Eyi muz

Eyi muz


       Meclis yine çamaşırhane gibi çalışmaya başladı.
       18 Nisan seçimleri öncesinde yaşanan süreç yineleniyor. Yılmaz ve Çiller, "akçalı işler"de birbirlerine en ağır suçlamalarda bulunduktan sonra seçime beş kala "beyaz sayfa" açarak Yüce Divan dosyalarından kurtulmuşlardı.
       Ayrı komisyonlarda, "cep telefonu" talimatıyla gerçekleşen aklama operasyonunun kamu vicdanında bıraktığı izler merkez sağ liderlerin düşündüğünden ağır oldu. Halk onca "şaibe"den sonra karşılıklı aklamayı dürüst bulmamıştı ve bu tepkinin sandığa yansıması iki partinin oylarının yüzde 10'lara gerilemesi şeklinde oldu.
       Derken araya seçim girdi.
       DSP, tarafsız hakem görünümüyle seçimden birinci çıkarak iktidara geldi. Yeni Meclis bir süre bekledikten sonra Türkbank ve çete soruşturması gibi eski dosyaları ilgili komisyonlara gönderdi ve pek çok sayın üye hakkındaki yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma iddiası ele alındı.
       Rekor, eski Başbakan Mesut Yılmaz'daydı.
       Hakkında 7 ayrı Yüce Divan istemi bulunan ANAP lideri seri şekilde aklanıyor. Meclis tatile girmeden kalan 5 dosya da gündemden düşerse Mesut Bey temmuzda kabineye girecek.
       Demek ki komisyonlar biraz daha hızlı çalışsa, Yılmaz'ın Çankaya planı işleyecek, "şaibesiz aday" tanımına girmiyor diye önü kesilmeyecekti.
       Ecevit'in bu haksızlığı şimdi Mesut Bey'i başbakan yardımcısı yaparak telafi edeceği anlaşılıyor.
       Bundan sonra parlamentonun yapacağı tek iş kalıyor. Anayasa'nın, Meclis denetimiyle ilgili maddelerini lağvetmek. Hele 100'üncü maddenin kaldırılması şart oldu. Nasıl olsa işlemeyen ve tümüyle siyasi liderlerin güdümündeki soruşturma komisyonlarıyla milletvekillerini meşgul etmenin ne alemi var?
       Dokunulmazlık zırhı kalkmadıkça bu Meclis bırakın siyasi parti liderini sade milletvekilini Anayasa Mahkemesi'nin (Yüce Divan) karşısına gönderebilir mi?
       Susurluk'ta aynı süreç yaşanmadı mı?
       Gaziantep'teki "paraşüt operasyonu" müthiş değil mi? Hayali ihracat vurgununda adı geçen eski bakanlar var; belli ki geçmişte nüfuz kullanarak muz soygununa göz yummuşlar. Ne olacak? Bakanken üzerlerine gidilebilmiş mi?
       Sahi Mesut Yılmaz hükümeti, devletin bankasını mafyaya pazarladıkları gerekçesiyle gensoruyla düşürülmemiş miydi?
       Sonuç, 8'e 7 aklama!.. Üstelik Çakıcı ve Evcil'in çete komisyonuna verdiği ifadeler ortadayken.
       DSP kanadı, yine deterjan işlevi görmüş.
       2 MHP'li Armağan Yılmaz ile Mükerrem Taşkın ise muhalefetle birlikte Yüce Divan'dan yana oy kullanmışlar.
       Manzara "çete komisyonu"ndan da benzer sonucun çıkacağını gösteriyor.
       Temiz toplumcular şimdilik Gaziantep operasyonuyla yetinecek.
       Eyi muz!..


Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr