Deprem vergisi

Van-Erciş depremi 17 Ağustos’un üzerinden 12 yıl geçtikten sonra devletin de “deprem fırsatçılığı” yaptığını ortaya çıkardı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, halktan toplanan vergilerle başlangıçta bütçe açıkları kapatılırken sonradan bu kaynakların yol inşaatlarına, eğitim ve sağlığa gittiğini açıkladı.
Şimşek’in savunusu, son zamları “güncelleme” olarak niteleyen sözleri kadar ilginçtir:
“Ülkenin herhangi bir yerinde sorun varsa tabii ki o sorunu çözmek bizim görevimiz. Bu sorunu çözerken, şu vergiyi şuradan almıştık, sadece şuraya kullanalım yaklaşımı zaten geçmişte de yoktu. Bu vergiler, sağlığa, duble yollara, demiryollarına, hava yollarına, çiftçimize, eğitime gidiyor.”
17 bin yurttaşımızı kaybettiğimiz Marmara depreminden sonra DPT toplam hasarı 6,2 milyar dolar olarak öngörmüş. (Cumhuriyet) Bu rakamın 3,5 milyar dolarıyla konut ihtiyacının karşılanması tasarlanmış.
O dönemde Dünya Bankası’ndan da
1 milyar dolarlık fon desteği sağlanmıştı.
Deprem ihtiyaçlarına dönük olarak çıkarılan ve sonradan kalıcı vergiye dönüşen yasalar çerçevesinde 12 yıla yayılan toplam kaynağın 25 milyar doları bulduğu hesap ediliyor.
Kamuoyu şimdi deprem vergilerinin ne olduğunu sorarken Bakan Şimşek, “açıkların kapatıldığını” söylüyor.
Hadi bütçe açıkları bu yoldan kapatıldı, IMF borçları ödendi diyelim, yetecek mi?
70 milyar doları bulan cari açık için büyük İstanbul depremini mi bekleyeceğiz?
Ölen ölecek, “kalan sağlar” da ülkenin yeniden inşası için vergi seferberliği başlatacaklar!
İnsanlar o vergileri hangi iş güçle verecekler o da ayrı bir sorun ama Türkiye gibi “bellek yoksunu” bir ülkede yeni bir depreme dek Van-Erciş sonrası yaşananlar da unutulacak.
Örneğin Başbakan Erdoğan’ın, “Artık şehirlerde kaçak yapı, gecekonduya izin vermeyeceğiz. Sormadan yıkacağız!” sözünü gelecek seçimde hatırlayan-hatırlatan çıkacak mı?
Deprem vergileri gerçekten kentlerin dönüşümde kullanılsaydı Van’ı, Erciş’i yıkan deprem bu kadar ağır hasara, can kaybına yol açar mıydı?
Eğitime sağlığa ayrılan kaynaklar; 63 öğretmeni enkaz altında bırakıyorsa, onca saatten sonra kurtarılan Yunus yolda can veriyorsa, depremin altıncı gününde hâlâ çadır sıkıntısından söz ediliyorsa dünyanın 17’nci ekonomisi olma iddiası havada kalmış olmuyor mu?
AKP iktidarı 9 yılın sonunda deprem vergileri başta, kaçak yapılaşma, kent rantlarının paylaşımı, İstanbul’un “tarihi silueti”ni bozma pahasına yükselen gökdelenler, müteahhitlerin insafına terk edilmiş bina stoğunun güvenliği konusunda “şeffaf” olmalı ve “hesap verebilirlik” sözünü hayata geçirmelidir.
TBMM’de deprem araştırma komisyonu kurulmalıdır.
İstanbul için geriye sayım başladı; çadır bulmak bir yana çadır kuracak, mezarlık açacak yer bile olmayacak!
Toplumsal belleği canlandırmanın şimdi zamanı.