Demirel

TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu üyeleri 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ziyaret ettiler.
Demirel, Türkiye’nin 60 yılı aşan demokrasi tarihinde darbe ve muhtıraların tamamına tanıklık etmiş tek lider.
1960’larda Adalet Partisi’nin başına geçtiği yıllarda eski Demokratlarca “Menderes’in Su Müdürü” diye küçümsenirmiş. Sonradan “Barajlar kralı” olarak anıldı. ABD’li “Morrison” şirketinin temsilcisi olarak eleştirildi.
1965-69, 1969-71 arasında “parlak” bir başbakanlık kariyeri var.
Türkiye’nin yüzde 5 enflasyon, yüzde 7 kalkınma ile hızlı bir büyüme evresine girdiği dönemler. Sanayileşme, sendikalaşma ve 68’in devrimci yükselişi Demirel’in başbakanlığına rastlar. “Yollar yürümekle aşınmaz” onun lafıdır.
12 Mart 1971’de ordunun muhtırası üzerine istifasını verdiğinde “şapkasını alıp kaçmakla” itham edilmişti.
Muhtıralar Süleyman Bey’in siyasetteki “uzun yürüyüşünü” engelleyemedi.
12 Mart’ın bakanlarından İsmail Arar’a, “Demirel yeniden başbakan olur mu?” diye sorulmuştu. Arar’ın yanıtı, “Güldürmeyin beni!” olmuştu.
Demirel, 1993’te Özal’ın ölümü üzerine Cumhurbaşkanı seçildiğinde “6 kere gitmiş,
7 kere dönmüştü.”
12 Eylül 1980 askeri darbesi olduğunda Demirel yine başbakandı.
Askerler Demirel ve eşini siyasi rakibi Ecevit ve eşiyle aynı uçağa koyup Hamzakoy’a götürürlerken, mendil cebinden eksik etmediği Anayasa kitapçığını havada sallayıp, “Darbe bunun neresinde yazılı?” diye isyan ediyordu. Geç kalmıştı!
1990’ların ortasıydı.
Çankaya’da bir davette yanıma bir Amerikalı oturdu.
“Cumhurbaşkanınızın adı Demirel mi?”
Evet.
“Ben 1970’lerde Türkiye’deydim. O zamanki Başbakan’ın adı da Demirel değil miydi? Bu Demirel ikincisi mi?”
Amerikalı; Süleyman Bey’i Demirel ailesinin “ikinci kuşak” temsilcisi sanmıştı.
Hayır, dedim.
“Nasıl yani?”
Anlattım:
“Demirel, 1971’de muhtıra ile uzaklaştırıldı. Sonra iki kez başbakan oldu. 1980’de askeri darbeyle devrildi. 1991’de yeniden başbakan seçildi. Şimdi de Cumhurbaşkanı. Bu Demirel sizin hatırladığınız Birinci Demirel. 40 yıldır siyasetin zirvesinde.”
Amerikalı hayretler içinde kalmıştı.
28 Şubat’ta bu kez, “devrilen” değil, askerleri darbe fikrinden caydıran, Erbakan’ı “istifa ettiren” siyasi aktördü.
TBMM Araştırma Komisyonu üyeleri Güniz Sokak’tan hangi izlenimlerle dönecekler bilemeyiz ama “Demirel olmasa” 28 Şubat açık bir darbeye dönüşebilirdi. 2003-2004’te AKP’ye karşı planlanan darbe girişimlerinin hayata geçirilemeyişinde Cumhurbaşkanı Sezer’in de böyle bir misyonu olduğunu düşünüyoruz.
İngiltere Kraliçesi’nin tahta geçişinin 60’ıncı yıldönümü kutlanıyor.
Demirel de “seçilmiş kral”lara örnek oluşturacak şekilde 60 yıldır siyasette.
Darbeler niye oluyor, sorgulaması yapan TBMM üyeleri doğru adresteler.