İki Mehmet’ler

Tuğlayı Mehmet Eymür çekti. Eski MİT Kontr-terör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün Özel Yetkili Ankara Cumhuriyet Savcısı Hakan Yüksel tarafından sürdürülen “faili meçhul cinayetler” soruşturması kapsamında verdiği 9 sayfalık ifadeyi yayımlayan Taraf’ın manşeti, Ağar’ın Güldal Mumcu’ya söylediği sözler üzerine kurulmuştu. “Tuğlayı çekersem duvar çöker.” Tuğlayı II. Mehmet çekmişti. İfadede yok yoktu!
Yeşil’den, JİTEM’e, Veli Küçük’ten Kaşif Kozinoğlu’na, Özer Çiller’den Hanefi Avcı’ya, Abdullah Çatlı’dan MİT’e 1990’ların karanlık “derin” yapılanması açığa vuruluyordu.
Aslında bir ifadeden çok “itiraflar” dizisinde bütün yollar Mehmet Ağar’a çıkıyordu.
40 kişilik “ölüm listesi” hazırlanmış ve bir kısmı “infaz edilmişti!”
Susurluk’ta “derin devlet”in kirli çamaşırları ortaya dökülmüş ancak “dokunulmazlıklar” nedeniyle siyasi sorumlular yargı önüne çıkarılamamıştı.
Mehmet Eymür’ün ifadesiyle “faili meçhuller” aydınlanıyor.
Geç de olsa yargı üzerine düşeni yapıyor.
Görevini yapma sırası TBMM’de.
Siyasi suikastların kurbanı ailelerden oluşan Toplumsal Bellek Platformu üyeleri önceki gün TBMM’ye gittiler. Yeni yasama döneminde faili meçhullerle ilgili yeni bir “komisyon” kurulması için temaslarda bulundular. CHP ve BDP grupları ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı ailelerle görüşürken AKP ve MHP grupları randevu vermediler.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek de aileleri kabul ederek, istekleri dinledi.
AKP’nin bu konuda gösterdiği direnç gerçekten tuhaf.
Kamu vicdanında şöyle bir inanç var:
“Siyasi iktidar isterse bu cinayetler çözülür.”
Hükümet bir yandan “derin” yapılanmaların üzerine gidiyor, dava üstüne dava açılıyor, 1990’ların karanlık sayfaları açılıyor, Ergenekon’lar, Balyoz’lar açığa çıkarılıyor. Bunlar olurken Meclis’te niye frene basılıyor?!
Meclis’teki temaslardan edindiğimiz izlenim, AKP grup yönetimi Toplumsal Bellek Platformu heyetiyle görüşmeyince TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nda da ilgisiz bir hava esmiş. Oysa Sivas sanıklarıyla ilgili “insanlığa karşı suç” ve “devlet sırları” düzenlemesine gidilebilmesi için AKP’nin de desteği gerekiyor.
Çarpıcı bir örnek, Cumartesi Anneleri’nden Berfu Ana’nın seçimden önce Başbakan Erdoğan tarafından kabulüydü.
O görüşmeden sonra 12 Eylül 1980 darbe sürecinde Kars’ta gözaltına alındıktan sonra kayıplara karışan ve işkenceden öldüğü sanılan Cemil Kırbayır dosyası yeniden açıldı. O dönemde karakolda görev yapan çaycıya kadar yeni tanıklar bulundu.
Aynı duyarlılığın tüm faili meçhullerde sergilenmesi gerekiyor.
Toplumsal Bellek Platformu bu anlamda “partisiz” bir örgütlenme. Sabahattin Ali’den, Hrant Dink’e dek uzanan geniş bir liste var ve Türkiye’nin siyasi suikastlar tarihi, demokrasiden daha eski ve köklü!
TBMM bu dönemde “komisyon” kurmaktan kaçınamaz!