Davos'ta 11 Eylül ruhu

Davos'ta 11 Eylül ruhu




Özür dileriz... Sizi seviyoruz. Unutmayacağız.
Binlerce isim, itfaiyeci kaskları, üzerine kalp resmi çizilmiş tişörtler, el yazısı mektuplar, fotoğraflı kayıp ilanları, dünyanın her yanından gelen ziyaretçilerin imzaladığı flamalar.
Manhattan adasının bu köşesi uzaktan bakınca bir halk pazarını andırıyor, duvar dibine açılmış rengarenk tezgahlarda geçmişin anılarını taşıyan eski ev eşyaları, ikinci el kitaplar,antika değeri taşımayan Amerikalılar'ın "garaj sale" dedikleri türden malzemeler sergileniyor sanki. Oysa taksiden indiğinizde "aranan şey"in "insan" olduğunu anlıyorsunuz, meraklı turistlerin yanı sıra asıl, kaybettikleri yakınları için oraya gelen pek çok New Yorklu var.
İsimler ve imzalar 11 Eylül kurbanlarını anılarda yaşatıyor.
Fulton caddesinin köşesindeki yıkık metro istasyonuyla Sn. Paul Kilisesi arasındaki bölge "Berlin duvarı"nı andırıyor.
21'inci yüzyılın başında insanlık tarihinin en acımasız saldırılarından birine uğrayan Dünya Ticaret Merkezi'nde ölen masum insanların yakınlarınca terörü lanetleyen bir "utanç duvarı" oluşturulmuş. Yine de tepkinin özünde sevgi var; hava yağışlı o nedenle mumlar sönük ama taze çiçekler bırakılıyor. İkiz kulelerin yerinde sevgi sözcükleri yükseliyor.
Enkaz yerini görmek isteyenler için bir platform oluşturulmuş. Tuhaf gelecek ama 4 dolarlık bilet alarak, 11 Eylül dehşetinden geriye kalanları görmek üzere kısa bir tur atabiliyorsunuz.
O trajediyi televizyondan seyredip, kurtulma uğruna kendilerini yüzlerce kat yukarından boşluğa bırakanları anımsayıp, binlerce insanın birkaç saat içinde yok olduğunu düşününce Disneyland'ın korku stüdyolarını gezer gibi, "biletli müşteri" yerine konmak duygusu tuhaf. Bana ters geldi.
Aslında bu yıl Davos'un isviçre'den New York'a taşınmasında da böyle bir terslik var. Harvard Üniversitesi'nin ünlü iktisatçısı Prof. Dani Rodrik'le konuşurken o dikkat çekti, 11 Eylül nedeniyle Amerikan şirketlerinin üst yöneticileri Avrupa'ya uçmaktan çekinince, Davos'un New York'a taşınması önerisi doğmuş. Dayanışma kadar, organizyonun gelir kaybına uğramaması da etken olmuş. Forumlarda ekonomi kadar, "terör" konuşuluyor.
Otellerin çevresi, güvenlik bariyerleriyle kesilmiş durumda, tam 3500 polis görev yapıyormuş, her katılımcıya 1.5 polis düşüyor. Panzerler, kum yüklü kamyonlar, terörist eylemlere karşı hazır bekletiliyor. 2001 Davos'u "Waldorf Astoria Cezaevi" olarak anılacak!
New York'un üzerine sinen bu korkunun atılması zaman alacak.
Eğlenceyle yaşayan kenti, "11 Eylül ruhu" kuşatmış.
Daily News'in akşam baskısını satan Afrika kökenli Amerikalı bağırıyordu: "Yeni saldırı hedefi, nükleler santraller!"
Bir gazete aldım, başlıktaki dehşet satıcıyı da ürkütmüş olmalı ki arkamdan seslendi:
"İyi hafta sonları bayım."
Yarın Prof. Dani Rodrik söyleşisi vereceğiz.