Golfçü Paşa

Aktütün Karakolu baskını sırasında Antalya Serik’te golf turnuvasında olan Hava Kuvvetleri Komutanı’nın 4 Ekim Cumartesi akşamına kadar 15 şehitten haberi yokmuş!
Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması, olaya makul bir açıklama getiremediği gibi, kamu vicdanındaki “Nasıl olur?” sorusunu biraz daha pekiştirdi.
Dağlıca baskınından farklı olarak Şemdinli’deki Aktütün Karakolu güpegündüz saldırıya uğradı.
Genelkurmay Başkanlığı 4 Ekim Cumartesi sabahı saat 9’da olayı duyurdu. Üstelik ilk kez bir basın toplantısıyla Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak tarafından medyaya açıklama yapıldı.
Bayramdan dönüş yolunda olan herkes haberi bir şekilde öğrendi.
Everest’e falan tırmanmıyorsanız, cep telefonu ve internet iletişimi sayesinde artık dünyanın öteki ucundan bile haberler size en seri şekilde ulaşıyor. Kaldı ki küresel mali kriz nedeniyle, 1929 “büyük buhranı”na benzetilen olağanüstü günlerden geçiyoruz. Bayramı fırsat bilip bu yorucu gündemin dışına çıkmak, zamanı ve olanakları ölçüsünde her yurttaşın hakkıdır. Hava Kuvvetleri Komutanı da, Antalya’daki Karpuzkaldıran Kampı’na gidiyor, “golf” tutkunu olduğu için Serik’teki bir turnuvaya katılıyor. Buraya kadar her şey olağan. Aktütün Karakolu saldırıya uğramasa, kimse paşanın “mesai” dışında hangi sportif faaliyet içinde olduğunu merak etmeyecek. Zaten, Aydoğan Paşa ertesi gün Eskişehir’deki şehit cenazesine katılıyor.
Taraf gazetesinde Paşa’nın golf oynarken fotoğraflarını yayımlanınca, Genelkurmay açıklamasında “Şehitlerden haberi yoktu” denilen Hava Kuvvetleri Komutanı’nın cumartesi günü ne yaptığı anlaşılıyor.
Kamu vicdanında sorgulanan şudur:
“Golfçü Paşa” Aktütün saldırısından neden haberdar edilmedi; şehit ve kayıp sayısına rağmen neden turnuvayı keserek Ankara’ya dönmedi?
Aktütün’de şehit olan askerler bayram öncesi ailelerine “Belki dönemeyiz” diye çatışma koşullarını haber verirken, Hava Kuvvetleri Komutanı’nın PKK baskınından nasıl haberi olmaz?
Genelkurmay Başkanlığı’nın, “yıpratma amaçlı” diye nitelediği olayla ilgili açıklamasındaki “Hava Kuvvetleri Komutanımızın Bayraktepe bölgesinde meydana gelen çatışma sonucunda verilen şehitler hakkında bilgi sahibi olmamıştır” yaklaşımı ne ölçüde tatmin edicidir.
Aydoğan Babaoğlu, “Ne yapsaydım? Bu eleştirilerde bulunanları mutlu etmek için Aktütün’e mi gitseydim?” diye tepki gösteriyor. O karakolun halini gördükten sonra insanlar haklı olarak, savunma bütçesinden en büyük payı alan Türk Silahlı Kuvvetleri gibi dünyanın en güçlü ordularından biri, “Askerlerini böyle mi korur?” diye yüreklerinde sızı duymadılar mı?
Tamam Japonlar gibi “harakiri” yapmayın ama özür dileyebilirdiniz!