Ekonomiye dönüş

Başbakan Erdoğan, nihayet gerçek gündeme döndü.   ABD’den yayılan küresel kriz dalgaları karşısında ekonomiyi hatırlayarak basın toplantısı düzenledi. “Türkiye bu krizi, bu dalgalanmayı da asgari etkiyle aşacaktır” diyerek iyimser mesajlar verdi.
ABD’nin önde gelen yatırım bankası Lehman Brothers’ın geçen hafta Türkiye’nin toplam ekonomik büyüklüğünü aşan 600 milyar dolarlık zararla batması üzerine dünya piyasalarında 1929 “Büyük Buhran”ını çağrıştıran panik yaşanmıştı.
Bush yönetimi, birkaç yıldır konut sektörünün finansmanından doğan krizin aşılması ve “sistem”in bütünüyle çökmemesi için Kongre’ye 700 milyar dolarlık bir “kurtarma planı” sundu.
Kasımdaki başkanlık seçimi öncesinde Kongre’nin bu fona vereceği desteğin boyutları, krizin küresel piyasalara etkisi açısından da belirleyici olacak. ABD Federal Rezerv (FED) başta dünyanın önde gelen merkez bankalarının finansal desteğine karşın “tsunami” dalgaları gelişmekte olan ekonomileri vurabilir.
Türkiye ekonomisi de 47 milyar dolarlık cari açığı, yüksek iç ve dış borçlarını çevirebilmesindeki “likidite” ihtiyacı nedeniyle kriz dalgalarına hayli açık duruyor.
Küresel piyasalardaki “likidite” bolluğu nedeniyle geçen beş yılda yüksek faiz ödeyerek büyümesini ucuz dövize dayandıran bir ülkenin ABD ekonomisinin krizinden olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz.
Rusya kadar olmasa bile Türkiye de sıkıntıya girebilir.
Aslında küresel krizin ayak sesleri 2007 başında işitilmeye başlanmıştı. 2008’e girilirken “Lale Devri”nin sonuna gelinmişti. Nitekim AKP’nin seçim başarısında çok önemli bir etken olan yüzde 6-7 büyüme oranları bu yıl yüzde 1-2’lere düştü. Tarımda, sanayide ciddi daralmalar yaşanıyor.
2009 zor bir yıl olacak.
Başbakan Erdoğan, geç de olsa durumu anladı ve ekonomi bakanlarıyla birlikte basın toplantısı düzenleyerek “Türkiye’nin dışsal şoklar karşısında dayanıklılığını ispat ettiğini” söyledi.
Üretimde ve ihracatta yaşanan darboğazlara, tehlikeli şekilde artan cari açığa karşın Başbakan Erdoğan’ın küresel krizin yeni fırsatlara da ortam hazırlayacağını söylemesi hayli iyimser bir tahmin.
20. yüzyılın sonuna doğru, 1989’da “Berlin Duvarı” yıkılıp Sovyet Bloku dağıldığında bu sonuç komünizm karşısında kapitalizmin zaferi olarak ilan edilmiş ve “tarihin sonu” diye tanımlanmıştı.
Artık “tek kutup”lu dünyada ABD egemenliğinde “küreselleşme süreci”ne girilmişti.
11 Eylül “El Kaide” saldırılarının ardından Bush yönetiminin Afganistan ve Irak işgalleri ve günümüzde “Amerikan rüyası”nın sonu olarak nitelenen ekonomik kriz de gösteriyor ki, neoliberal politikalar, “yoksulluk” ve “güvenlik” sorunlarını daha fazla derinleştirdi.
Dileyelim de, küresel şoklar Türkiye’de 2001 krizine benzer sonuçlar doğurmasın!