Dervişin istifası

2001 ekonomik krizi ertesinde Türkiyeye gelerek ekonominin sorumluluğunu üstlenen Kemal Derviş, siyasetin alıştığımız insan kaynakları dışında bir profil. Bildiğimiz kalıplara sığmıyor. Örneğin, Ecevit hükümetinin yol açtığı bankacılık krizinin Çankayada Anayasa kitapçığının da havada uçuşması sonucu ülkeyi Arjantin benzeri bir kaosa sürüklediği günlerde Dervişe biçilen misyon, kuracağı bir partiyle kurtarıcı rolüne soyunmasıydı. Kemal Bey, Ankaraya geldiği günden itibaren liderlik önerilerini reddetti.Uzun süre kendisini merkezalan siyasi oluşumlara direndi.Ecevitin rahatsızlığı olmasa, ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak görevini seçime dek sürdürecekti. Ekonomi bugün düzlüğe çıkabildiyse, Dervişin kararlılığı sayesindedir. Onu IMFnin adamı diye karalamaya çalışmak bu gerçeği gölgelemez.Koalisyonun çözülmesi, Irak savaşı ve AB başta olmak üzere Türkiyeyi etkileyen dış dinamiklerin içeride güçlü bir iktidar gereği doğurması üzerine Derviş harekete geçti.Ecevitle görüşerek, DSPde bir lider değişiminin istikrarın devamı açısından önemini anlattı. Dinletemedi. Oysa Bülent Bey, erken seçime partisinin sıfırlanmakta olduğunu görecek ölçüde deneyimli bir siyaset adamıydı. Sonradan intihar ettik demek yerine zamanında çekilerek DSP ağırlıklı bir koalisyonun ömrünü uzatabilir, İsmail Cem pekala bu geçişi yapabilirdi.DSP değişime kapanınca, Hüsamettin Özkan ve İsmail Cemin istifaları ve Dervişin de bu gruba katılımıyla troyka sürecine girildi. Ancak anketler güçlenme adresi olarak muhalefetteki CHPyi gösteriyordu. Dervişin kafasında ise daha geniş birliktelik vardı. Cemi bu konuda ikna edemeyince tercihini Baykalın CHPsinden yana kullandı.3 Kasım seçimleri Dervişin katılımıyla güçlenen CHP ile AKP arasında geçti ama kazanan Tayyip Erdoğan liderliğindeki günümüzün iktidar partisi oldu.28 Mart yerel seçimleri bir kez daha, iktidardaki güçlenmeyi, muhalefetteki çözülmeyi ortaya koyuyor.Kemal Bey ise Derviş misali bir kez daha yollara koyuldu, CHPnin yenileşmesi isteğiyle solda gelecek arıyor.Derviş, kendisini anlatmakta yine zorlanacak. Çünkü CHP politbürosunun seçim yenilgisini kabullenmek ve partiyi yenilemek, 2007de iktidara gelmek gibi bir niyeti yok.Derviş olmasaydı, barajı bile aşamayacak olan kadrolar 28 Mart hezimetinin üzerine yatmaya çalışıyorlar.Aslında CHPnin uğradığı ağır yenilgi ardından istifa etmesi gereken kişi genel başkan yardımcısı değil, partinin başkanı olmalıydı.Baykal çekilmeliydi!.. dsazak@milliyet.com.tr CHPde beklenen oldu, son kurultayda Baykal tarafından genel başkan yardımcılığına getirilen Kemal Derviş görevinden istifa etti.