Çin depremi

21. yüzyılın küresel devi Çin; Siçuan eyaletini vuran 7.8 şiddetindeki depremle sarsıldı, ölü sayısı şimdiden 12 bini geçti, enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerin on binlerle ifade edilmesi, felaketin büyüklüğünü ortaya koyuyor.
Birkaç hafta öncesine dek “Olimpiyat meşalesi” ardındaki Tibetli göstericilerin protesto haberleriyle dünyanın gündeminde olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin, ağustostaki oyunlara hazırlanırken böylesine acı bir olayla karşılaşacağı tahmin edilemezdi. Enkaz görüntüleri, 1999 Marmara depremini çağrıştırıyor.
Orta büyüklükteki kentlerin yerle bir olduğu, binlerce kişinin okullar ve evlerde enkaz altında kaldığı, hayatta kalanların çaresizlik içinde yakınlarını aradığı, gıda ve ilaç başta insanların her türlü desteğe ihtiyaç duydukları son otuz yılın en büyük deprem felaketi yaşanıyor Çin’de.
1 milyarı aşkın nüfusuyla Çin Halk Cumhuriyeti, çeyrek asırdır göz kamaştırıcı bir büyüme ve gelişme sergiliyor.
Mao’nun Kültür Devrimi’nde “komünizm adına” on yıllarca çekilen sıkıntı ve çileye karşın yoksulluk ve kalkınma sorunlarını aşamayan Çin’de, 1980’lerden bu yana uygulanan “dışa açılma ve liberal ekonomi” modeli olağanüstü bir büyümeye yol açtı. Yabancı sermayeyi ülkeye çeken, ucuz emek ve üretim cenneti olan Çin, “kapitalist gibi kazanan, sosyalist gibi dağıtan” yönetim anlayışıyla yoksul halkın makus talihini değiştirdi.
Çin’in köylü toplumu Beijing, Şanghay dışındaki kent merkezlerinde daha iyi koşullarda yaşamaya başladılar.
1980’lerin ortasında Çin’in başkenti Beijing’e gittiğimizde dev gökdelenler yeni inşa ediliyordu.
Yirmi yıl sonra (2006) yeniden gittiğimizde Çin’deki değişimin görkemi karşısında müthiş etkilenmiştik.
Ülkeye akan yüz milyarca dolar, yoksul halkın yaşam koşullarını iyileştirmekle kalmamış, “insana yatırım” eğitimden sağlığa her alana yansımıştı. Şanghay’da inşa edilen “Pudong” bölgesi, 2050’lerin “uzay kenti” gibiydi.
Ancak bu ilerlemenin çevresel riskleri de gözlenmeye başlamıştı.
Hızlı kentleşmeyle birlikte, araç sayısı, trafik, kirli hava Beijing gibi kalabalık metropollerde yaşayan halkın sağlığını tehdit ediyordu. Tarımdan sanayiye geçiş yeni ihtiyaçları da doğurmuştu. Susuzluk ciddi bir sorun. Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin Uzakdoğu’da yol açtığı fırtına ve seller Çin’i fazlasıyla etkiliyor.
Myanmar’daki Nargis kasırgasından hemen sonra Çin’de yaşanan deprem küresel felaketler çağında bu tür şoklara -hiç değilse konut kalitesi açısından- hazırlıklı olmamızı gerekli kılıyor.
İstanbul depremini hatırlatmaya gerek var mı?!