Danıştay soruları

Ergenekon davasında 14. duruşma geride kalırken 105 sayfalık savunmasını mahkemeye sunan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in bugün başlayacak “çapraz sorgusu” Danıştay saldırısıyla ilgili iddialara açıklık getirebilir.
17 Mayıs 2006’da, türbanla ilgili karar veren Danıştay 2. Daire’yi basarak Mustafa Yücel Özbilgin’i öldüren Alparslan Arslan’ın, Ergenekon’la bağlantısı Muzaffer Tekin’in de ortağı olduğu Doğuş Factoring şirketinin avukatlığını yapmasına dayandırılıyordu.
Muzaffer Tekin, cuma günkü duruşmada “Alparslan Arslan’ın Doğuş Factoring şirketinin avukatlığını yaptığını, Danıştay saldırısından sonra öğrendiğini” öne sürdü.
Tekin’e göre, iddianamenin düzenlenmesinin temel amacı, “Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve Danıştay cinayeti üzerindeki tarikat bağlantılarını örterek, menfur saldırıyı ulusalcıların, bağımsız milliyetçilerin ve vatanseverlerin üzerine yıkmaktı!”
Eğer böyleyse “tarikatların adamı” Alparslan Arslan’ın “ulusalcıların içinde” Muzaffer Tekin’in de ortağı olduğu Doğuş Factoring şirketinde avukat olarak ne işi vardı?
Mahkemede bu soru herhalde kendisine sorulacaktır.
Muzaffer Tekin, şirket ortaklığının iddianamenin en çok “istismar edilen” konularından biri olduğunu belirterek şöyle konuşmuş:
“...Doğuş Factoring’e finans şirketleri yönetim kurulu üyelerinde aranan üniversite diplomasıyla şeklen ortak oldum. Kısa bir süre sonra ticaret sicilinden kendi rızam dışında kararların yayımlandığını ve bana ait olmayan, imzalamadığım metinleri görünce derhal ortaklıktan çıkmak için Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne dava ikame ettim. Dava dosyası tetkik edildiğinde bu savunmanın gerçekliği ortaya çıkacaktır. Şirketin ortakları ticaret sicilinde bellidir. Bu sebeple resmi kayıtlara rağmen ortak ithal ve icat doğru değildir.”
Savcı Zekeriya Öz, Danıştay saldırısıyla ilgili dava Ankara’da sonuçlandıktan sonra cezaevinde Alparslan Arslan ile birlikte eyleme katılan Osman Yıldırım ile görüştü. O ifadeler çerçevesinde Ergenekon sanıklarıyla Danıştay saldırısı arasında bağ kurdu. İddianamede Alparslan Arslan’ın yakalandığı sırada evrak çantasından çıkan cep telefonu kayıtlarında Muzaffer Tekin ile 35 kez telefonla konuştuğu bilgisine yer verildi.
Eğer şirket ortaklığı ve avukat Alparslan Arslan ile ilişkiler “kâğıt üzerinde” ise bu görüşmeler niye yapıldı?
Veli Küçük ile Muzaffer Tekin gibi asker kökenli sanıklar, “güvenlik soruşturması” yapmaksızın “tarikatçı/şeriatçı” bir avukatla nasıl bu denli yakınlaştılar? Alparslan Arslan bir yurtdışı seyahatte Veli Küçük ile aynı fotoğraf karesine nasıl girdi?
Danıştay saldırısına Ergenekon iddianamesinde 60 sayfa ayıran savcılık bu bağlantıyı nasıl delillendirecek?
Mahkeme şimdi başlıyor.