Çiller ve 28 Şubat

Siyasi tarihe “Postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat soruşturması derinleşiyor.
TBMM’deki Darbeleri Araştırma Komisyonu dönemin medya yöneticilerini dinlemeye başlarken, Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da, Refahyol Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı eski DYP lideri Tansu Çiller’in “mağdur tanık” sıfatıyla ifadesine başvurdu.
Çiller, Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) darbe planlarını haber aldıktan sonra dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’yı uyardığını, komutanları emekli etmek istediğini ancak Başbakan Erbakan’ın “Demirel imzalamaz” diye bunu kabul etmediğini açıkladı.
DYP lideri kimseden şikayetçi olmamış, 6-7 Kasım’da “Her şeyi Meclis komisyonuna anlatacağını” söylemiş.
1960’tan bu yana gerçekleşen darbelerden sonra Parlamento’da bir ilk yaşanıyor; 12 Eylül, 28 Şubat gibi hukuk davaları sürerken, siyasiler de “askeri müdahale ve muhtıraları” araştırıyorlar. Geçmişte üstü örtülen “darbe süreçleri”ni aydınlatmaya çalışıyorlar.
Komisyonun çalışmalarını bu açıdan çok değerli buluyoruz.
Doğrudur.
Sincan’da tanklar yürüdükten sonra Çiller, “darbe” yapılacağı endişesiyle Erbakan’a “komutanları emekli etme” teklifini götürdü ama bunun arkasında çok da fazla durmadı. Çünkü, o kaygıdan kendisi de yararlanmaya çalıştı! “Asker darbe yapacak” diye Erbakan’ı “koalisyon protokolü”ne göre iki yıl yapacağı başbakanlıktan erken ayrılmaya ve başbakanlığı kendisine devretmeye iknaya çalıştı.
13 Haziran 1997 tarihi kritik eşikti.
Ankara’da konuşulan “darbe” tarihi tam da o güne rastlıyordu.
Genelkurmay’daki brifingde askerin TSK İç Hizmet Yasası 35. maddesindeki Cumhuriyeti Koruma Kollama görevi uyarınca gerekirse “silah kullanacağı” ilan edilmişti.
Darbenin ayak sesleri önce Washington’dan işitildiği için, ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’in açıklamasını Milliyet’e manşet yapmıştık. ABD yönetimi bu kez “darbeye karşı çıkıyor”, Ankara’yı “Anayasanın dışına çıkmayın” diye uyarıyordu.
İlginçtir.
Tansu Çiller’in Basın Danışmanı Mehmet Bican, o dönemin anılarını kaleme aldığı “28 Şubat’ta Devrilmek” adlı kitabında 13 Haziran’ı 14 Haziran’a bağlayacak gece Ankara’da beklenen darbeyi TRT Haber Dairesi ve Çiller’in özel kalemi arasında nasıl izlediklerini anlatıyor.
Sabah Çiller arıyor, “Dün gece darbe bekleniyormuş ama olmadı” diyor, Bican.
Tansu Hanım bir anlık sessizlikten sonra telefonda şunu söylüyor:
“Darbenin önüne geçmeye çalışıyorum Bican! Amerikalılara bu demeçleri verdiren benim.”
Eğer öyleyse 13 Haziran “darbe tarihi” idiyse, Çiller ABD üzerinden orduyu frenlemeye çalışırken aynı anda Erbakan’ın yerine geçmeyi neden istiyor ve nasıl içine sindirebiliyordu?!