GEZİ'NİN DAĞITTIĞI BULUTLAR

Demokrasimiz üzerindeki puslu havanın kalkması için ‘Gezi Parkı direnişi’ gibi eylemler gerekiyormuş! O sayede medyadaki sansür / otosansür bulutları da dağılmaya başladı.
Polisin Taksim’de gençlerin üzerine acımasızca gaz ve tazyikli su sıktığı günlerden uzaklaşıyoruz.
Ekranı karartan görsel medya, yüzünü gerçeklere döndü. Saat başı haber yayınlıyor. Gazeteler ise ‘ortak başlık’la çıkma refleksinden arınmaya başladılar. Olaylara daha açıklar ve ‘90’lar kuşağı’nı nihayet fark ettiler!
İktidar ise medyanın henüz gerisinde!
Baraj kapakları açılarak önlenmek istenen büyük taşkınlardaki gibi kalabalıkların nereden geldiğini anlamaya çalışıyorlar. Sokağa bu kadar yakın olma iddiasındaki lider ve kadroların ‘değerlendirme hataları’ tarih boyunca siyasi iktidarları körleştiren yanılgılara işaret ediyor.
‘Kelebek efekti’yle bazen küçük bir dokunuş dengeleri altüst edebiliyor.
Sorun elbette üç beş ağacın yerinden edilmesi, bir avuç aktivistin Gezi Parkı’ndaki kepçenin önüne atlamasından ibaret değil. Daha fazla demokrasi ve özgürlük isteniyor.
Empoze fikirler, dayatılan hayatlar toplumu bunaltıyor.
Direnişi tetikliyor.
Putin’in Rusyası gibi bir ülkede yaşamak ağır geliyor.
Gezi Parkı’nda ‘demokrasi adına’ benzersiz bir tarih yazıldı.
‘68 Devrimi’ nostaljik bir duygu olmanın ötesine geçti, küresel kapitalizmin her on yılda bir patlayan krizleri karşısında ‘Başka bir dünya mümkün’ diyen Latin Amerika rüzgârı, Wall Street’i işgal eden ‘Occupy’ hareketi, Ortadoğu’daki diktacı rejimlerin sonunu getiren ‘Tahrir Devrimi’ Türkiye’ye de uzandı. Sokak kendi ‘özgün’ modelini yarattı. Aileler, çocuklarının gerçekte hayli büyüyüp, siyasallaştıklarını gördüler.

GEZİNİN DAĞITTIĞI BULUTLAR

NECİP FAZIL’A KARŞI NÂZIMCILAR
Onların anneleri, babaları Nâzım kuşağıydılar!
12 Mart muhtırası ve 12 Eylül darbesiyle ‘kıyılan, kırılan’ bir kuşağın ‘aman oğlum, aman kızım siyasetle ilgilenmeyin, okuyun, olaylara karışmayın’ telkinleri altında doğmuş, büyümüşlerdi.
‘İdeoloji’den hep uzak tutulmuşlardı.
Geçen on yılda bu iklim en çok ‘Necip Fazıl kuşağı’na yaradı.
1980’lerde önü açılan, 1990’larda Sovyetler dağılıp ‘Yeşil Kuşak’ politikasıyla etrafımız örülmeye başladığında siyasal İslamın da bir ‘ideoloji’ olarak Türkiye’de ayak sesleri işitilmeye başlamıştı. 28 Şubat’ta ‘Post modern’ darbeyle kesintiye uğratıldığı sanılan akım 2002 seçimleriyle ‘demokratik yoldan’ iktidara geldi. Üç dönemdir de ülkeyi yönetiyor.
Ancak Necip Fazılcılarda ayrışmaya başladılar.
Bu hafta ‘Mesaj alınmıştır’ diyen Cumhurbaşkanı Gül’ü, ‘vekâleten özür’le kamuoyunu yatıştırmaya çalışan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı ve Tunus dönüşü ‘direnişini’ sürdüren Başbakan Erdoğan’ı ayrı kamplarda gördük. Üslup kadar özde de ayrıştılar.

GEZİNİN DAĞITTIĞI BULUTLAR

Milliyet gazetesinin pazar günkü manşetinde Nilüfer Narlı’nın Gezi Parkı’ndaki gençlerle ‘yer sofrasında’ gerçekleştirdiği söyleşi vardı.

