Gülay vakası

Gülay vakası


       Yurtdışındaki kaçak "Türk Büyükleri"nden Gülay Aslıtürk de Londra'da yakalanarak, Halloway "kadınlar hapishanesi"ne konuldu.
       Mahkemenin belirlediği 250 bin paundluk (215 milyar Törkiş lira) kefaletin ödenmesi halinde, Gülay Hanım'ın Türkiye'nin iade istemine rağmen serbest kalması olası.
       Gülay Aslıtürk'ün yakalanması en çok Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ü memnun etti.
       Sarıgül, 1994 yerel seçimlerinde 34 bin oy almasına karşın ünlü rakibesi karşısında 321 oyla kaybetmişti. Beş yıl sonra 18 Nisan'a gelindiğinde Gülay Aslıtürk kaçaktı ve belediyenin ANAP'tan devralınması DSP adayı Sarıgül açısından çok kolay oldu. Ancak Mustafa Sarıgül, Gülay Aslıtürk'ün batırdığı krediler yüzünden "Türkiye'nin en borçlu belediyesi" unvanına sahip Şişli'nin başına geçtiğinde karşılaşacağı felaketin boyutlarını bilmiyordu. Belediye batmıştı!
       Aslıtürk'ün Londra'da yakalandığı sırada bile Şişli Belediyesi'nin "borç envanteri" çıkarılabilmiş değildi. Sadece çiçek parası 1 milyon dolar tutuyordu.
       Mustafa Sarıgül son rakamı, "18 trilyon lira" olarak açıkladı.
       Gülay Hanım, Londra'da kendisini "kadınlar hapishanesi"nden kurtaracak 215 milyar Törkiş lirayı bulmaya çalışırken Şişli Belediyesi de işçi ve memurlara ödenmesi gereken 2.5 trilyonun peşindeydi.
       Her gün bir alacaklı kapıyı çalıyordu ve Sarıgül çareyi Şişli'deki belediye binasını kiraya çıkarmakta bulmuştu.
       Şişli Belediyesi'nin Gülay Aslıtürk döneminde bankalardan aldığı kredilerin, yandaş şirketler marifetiyle eşe dosta dağıtılması, trilyonluk arsa vurgunlarıyla yeni zenginler yaratılması ve bu "siyasi izdivaç"ın zamanla bir "aile şirketi"ne dönüşmesi 1980 - 90'lı yılların Türkiyesi'nin bildik fotoğrafıdır.
       Londra polisi, bu profili çıkaramadığı için İnterpol'ün "kırmızı bülteni"yle aranan Gülay Hanım'ın üzerine bir yıldır gitmemiş olabilir!
       Ne diyordu Aslıtürk'ün babası İlyas Çokay:
     "Kızım çuvalla götürdüyse diğerleri vagonla götürdü."
       Bu tanıma girenlerin "Atlantik ötesi" kolu ABD'de krallar gibi yaşıyor. Edes'ler, Bezmen'ler, Civan'lar gündemden düştüler.
       Oysa ne tatlı, bol kazançlı günlerden geçilmişti.
       1987'de Özal ikinci seçimi de kazanınca "köşeyi dönme" devri açılmıştı. İktidar - belediye - müteahhitlik üçgenindeki alışveriş, "Aileyi gör, sen de kazan" felsefesinden beslenen "yeni bir sınıf" yaratmıştı. 1990'lara damgasını vuran "genç ve hırslı" politikacı kuşağını da o dalga doğurdu. Ne yazık ki, Gülay Aslıtürk profili, ANAP - DYP - SHP farkı gözetmeksizin tüm partilere sızdı. Refah bile 1994'te yerel yönetimlere geldikten sonra "paranın gücü""bağış" adı altında partiye transfer etmeye başladı ve geleceğin iddialı isimlerinin arkasında trilyonluk kaleler kuruldu.
       Gülay Aslıtürk vakası, 17 Ağustos depremiyle enkaz altında kalan "rantçı" belediyecilik anlayışının "kaçak" yüzüdür.
       Londra'da boşuna çile çekiyor(!) Gülay Hanım, onca kefalet ücretini İngilizlere kaptıracağına, "Alaattin abisi" gibi yapsın. Kişiye özel "iade dosyası"yla Türkiye'ye dönsün. Kartal'da, Holloway "kadınlar hapishanesi"nden çok daha rahat edeceği kesindir.
       Şampuan reklamındaki gibi, "yıka ve çık!" Ne güzel. "Soy ve çık!"
       Şişli'yi batıran borçlardan da korkulmasın.
       Alacaklı nasıl olsa, Mustafa Sarıgül'ün peşinde!..


Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr