Eski Meclis

Eski Meclis


Kırmızı koltuklu parlamento salonu yeniden "dizayn" edilirken "eski Meclis"e göre fark, en arka sıralardan bile müzakerelere katılımı kolaylaştıran "amfitiyatro" düzenine geçiş yoluyla sağlanmıştı. Niyet son derece demokratikti ve sahnede her defasında "Hamlet" oynanacağı hesaba katılmamıştı. Kavgalı oturumlarda "milletvekilinin ölümü" akla bile getirilmemişti.
Yeni Meclis'te kürsüyle üyeler arasındaki mesafe kısalacak, Bakanlar Kurulu sıralarıyla Başkanlık Divanı ve gruplar arasındaki oturma düzeni "yasama" faaliyetine katılımı özendirecekti.
"Geyik muhabbeti"ne ayrılan kulisler de, çalışma günleri "seçmen girişi"ne kapatılacaktı.
Neye niyet, neye kısmet!
Demokratik katılım aranırken muhalefetin susturulmaya çalışıldığı Meclis'ten bir cenaze çıktı. Kavgalı oturumun tutanakları, "türbülans"a giren rejimin "kara kutusu" gibi, çözüldükçe niye sarsıldığımız anlaşılıyor!
İçtüzük cinayetine kurban giden DYP'li Fevzi Şıhanlıoğlu Viranşehir'de toprağa verilirken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2 MHP'li milletvekili Cahit Tekelioğlu ve Mehmet Kundakçı hakkında, "ifadelerini almak" üzere "yakalama emri" çıkartıyordu.
Parlamentonun saygınlığına gölge düşüren olayın "Meclis'i by - pass" niteliğindeki içtüzük dayatmasından kaynaklandığı anlaşıldığına göre liderlerin iktidar ve muhalefetiyle "demokrasi tanımı" üzerinde yeniden uzlaşı arayacaklarını umuyoruz. İnatlaşmanın rejimi aşındırmaktan öte faydası olmadığı görüldü. O arada, Meclis'in çalışma biçimiyle ilgili teknik önlemler de alınabilir.
Arena gibi, ayağa fırlayan milletvekilinin kürsüdeki hatibi ya da Başkanlık Divanı'nı kuşatmasını, katibin önündeki mikrofonu çekip almasını önleyecek düzenlemeler yapılabilir (Kum torbası, tel örgü gibi fiziki engelleri kastetmiyoruz!). Kürsü biraz yükseltilebilir. Meclis'e silahla giriş kesinlikle yasaklanmalıdır.
Elini beline atan tabanca çıkarıyor!
Meclis'ten yansıyan bir başka tuhaflık bakanlar dahil, Genel Kurul'da cep telefonuyla konuşan milletvekili görüntüleridir.
Kavga çıkınca aslan kesilen üyelerin Genel Kurul'da telefon çalınca dünya yıkılsa umurlarında olmuyor.
Meclis oturumlarında "cep telefonu muhabbeti" de önlenmelidir.
"Ben özgürüm" diyen Tatvan'a kadar gitmesin ama kulise çıksın!
Ve son önerimiz Başkanlık makamına, yumruğuna güvenen milletvekilleri için "kickboks" başta, Uzakdoğu dövüş sporları merkezi açılsın, (MHP'li üyelere ek kontenjan tanınabilir) hazır içtüzük değişirken hangi hallerde "gong" çalınacağı belirlensin.

BOSTANCIOĞLU'NUN NOTU: Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu arayarak "Ali, devam et" notuna açıklık getirdi. DSP'de daha önce birlikte grup başkanvekiliği yaptığı, yaşça kendisinden küçük Ilıksoy'a pusula yollarken, toplantının sürmesi halinde milletvekillerinin yerine oturacağını, böylece kavganın sona ereceğini düşündüğünü belirtti. Bu iyi niyetli çabanın sonunda eleştiri almasına üzüldüğünü belirten Bostancıoğlu Galile örneğini verdi: "Dünya yuvarlak dediği için ölüme götürülürken Galile karısına niye ağlıyorsun diye sormuş, seni haksız yere yok edecekler yanıtını alınca, haklı olsalar asıl o zaman felaket olmaz mıydı demiş. Bizimki de ona benzedi."
Ne diyelim... Son isteği sorulduğunda "Bu bana ders olsun" diyen Karadenizli misali, Şıhanlıoğlu'nun ölümü parlamentoya ders olsun. Bir daha yaşanmasın. Kan davası güdülmesin!