir” diyerek yüksek sesle ifade etmişti. Ve “arkasında duramayacaksanız hocaları yormayalım” demişti.
TÜSİAD dün yayımladığı 13 maddelik muhtırayla kendi hazırlattığı Anayasa taslağını rafa kaldırmış oldu.
Üç günde ne değişti de TÜSİAD çark etti?
TÜSİAD’ın bu tutumu 1961 Anayasası’nın özgürlükçü ruhunu, “Toplumsal gelişme ekonomik gelişmenin önüne geçti” diye ortadan kaldıran 12 Mart’ın generallerini çağrıştırıyor.