Erbakan affı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “kayıp trilyon” davasından aldığı 2 yıl 4 ay hapis cezasını Altınoluk’taki yazlığında çekmekte olan Erbakan’ı “sürekli hastalık” durumunu gözeterek affetti.
83 yaşındaki eski başbakan ve Refah Partisi lideri “akçalı” bir suçtan mahkûmiyet almamış olsa Çankaya tarafından bağışlanması, insani açıdan hoş görülebilirdi. Necmettin Erbakan, 1997 yılında Hazine tarafından RP’ye yapılan 1 milyon 236 bin YTL’lik yardımı sahte belgelerle harcanmış gibi göstermekten yargılandı ve suçlu bulundu. Yargıtay cezayı onadı. Ancak TBMM’den çıkarılan özel bir yasayla, 75 yaşını aşan hükümlülere “cezayı evde çekme” olanağı getirildiği için cezaevine girmedi. Ve Altınoluk’taki yazlığında “ev hapsi”ni geçirmeye başladı.
Hoca’nın bu durumda olmaktan rahatsızlığı var mıydı bilemiyoruz, ancak Ramazan’dan önce Erbakan’ı yazlıktan kurtarmak üzere bir telaş başladı. Adli Tıp Kurumu’nun raporlarını içeren bir dosyanın Adalet Bakanlığı’nca 15 Ağustos 2008 tarihinde Çankaya’ya intikal ettirilmesi üzerine, Cumhurbaşkanı Gül’ün Anayasa’nın 104. maddesinde belirtilen “sürekli hastalık” durumunu gözeterek Erbakan’ın hapis cezasını kaldırdığı açıklandı.
Cezaevlerinde benzer durumda olan -Ferit İlsever örneğindeki gibi- hükümlü olmak bir yana, henüz duruşmaya bile çıkmamış onca sanık varken, Cumhurbaşkanı Gül’ün Erbakan Hoca’yı affetmesinde insani ve vicdani gerekçeler kadar “siyasi” boyut ağır basmaktadır.
Erbakan, Gül’e siyaset yolunu açan liderdir.
Abdullah Gül de Necmettin Erbakan gibi “kayıp trilyon” davasının sanıkları arasındaydı. Çankaya’ya çıkınca, mahkemenin “dokunulmazlık” yorumu nedeniyle hakkında takipsizlik kararı verilmiştir.
Cumhurbaşkanı Gül’ün, geçmişte kendisinin yargılanmaktan kurtulduğu bir davada, eski genel başkanını “affetmesi” insani olsa bile siyasi açıdan “etik” değildir.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş’in dediği gibi, “Davanın iki no.lu sanığı, bir no.lu sanığını affediyor!”
Ecevit hükümetinin, “Rahşan affı”nın gerekçesi olarak baklava çalan çocukları kurtarmayı öne sürmesi gibi, Cumhurbaşkanı Gül’ün “Erbakan affı” 1 milyon 236 bin YTL’lik “kayıp trilyon” mahkûmiyetini örtbas etmeye yetmiyor.
Keşke Hoca, “ev hapsi”nden aklanarak çıksaydı! Neyseki Hoca’nın talebeleri, artık siyaseten kendisinden zarar görmeyeceklerini düşünerek, Erbakan’ı kurtardılar.
AKP’nin kapatılması girişimi Anayasa Mahkemesi’nden döndükten sonra Gül de rahatlamış olmalı ki, yadırganan işler yapıyor. Darfur’da “soykırım” suçlusu Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir’e bir madalya takılmadığı kaldı. Yakında Kaddafi de Erbakan ve Gül’ün önünde hakaret ettiği Atatürk’ün Çankaya’sında ağırlanıp çadır kurarsa şaşırmayalım!