Haberin yükselişi

Gazete haberdir. Gazetecilik ölmeyecekse bunun nedenini hava, su, gıda gibi habere olan ihtiyacın da insanlıkla beraber devam edeceği düşüncesine bağlayabiliriz.
Teknolojiyle birlikte gazetecilik da değişmekte; daha nitelikli ’içerik’ üretimine doğru evrilmektedir.
Silah ve ilaç gibi, haber de çağın en hızlı tüketilen ürünleri arasındadır.
Ve haber artık ışık hızıyla yayılmakta ’görsel harikalar’ yaratan avuç içi bilgisayarlar ve cep telefonları üzerinden milyonlara ulaşmaktadır. ’Arap Baharı’ tam anlamıyla dijital bir devrimdir.
Kimilerine göre enformasyonun böylesine patladığı bir çağda gazetelerin ’ertesi gün’e yeni bir haberle başlamaları şansı giderek azalmaktadır.
Hatta bu uğraş boşunadır.
Gazeteyi ’haberle sattırma’ fikri de eskimiştir!
Eğer kitlesel bir olaydan söz ediyorsak, o haber zaten cep telefonlarına gelmekte, internet siteleri gün ağarmadan manşetleri vermekte, geçmişte ’kulaktan kulağa’ yayılan söylentiler de twittter’da dolaşıma girmektedir.
Toplumun böylesine enformasyon bombardımanı altında olduğu bir çağda ’gazetecilik ölmeyecek’ söylemi gerçekçi midir?
Bu retoriğe kapılarak acaba ’haberciliği ciddiye almamak’ mı gerekiyor?!

Gazeteye erişim
Milliyet olarak bir süredir tam da tersini yapıyoruz.
Genlerimizdeki haberciliği öne çıkarmakla yetinmiyoruz, ’internet erişimi’nin hız ve zamanlama dezavantajından daha fazla içerik-özel haber üreterek ’gazeteye erişimi’ internetin, televizyonların, cep telefonlarının önüne geçiriyoruz.
Gerçek şu ki, günümüzde cep telefonlarında dolaşan, her saniye yenilenen haber/mesaj trafiğinde gazete haberleri ağır basmaktadır.
Ne yazık ki çoğu zaman, televizyon da internet mecrası da bu haber akışının gazetelere ait olduğunu belirtmekten kaçınmaktadır.
Şimdi bu ’korsanlığın’ altyapısını gazeteler lehine düzenlemek, kaynak gösterimini zorunlu kılmak ve eser sahibinin haklarını korumak için yasal düzenlemeye gidilmesi kaçınılmazdır.

Bahreyn manşeti
Medyadaki benzeşme ve internete yönelik ’haber teslimiyeti’ne karşı Milliyet’e bu hafta yine onlarca özel haber örneği vardı. Bunların bir kısmı sosyal medyanın da gündemini belirledi. Televizyonlar ise Milliyet’in manşetindeki Prof. Şebnem Korur Fincancı’yı ekranlara çıkararak haberi özelleştirdiler!
Haber şuydu:
Bahreyn’de ocak ayında ’suda boğulma’ diye geçen kuşkulu bir ölüm üzerine aile Uluslararası İşkence Rehabilitasyon Merkezi’yle temasa geçiyor. Türkiye’den Prof. Şebnem Korur Fincancı ’otopsi’ yapmak üzere başını örtüp taziye evine gider. Bahreyn’deki bu insan hakları misyonu 78’liler Derneği’nin ’Tükenmez’ adlı dergisinde usta gazeteci Celal Başlangıç tarafından kaleme alınır.
Yayın Koordinatörümüz Tahir Özyurtseven, Başlangıç’ın makalesini esas alarak haberi manşete önerdi.
Gazete mutfaklarının habercilik refleksi açısından epeydir rastlamadığımız bir örnekti; TV haberleri ve sosyal medyadaki dolaşımından daha fazla okurlarımızın ilgisini çekti.

Atlatma haberler servisi
Pazar günkü manşetimizde ise Suriye’deki silahlı muhalif grupların Esad’a karşı yaptıkları zirve toplantısı yer alıyordu.
The NewYork Times gazetesinde çıkan bir haberi ısrarla kovalayan muhabirlerimiz, haberi çıkardılar. Dış politika kulislerini yakından izleyen yazarımız Aslı Aydıntaşbaş toplantının arka planını yazdı.
Böylece gazeteciliğin özünü oluşturan ’haber ve analiz’ manşet haberimizde birleşti.
Aslı’nın Suriye sınırına Patriotların yerleştirileceği haberini ilk duyuran gazeteci-yazar olduğunu hatırlatalım. Milliyet’in haberi NATO’nun Brüksel zirvesiyle noktalandı.

Haberin yükselişi

Engelleri aşalım
’Habercilik yapılmıyor!’ denilen bir dönemde Milliyet muhabirleri ’özel haber’ yaparak alan açar. Mesleğe soluk getirirken bazen tek bir kare fotoğrafın sayfalarca haberden daha etkin olabileceğine 3 Aralık pazartesi günü tanık olduk.
O gün Dünya Engelliler Günü’ydü.
Ve Milliyet’in manşetinde ’Engelliye sokak eziyeti’ haberi yer alıyordu.
Etfan Altunbaran adlı engelli yurttaşımız park edilmiş bir kamyonun önünden yola çıkıyor, araç trafiği altında karşıya geçmeye çalışıyordu. Kaldırımda gidemediği için hayatını riske atıyordu.
Genç muhabirimiz Ceren Büyüktetik, olaya tamamen insani açıdan bakmıştı.
Ertesi gün Meclis’ten bir haber geldi. Dört parti, ’özürlü’ kelimesinin yerine ’engelli’ denilmesi konusunda anlaşmışlardı.
Milliyet, ’sosyal sorumluluğun’ gereği olarak ’Engelleri aşalım’ diye bir kampanya açtı.
Sayfalarımızı Türkiye’nin dört bir yanındaki engelli sorunlarına açtık.
Özel bir masa kurduk.
Salt fiziksel engellileri değil, sayıları 10 milyonu bulan engelli yurttaşlarımızın sorunlarını gündeme taşıyacağız.
’Yurttaş gazeteciliği’ açısından yeni bir sınav vereceğiz.
Lütfen sorunlarınızı yazın.
Çözüm için sivil toplumu, yerel yönetimleri, ilgili bakanlıkları harekete geçirelim.

İzmir çıkarması
’Geleceğe Yatırım, Türkiye’ye Yatırım’ toplantılarının 10’uncusunu İzmir’de yaptık.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, iletişim altyapısı, kara, deniz ve havayollarındaki atılımı anlattı. İzmir’de belediye ile iktidar müthiş bir hizmet yarışına girmişler. EXPO adaylığı da bu yarışı körüklüyor. İktidar ve muhalefet, ortak projeleri hayata geçiriyorlar.
Milliyet olarak İzmir’e özel bir ağırlık veriyoruz.
İzmir Temsilcimiz Hamdi Türkmen’i başarılı organizasyonu için kutlarız.
Türkiye’yi dolaşmaya devam edeceğiz.
Saygılarımla.