Hak grevi

Tekel işçilerinin 45 günlük direnişinin ardından Başbakan Erdoğan bugün Türk-İş yönetimiyle görüşüyor.
Ankara’nın ayazında haftalardır hak mücadelesi veren işçiler, Tekel’in özelleştirilmesi sonucu doğan mağduriyetlerini Türkiye’ye duyurmakla kalmadılar, Zonguldaklı madencilerin Özal döneminde Ankara’ya başlattıkları yürüyüşten bu yana en etkili sendikal eylemi gerçekleştirdiler. Ekonomik kriz ve işsizliğin doruğa çıktığı koşullarda, “Sınıf hareketi bugün değilse ne zaman kendini gösterir?” sorusunun artık bir yanıtı var.
Hükümet sözcülerinin “Ya 4C ya hiç” dayatması, “merhamet” söylemi, “kapının önüne koyma” tehdidi sökmedi. Dondurucu soğukta polisin tazyikli suyu onları dağıtamadı. Çadırlar kuruldu. Halaylar çekildi.
Eşler, çocuklar, öğrenciler, aydınlar, müthiş bir dayanışma sergilediler. 1970’lerin Ankara’sında “Alpagut Grevi” gibi direnişler tiyatrolarda da sahnelenir, AST’nin önü dolar taşardı.
Türk-İş ile Sakarya Caddesi arasındaki Tekel direnişi, bugünlerde gerçek bir yaşam sahnesine dönüşmüş durumda. Valilik, “Çocukları korkutuyor” gerekçesiyle o çadırları kaldırmaya çalışıyormuş ancak hiç de inandırıcı olmayan bu gerekçenin aksine Ankaralılar tam bir sevgi çemberi oluşturmuş durumdalar.
Açlık grevi başlar başlamaz gözlenen ziyaretçi akını bu desteğin kanıtıydı. Türk-İş, DİSK, KESK 3 Şubat’ta “genel grev” kararı aldılar.
12 bin Tekel işçisinin geleceği konusunda iktidarın artık somut çözüm önerileri üretmesi, “4C” statüsüne geçmek istemeyenlerin kazanılmış haklarını güvence altına alacak şekilde iş ve ücret olanakları sağlaması gerekmektedir.
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Başbakan Erdoğan’la yapılacak görüşme öncesinde şöyle diyor:
“İşçilerimiz 4C’li olmayı kabul etmeyecekler. Özlük haklarıyla kamu kuruluşlarına aktarılmaları konusunda ısrarcılar. Hükümetin bize getireceği öneri çok önemli. Türk-İş olarak biz her türlü müzakereye açığız.”
Sendikalar, hükümetle masaya oturmadan önce 3 Şubat Çarşamba günü “üretimden gelen güçlerini kullanarak” bir günlük genel greve gitme kararı aldılar.
4C statüsüne geçirilecek işçiler için son tarih ise 1 Şubat.
Tekel’in sigara fabrikaları ve tütün depoları özelleştirmeler sonucu kapandığı için binlerce işçi gelecek kaygısı içine düştü. İşlerini kaybetme, açlık ve yoksulluğa mahkûm edilme noktasındaki Tekel çalışanlarının önüne konulan seçenek, “geçici işçi” olarak daha az ücretle kamu kuruluşlarına dağıtılmaları formülü oldu. Maliye Bakanı Şimşek’in “Tek hatamız merhametli olmak” diye savunduğu 4C’ye işçiler baştan beri karşılar. Direniş de zaten bu haksızlığa karşı sürdürülüyor.
Hak verilmez, alınır! Tekel işçileri, 45 günlük direnişin ardından insan onuruna yaraşır şartlarda çalışmayı hak ediyorlar.