Hopa cinayeti

Başbakan’ın seçim otobüsünün taşlı sopalı saldırıya uğradığı Hopa’da, polisin göstericileri dağıtmak üzere başvurduğu şiddet can aldı. Emekli öğretmen Metin Lokumcu, “Biber gazının astım bronşitini tetiklemesi ve aşırı heyecana bağlı olarak” kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.
Otobüsten düşen polis memuru Servet Erkan’ın ise tedavisi sürüyor. Beyin ameliyatı geçiren Erkan uyutuluyormuş.
Ankara’da ise Hopa’daki olayları protesto eden Halkevleri üyesi Dilşat Akşit, Çevik Kuvvet tarafından hastanelik edilmiş. 20 kadar polisin arasında kalan genç kadının kalça kemiği kırılmış. Felç riski bulunuyormuş.
Nihayet bir seçim mitinginde yaşananlara bakın.
Orantısız güç kullanımı ancak böyle olur.
Televizyonlara da yansıdı; Hopa’da AKP’nin seçim konvoyu saldırıya uğrayınca, jandarma, polis ve koruma ordusu otomatik silahlarla havayı tarıyorlar. Hopa sahilinde çok katlı apartmanlar var: Başbakan geçiyor diye o sırada balkonda insanlar olabilir ama kimin umurunda! Mitinge değil de savaşa gidiliyor sanki. Eller tetikte... “Kastamonu Sendromu”yla havaya ateş açılıyor.
Polisi ve göstericileri yatıştırmaya çalışan emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümü kalp krizine bağlı ama ÖDP Genel Başkanı Alper Taş’ın tepki gösterdiği şekliyle Hopa’da adeta “üniformalı devlet terörü” yaşanıyor. Cinayet işleniyor!
Başbakan’a göre Hopa’daki olaylar “eşkıyalık!”
CHP lideri de seçim meydanlarındaki sertleşmeden hareketle “Rüzgâr esen fırtına biçer” diyor.
AKP ayrıca Güneydoğu’da seçim bürolarına yönelik saldırılardan, taşlı sopalı saldırılardan, molotoflardan şikâyetçi.
Kepenk kapatma eylemleri de baskı ve tehdit olarak algılanıyor.
Bu manzaralar 1970’lerin Türkiye’sini çağrıştırıyor.
“Milliyetçi Cephe” hükümetleri döneminde yapılan seçimlerde kan gövdeyi götürürdü.
Ecevit’in Tokat-Niksar ve Nevşehir mitingleri silahlı saldırı altında yapılmıştı.
12 Eylül 1980 darbesi öncesinin kanlı senaryo ve provokatif eylemlerinin 2011 seçimlerinde canlandırılıyor olması kâbus gibi. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 6 Haziran’da Diyarbakır’da yapacağı mitingi karıştırmaya hazırlanan 17 kişi gözaltına alınmış. Bu kişilerden birisi Karabağ’da “gönüllü komandoluk” yapan eski bir ülkücüymüş. Diyarbakır’da olay çıkarsa bunun MHP’nin oylarını artırabileceğini hesap ediyorlarmış!
Seçimlere 10 gün kala bu “kanlı” planlardan sakınmak tüm siyasetçilerin ortak sorumluluğu olmalı.
2011 seçimlerinde liderler üslup bakımından iyi sınav veremediler.
Hayli sert dille gerilimi arttırdılar. Hopa’da bu yüzden bir emekli öğretmen öldü.
Pankart açan öğrenciye, protestocu genç kıza, işçiye, emekçiye karşı gösterilen tahammülsüzlükte, emniyet güçleri siyasi iktidarla yarışa girmemeli.
Seçimi kazasız belasız geçirmeliyiz.