Çelebi, Taksim’de ne söyleyecekti?

Derya Sazak 1 Mayıs akşamı, Şişli’deki DİSK Genel Merkezi’nden izlenimleri kaleme aldı.

1 Mayıs akşamı, polis kuşatması altındaki Taksim Meydanı’nda CNN Türk’ün canlı yayınına katıldıktan sonra Mithat Bereket ile birlikte Şişli’deki DİSK Genel Merkezi’ne uğruyoruz.
Ortalık biraz yatışmış, 2 robocop’a rastlıyoruz. Usulen soruyoruz, DİSK Genel Merkezi’ne ‘nasıl gireriz’ diye... Televizyondaki sahnelerden sonra ara sokakları kullanmak hâlâ tehlikeli olabilir! Genç polisler sabahtan beri nereyi abluka altında tuttuklarından habersiz, ‘Biz Mersin’den geldik, bilmiyoruz’ diyorlar. 

Savaştan çıkmış gibi Çelebi, Taksim’de ne söyleyecekti
Bu yanıt ürkütücü, İstanbul dışından gelen bu ekiplerin uykusuz bir gecenin ardından oraya buraya gaz bombası yağdırırken, silaha davranmaları halinde neler olacağını düşünmek bile nasıl bir felaketten döndüğümüzü gösteriyor.
‘Taksim’e çıkmasınlar’ diye polisin 06.30’dan itibaren tazyikli su ve gaz kullanarak bine yakın insanı 7 katlı binanın içine hapsettiği DİSK binasının giriş katı ‘savaştan çıkmış’ gibiydi. Benzer manzarayı 1980 askeri darbesinden sonra kapatılan CHP arşivinin SEKA’ya gönderilmek üzere parti binasının talan edilmesi sırasında görmüştüm.
Süleyman Çelebi, ‘12 Eylül’de bile böyle bir tablo yaşanmadığını’ anlatıyor. Camlar kırılmış, 1 Mayıs için hazırlanan pankartlar, dövizler yerlerde; yan odadan rahmetli Kemal Türkler’in eşi Sebahat Hanım kırık dökük eşyaların üzerinden atlayarak çıkıyor. Boğazını yakan biber gazının etkisinden kurtulabilmiş değil, ‘geçmiş olsun’ diyoruz. Güçlükle konuşabiliyor, Kemal Türkler’in emaneti sendikacıları 1977-78’lerin anılarıyla bağrına basıyor. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi’yi gösteriyor:
‘O benim oğlum, çok korktum kalp krizi geçirecek diye’.
Dokunsanız ağlayacak.

11 Eylül gibi
Gaz bombalarının etkisi saatler sonra bile dağılmamış. Genizleri yakıyor. Karanfillerden yapılmış ‘1 Mayıs’ çelengi inadına, canlı, taptaze duruyor.
Star Haber’de Uğur Dündar’ın, Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Yıkılmadım ayaktayım’ şarkısı eşliğinde ekrana getirdiği sendikacının onca su, boya ve gaza rağmen her fırsatta kapıdan çıkıp, ‘Yaşasın 1 Mayıs’ diye saatlerce slogan atması DİSK Genel Merkezi’ndeki bine yakın insanın ruh halini yansıtıyor. Ekrandaki sendikacı DİSK Örgütlenme Daire Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu. Giriş kapısında polisin püskürttüğü sendikacılar, gazdan korunmak üzere üst katlara yöneliyorlar. Camlardan sarkanların görünümü ABD’deki 11 Eylül saldırısında İkiz Kuleler’deki insanların çaresizliğini çağrıştırıyor. Bu arada ilk kez CHP, DSP ve ÖDP’liler bir aradalar. DİSK’le dayanışma gösteriyorlar. CHP’li Algan Hacaloğlu, Vali Muammer Güler’i arayarak, yürüyüşe izin verilmesini istiyor. Güler, ‘Yapamam, Bakanlar Kurulu’nun kararının dışında çıkamam’ diyor.

Çelebi konuşsaydı...
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Taksim’e çıkmaları halinde yapacağı konuşmayı ve sendikaların 1 Mayıs Bildirgesi’ni anlatıyor.
AKP, 1 Mayıs gösterilerini yasaklatmaya çalışırken, sendikalar ‘demokratik ve sosyal bir anayasa’ isteğini dile getirmek üzere hazırlanıyorlar. Bildirgenin en çarpıcı bölümü ise şöyle:
‘Bizler gerçek bir demokrasi için buradayız. Grevlerin yasaklanmadığı, sendikalı işçilerin işten atılmadığı, sendikaların ve partilerin kapatılmadığı gerçek bir demokrasi istiyoruz.’
Çelebi, ‘Konuşsaydık, AKP’nin haklarını da biz savunacaktık. Partiler kapatılmasın diyecektik’ diye bilgi verdi.

TÜSİAD aradı, Baykal aramadı
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’yi dün 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arıyor. ‘Geçmiş olsun’ dedikten sonra, sağduyulu tutumları nedeniyle kutlayıp, ‘1 Mayıs’ların gelecekte özgürce kutlanacağına’ olan inancını belirtiyor.
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın telefonu Çelebi’yi etkiliyor. Yalçındağ, çalışanların 1 Mayıs bayramını kutlayarak, ‘İstanbul’daki görüntüler, uygar bir ülkede görmek istediğimiz manzara değil’ diyor. Bu arada CHP lideri Deniz Baykal’dan bir ‘geçmiş olsun’ telefonu gelmeyişi Çelebi’yi üzmüş. Şişli’deki Ermeni vatandaşların dün sabah DİSK Genel Merkezi’ne gelerek, ‘geçmiş olsun’ dileklerini iletmeleri ise fazlasıyla mutlu etmiş sendikacıları.

Erdoğan: ‘Ergenekon’da bütün deliller Danıştay suikastına çıkıyor
Hükümetin 1 Mayıs konusundaki bu denli katı tutumunda önemli bir etken olarak ‘Ergenekon’ kuşkusunun etken olduğu belirtiliyor.
Sendika liderleriyle Ankara’daki görüşmesi sırasında Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu hassas süreçten, partisiyle ilgili kapatma davasından ve yargının ‘Ergenekon’ soruşturması ile Danıştay saldırısı arasında bağ kurmak istemeyen tutumundan söz ediyor. Toplantıda içişleri ve çalışma bakanları da bulunuyor.
Erdoğan, sendikacılara ‘Ergenekon’da bütün deliller ve kanıtlar, Danıştay suikastına çıkıyor. Bütün bilgileri gönderdik ama nedense yargı bu bağlantıyı kurmaktan kaçındı’ diye yakınıyor. Ergenekon yapılanması 1 Mayıs bağlamında AKP yönetimi iki şekilde etkilemiş:
1-Cumhuriyet mitinglerine benzer bir organizasyon olma ihtimali, dolayısıyla sadece iktidarın suçlanacak olması,
2-Taksim’de provokasyon yaşanması, kan dökülmesi ve   1 Mayıs 1977 benzeri bir katliamda çok sayıda insanın ölmesi halinde faturanın AKP’ye çıkacak olması.
Başbakan Erdoğan, sendikacılara AKP’nin kapatılmasıyla ilgili davadan duyduğu rahatsızlığı da anlatarak, ‘Siyasete girerken her şeyi göze aldık. Onun için beyaz gömlek benzetmesini yapmıştım’ diyor.