Din eğitimi

8 yıllık kesintisiz eğitime son veren yasa teklifi Meclis’e geldiğinde AKP’nin hedefinin “28 Şubat süreci”nde kapatılan imam hatiplerin orta kısmını yeniden açmak olduğu belirtilmişti.
Başbakan Erdoğan, “4+4+4” şeklinde kademelendirilen 12 yıllık zorunlu eğitim yasası Meclis’ten geçtikten sonra AKP’li milletvekillerine “Sizler bugün Türkiye’de bir dönemi kapattınız. 28 Şubat’ın son izlerini de sildiniz” diye teşekkür etti.
TBMM’den geçen yasayla bir başka uygulamanın da önü açıldı.
İlköğretimin ikinci kademesinde Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberin hayatı “seçmeli ders” olarak okutulacak.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Müslüman bir ülkede herhangi bir insanın isteğine bağlı olarak çağdaş okul ortamında İslam dininin en temel kaynağı olan Kuran-ı Kerim’i ve anlamını öğrenme talebi kadar makul, masum bir talep olamaz. Din eğitimi konusunu, asla bir ayrışma ve bir tartışma konusu haline getirmemeliyiz.
88 yıldır zaten bir takım vehimler, korkular, endişeler sebebiyle toplum olarak birbirimizi üzdük, birtakım gönül kırgınlıklarına yol açtık. Bunları tekrarlamamız doğru değil” diyor.
Diyanet İşleri Başkanı’nın sözleri Başbakan’ın 28 Şubat’la ilgili değerlendirmesini 88 yıl önceye, Cumhuriyet’in kuruluşuna götürüyor. CHP’nin da itirazı buna; bir “rövanş” söz konusuysa “Cumhuriyet’ten rövanş alınıyor!”
Üstelik Alevilerle ilgili hiçbir düzenleme yapılmaksızın.
Başbakan Erdoğan ise daha ilk günden, CHP liderine “Kemal Efendi sen torununu oraya gönderme, gerek yok, isteğe bağlı. İster gönderirsin, ister göndermezsin rahat ol. Cebren yok” diye meydan okuyor.
Sözlerinin 28 Şubat bölümünde ise Erdoğan, “Bırakın okulları, camiye gönderemiyorsun o yasaklandı” diye konuşuyor.
Din meselesi olunca merkez sağ-muhafazakâr iktidarların “mağduriyet” söylemi -1930-40’ları saymazsak- altmış yıldır değişmiyor. Köy Enstitüleri Sovyet modeline benzetilerek devletçe kapatılmamış mıydı?
CHP ve SHP’nin zayıf koalisyon dönemleri hariç Türkiye’yi 60 yıldır merkez sağ-muhafazakâr iktidarlar yönetiyor.
Darbeler de 1980’lere dek “sol”u ezdiği için Menderes’li, Demirel’li, Erbakan’lı hükümet modellerinde insanları dininden alıkoyan uygulamalar bir yana imam hatipler çığ gibi büyüdü. Ama sağ siyaset din meselesini hep sömürdü. 12 Eylül rejimi zorunlu din dersi getirdi.
AKP de şimdi, “dindar gençlik yetiştireceğiz” diye 9-10 yaşındaki çocuklara Kuran-ı Kerim öğretilmesini istiyor. Dersler -şimdilik- seçmeli ama bu din sömürüsü yarışı sürdükçe, ilerde zorunlu hale de getirilebilir.
Çocuklar ailelerinden bağımsız bu seçimi özgürce nasıl yapacaklar o da tartışmalı.
Başbakan Erdoğan, “ustalık” dönemi diye adlandırdığı üçüncü periyodda partisinin “muhafazakâr” rengini iyice belli etti. Demokratlık ve hoşgörünün yerini ise otoriter renkler alıyor.
Sıra Anayasa’yı değiştirmeye geldi.