Ey özgürlük

Leman ve Uykusuz’un yeni yıl sayılarının kapağı üniversite gençliğine yönelik polis şiddetine ayrılmıştı.
2011’in son iki rakamı polis coplarından çizilmişti.
“Hoş geldin bebek” şarkılarıyla karşılıyordu 2011 yazılı masum çocuğu robocop: “İleri demokrasiyi yaşama sırası sende!”
Türkiye’de geçen yıla o kadar çok olay sığdı ki, “TEKEL direnişi”ni unuttuk bile. TEKEL işçileri tarih yazdılar. 1980 askeri darbesinin unutturmaya çalıştığı 1960-70’lerin kitlesel eylemlerine benzer bir dayanışma sergilediler. Polisin öğrencilere yönelik hoşgörüsüzlüğü de önce TEKEL direnişine karşı uygulandı. 1 Mayıs’larda alıştığımız görüntüler ortaya çıktı. Tazyikli su, biber gazı, orantısız şiddet...
Dolmabahçe’deki YÖK toplantısını protesto eden öğrencileri dağıtma şekliyle de tavan yaptı.
Bizim üniversitede olduğumuz 1978’lerde de işgal eylemlerinde roller değişmişti. Polisler okulları işgal etmişti.
İstanbul Üniversitesi’nde “önleyici arama” adı altında 1980 öncesi görüntüler yeniden doğuyor.
Üniversite kampüsü polis kaynıyor.
Geçen hafta İletişim Fakültesi’nin bir konferansına katılmak üzere Vezneciler’den üniversiteye girerken çevredeki aşırı önlemler dikkatimizi çekmişti. Polis öğrencileri durdurarak arama yapıyordu.
Olay yoktu. Ancak üniversiteye girişteki güvenlik kordonu “olağanüstü“ durum varmış gibi izlenim yaratıyordu.
Mahkemenin verdiği bir karar üzerine polis bir yıl süreyle “arama“ yetkisi almış.
Üniversite öğrencinin potansiyel suçlu gibi görüldüğü ve okula girişte üstünün başının, çantasının aranacağı bir ortamda özgürlükten söz edilebilir mi?
Öğrenciler haklı olarak İstanbul Üniversitesi’nin kapısına, “Yarıaçık Cezaevi” yazılı pankart asmışlar!
Rektör Yunus Söylet, kararının 2005 yılındaki bir başvuru sonucu alındığını savunuyor. Rektör, uygulamanın “süre ve içerik açısından yeniden değerlendirildiğini” duyurdu.
Mizah dergileri toplumun siyasi nabzını çok iyi yansıtırlar.
Yumurtalı protestolardan sonra polisin üniversite gençliğine yönelik tutumu Leman’a, Uykusuz’a kapak oluyorsa iktidar bu eleştirilerden sonuç çıkarmalı.
Üniversiteler öğrencilerindir!
YÖK düzeniyle 12 Eylül rejimi, bilimsel ve yönetsel özerkliği ortadan kaldırıp üniversiteleri “kışla”ya çevirmiştir. AKP 2011 Türkiyesi’nde polisi üniversiteye sokarsa Evren-Doğramacı çizgisinin de gerisine düşer.
Seçime gidilirken gerilim alanlarından birisi olarak üniversitelerin seçilmesi tarihsel hata olur.
ONAT KUTLAR VE CEBENOYAN: 30 Aralık 1994’te Taksim’de The Marmara Oteli’ne atılan bombanın aramızdan aldığı yazar Onat Kutlar ve arkeolog Yasemin Cebenoyan, aileleri ve Toplumsal Bellek Platformu üyelerince anıldılar. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki, hapishaneleri “utanç müzesi”, takvim yaprakları “kan ve gözyaşı.”
Yeni yılda sevgi ve hoşgörü diliyoruz.