90 KUŞAĞININ MESAJI
Ve ne ilginçtir ki, 2008 krizine rağmen ekonomiyi büyüten, muhafazakar orta alt sınıflara gelir transfer ederek gelir dağılımını düzelten, enflasyonu düşüren işsizliği azaltan, AB sürecinde ‘reformcu’ adımlarıyla Batı’nın, ABD’nin gözbebeği olan, son dönemde Kürt sorununun barışçı çözümü konusunda İmralı ile müzakereler yürüten AKP iktidarı, ‘kendi kurduğu düzeni, kendi eliyle’ yıkıyor. Cumhuriyetçi, laik modernlerin ‘endişeleri’ni körüklüyor. İstediği gibi giyinip, kuşanan, el ele tutuşan, parklarda, metroda öpüşen gençlerin, ağaca, çiçeğe böceğe tutkulu gençlerin ‘öfkesi’ni üzerine çekiyor.
Oysa muhafazakâr İslamcılar, 1990’larda kamusal alanda ‘başörtüsü’ ile var olmaya çalışan, üniversiteye alınmayan genç kızların haklarını, özgürlüklerini savunuyorlardı. Prof. Nilüfer Göle gibi liberal aydınlar, ‘Modern Mahrem’ nitelemesiyle başörtülü kızların evden çıkıp toplumsal hayata katılmalarıyla Türkiye’nin modernleşeceğini savunuyorlardı.
Geçen on yılda Göle’nin tezleri doğrulanmışken bir büyük ‘akıl tutulması’na kapıldık.
Politize olmayan, ama özgürlük alanlarının İslami kurallarla daraltılacağını düşünen gençler, ‘Gezi Park’ı direnişiyle’ muhalefeti ateşlediler. Kızılay’da, Kuğulu’da, Tunalı Hilmi’de ortaya çıktılar. Haksızlığa karşı direndiler.
Güle oynaya, ‘yazlık sinemaya’ gider gibi eylem yaptılar.
Yakın tarihin en ‘naif’, en yaratıcı siyaset dilini mizahla renklendirerek ‘duvarlar’a yazdılar.
Müslüman dayanışmacılarla ‘cuma namazı’ kıldılar.
Kandil kutladılar.
Adana’da şehit düşen polis için Gezi’de ağıt yaktılar.
Umarız siyaset de medya da, bu tarihi süreçten doğru dersler çıkarır.
90 kuşağının verdiği mesajları doğru okuruz!
Anadolu coğrafyası büyük depremleri hatırlatırcasına ‘beşik gibi’ sallanıyor. Toplumsal fay hatlarını göremeyen iktidarlar hiç hesap edemedikleri şekilde hem kendileri bedel öderler. Hem de topluma bedel ödetirler. İlk kırılma ekonomide yaşanır.
Gazi Parkı hareketinden nasıl bir siyaset doğacak?
Seçim ve ‘başkanlık’ planları nasıl etkilenecek?
Göreceğiz.

MİLLİYET FARKI GEZİNİN DAĞITTIĞI BULUTLAR
Muhabir ve yazarlarımızla ‘Gezi Parkı’na ilk gündem sayfalarımızı açtığımız, Taksim’de gaz bombası altında çalışarak polis şiddetine karşı gereken uyarıları yaptığımız için vicdanımız rahat. Gazeteyi hazırlarken, kimi gazete ve televizyonlar gibi ‘Halk meydanlardayken siz neredeydiniz?’ sorularına muhatap olmayan bağımsızlık ve sorumlulukla hareket ediyoruz. Gazetecilik yapıyoruz. Şiddeti kışkırtmadan uyarıcı olmaya çalışıyoruz.
Gece gündüz müthiş bir eforla çalışan Haber Araştırma Servisi Müdürü Pınar Aktaş’a, Fotoğraf Servisi Müdürü Yurttaş Tümer’e, Ankara Haber Müdürü Serpil Çevikcan ve Müdür Yardımcısı Gökçer Tahincioğlu’na, Yazı İşleri’ne ve Başbakan Erdoğan’ın Tunus dönüşü havaalanı konuşması ve resmini birinci sayfa değişikliğiyle gazeteye yetiştiren Gece Sorumlu Müdürümüz Baydu Can’a ve yazılarıyla sokağın sesini duyuran muhabir ve yazarlarımıza teşekkür ederim.
Bu hafta özel bir teşekkürü de İtalya Temsilcimiz Övgü Pınar hak ediyor.
Dan Brown röportajının her satırı yazarın romanları kadar akıcıydı.
Saygılarımla, iyi haftalar.

GEZİNİN DAĞITTIĞI BULUTLAR

‘Cehennem’ kitabıyla tüm dünyanın konuştuğu Dan Brown Milliyet İtalya temsilcisi Övgü Pınar’a konuştu.