Ekrandaki gençlik

Ekrandaki gençlik

       KADİR Çelik'in ekrana getirdiği üniversite gençliğinin hali, Türkiye'nin siyasete endeksli gündemini 45 gündür "nafile turlar"la oyalayan liderleri izlemekten yorgun düşen kamuoyunu şok etmeye, "uyandırmaya" yetti.
       Toplumca dehşete kapıldık! Televizyonlarda yayınlanan Şaban filmlerinin etkisiyle olsa gerek, okul deyince Mahmut Hoca'nın öğrencilerinden başkasını tanımıyoruz. Gerçi İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Anfisi'ndeki tartışma üslubunda "Hababam Sınıfı"nı çağrıştıracak sahnelere de rastlandı ama sonuçta 2000'li yılların gençliği hakkında edindiğimiz izlenimler Türkiye gerçeklerine çok da ters düşmüyordu.
       Malum, Türkiye'nin iki gündemi var.
       10 yıl önce bu tanımlama ülkedeki sosyal uçurumları anlatmaya yeterdi. Bir yanda Boğaz'ın iki yakasında 10 binlerce doların üstünde gelirle yaşayan mutlu azınlık, öte yandan 200 - 300 dolarla Bangladeş, Somali'den beter durumdaki insanlar. Nüfusa vurursak, 3 - 5 milyonla 30 - 35 milyon arasındaki derin ayrılığın özetiydi, "iki Türkiye" gerçeği. Aradaki 25 - 30 milyon insan da "orta sınıf"ı oluşturuyor ve Türkiye'yi kent merkezlerinde toplanan ve sağlam aile yapısının temsilcisi olan bu kitle ayakta tutuyordu.
       Günümüzde, bu sosyolojik çözümlemenin rejimin garantisi olmadığı "şok"unu yaşıyoruz.
       Ortadirek eridikçe ve eskiden köyünde, kasabasında Bangladeş koşullarında kıt kanaat geçinen halkımız ayakta kalma savaşıyla varoşlara akın edince merkez partilerinin "koruyucu şemsiyesi" altındaki sosyal dengeler altüst oldu. Bu tepki Refah'ı büyüttü ve Türkiye bir kıvılcım çakılsa toplumsal patlamaya sürüklenecek ölçüde gerildi.
       İşte "ekrandaki Türkiye" bize görmezlikten gelmeye çalıştığımız bu gerçekleri sundukça dehşete kapılıyoruz.
       Ekranda "iki Türkiye" var.
       Birincisi; kahramanları mankenler, popçular, talkshowcular olan Türkiye...
       Çarkıfelekler, Turnikeler.
       Umutsuz kitlelere, her gün kader kısmet çektiren sunucuların, starların dünyası...
       Sadece onları izliyor olsak, mesele yok. Hamçökelek'le göbek atıp eğleneceğiz!
       Zaten, "mutsuz çoğunluk"un başka seçeneği yok. "Ne olacak memleketin hali?" diye ah çekmektense akşam televizyon başında günü unutmak en iyisi. Üstelik bedavaya...
       Ancak ekranlar her zaman "eğlenceli" olmuyor. Bazen "öteki Türkiye"den kesitlerle, asıl gerçeklerle yüz yüze geliyoruz. "Hay Allah, burası da mı bizim ülkemiz?" dedirtecek türden bir sefalet haberi ya da keyifleri kaçırtan tartışma programı.
       Star'da yayımlanan "Kadir Çelik"in Objektifindeki üniversite polemiği, ikinci türe giriyor.
       Onca eğlence programı arasında, üniversite gençliğinin hali, keyiflerin kaçmasına yol açtı.
       Üstelik gençler olaylara çok fazla "ideolojik" bakıyorlar, "tartışma"yı da bilmiyorlardı!
       Oysa bu gençler, Kamer Gençler'in, Fırıldak Kubi'lerin de içinde yer aldığı bir Meclis'in ülkeye yaydığı demokrasi kültüründen besleniyorlardı! Anlaşılan, kavgalı gürültülü bir parlamentodan 45 gündür ülkeyi hükümetsiz bırakma pahasına her türlü ayak oyununun döndüğü Ankara kulislerinden hiç ders almamışlardı.
       Hele birbirlerinin sözlerini keserken, kürsüye fırlayıp, bağırıp çağırırken, protesto edip salonu terk ederken doğrusu çok ayıp ettiler. Peki, üniversite gençliği neyi tartıştı?
       Onları, magazin patlamasının tartışıldığı bir forumda Hülya Avşar'la giriştikleri polemik sırasında da eleştirmiştik. Bu defa da üniversitenin gerçek sorunlarına değinmeyip "ideolojik" planda kaldıkları için yergi aldılar.
       Türbanlı öğrencilerin savunucusu Emine Aydın'ın sözleri unutulacak gibi değildi:
     "Başımdakini zorla çıkardınız ama beynimdeki örtüyü nasıl çıkartacaksınız?"
       Bu tartışma sırasında Avcılar Kampüsü'ndeki ikna odalarından söz edildi. Rektör Yardımcısı Nur Serter ise, başlarını açan kız öğrencilerin sonradan baskı gördüklerini anlatmasınlar diye "ikna" işleminin video banta alındığını açıkladı.
       İslamcılar gibi, ülkücüler de hararetli konuşmalar yaptılar. MHP İl Başkanı Mehmet Gül'ün "ipten, kazıktan kurtulmuş adamlar" nitelemesi kıyameti kopardı.
       Devrimci öğrenciler, kürsünün önündeki döner bıçakları ve satırları gösterip, "katiller" diye ayaklandılar.
       Bir öğrencinin Kadir Çelik'in yanına kadar gelip, "Çok güzel bir program hazırlamışsın, bu senin intiharın oldu" sözleri programa son noktayı koydu.
       Onca gürültü arasında 68 kuşağının yatıştırıcı sözleri duyulmadı bile.
       Dileğimiz, üniversite gençliğinin 30 yıl önceki tuzağa düşmemesidir.
       Ekranda gördüğümüz gerçeklerden ürkmek yerine, üniversite gençliğinin sorunlarına eğilmek gerekiyor. Onları kınamak yerine, anlamaya çalışmalıyız.
       Unutmayalım, tartışmanın olmadığı yerde fikirler de gelişmez.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr