İklim borcu

Bu yaz Rusya ve Pakistan’da yaşanan iklim felaketleri üzerine Radikal 2’de Ümit Şahin’in yazısı küresel ısınmanın boyutları konusunda hayli uyarıcıydı.
Dünyanın en önemli iklim bilimcisi James Hansen’in yönetimindeki NATO Goddard Enstitüsü 13 Ağustos tarihli son raporunda Moskova’yı da içine alan Batı Rusya’da yaz sıcaklarının normalin 5,5 derece üzerinde seyrettiğini duyurmuş. Bu yaz Finlandiya‘da 37,2 derecelik sıcaklıkla rekor kırılırken, Moskova günlerce 42 dereceye yükselen sıcaklarla boğuştu.
Yangınlara bağlı duman ve hava kirliliği nedeniyle en az 15 bin kişinin hayatını kaybetmiş olabileceği tahmin ediliyor.
En büyük darbeyi ise Pakistan yedi.
Muson yağmurları nedeniyle taşan İndus nehri 160 bin kilometrekarelik alanı iç denize dönüştürmüş durumda. Bu alan Türkiye yüzölçümünün beşte birinden fazla. Binlerce köyü ve kasabayı yutan sellerden etkilenen insan sayısı 20-40 milyon. Resmi ölü sayısı 2 bin. Milyonlarca insan açlık ve salgın hastalıkla baş etmeye çalışıyor.
Felaketin Pakistan’a maliyeti 43 milyar dolar olarak hesaplanıyormuş.
ABD’nin 5 yıl önceki Katrina kasırgası nedeniyle New Orleans’ta düştüğü durum karşısında Pakistan’ın sefaletini tahmin etmek güç değil. Ülkenin bu yıkımla baş etmesi mümkün değil. Sembolik yardımlar, bu trajediyle orantısız hatta komik denebilecek ölçüde az. Gerekçe ise Taliban!
Oysa Afganistan’ı işgal ertesinde bu ülkede daha çok askeri harcamalara giden yardım tutarı 40 milyar dolar.
ABD’nin, İran’ın nükleer programının Körfez’de yol açabileceği yeni bir savaş olasılığına karşı Suudi Arabistan’la yaptığı yeni bir silah satışı anlaşmasının tutarı 60 milyar dolar.
Pakistan’a yardımın tek bir savaş uçağının 150 milyon dolarlık maliyeti kadar olmasını eleştiren karikatürler yayımlanıyor medyada.
Ümit Şahin’in yazısında belirttiği gibi 2010 yazında yaşananlar “doğal afet” değil ve sanayileşmiş ülkelerin giderek ağırlaşan “iklim borcu”nu az gelişmiş ülkeler ve bütün insanlık çevre felaketlerinin yıkıcı etkisiyle en ağır biçimde ödüyor:
“Bugün atmosferdeki karbondioksit miktarı milyonda 399 parçacığı (ppm) bulmuş durumda. Muhtemelen 2015’e gelmeden 400 ppm’lik ‘psikolojik sınır’ geçilecek. Oysa artık iyi biliyoruz ki, 350 ppm’yi bile aşmamalıydık.
Sadece son 40 yılda dünyanın sıcaklığı 0,6 derece arttı.
Sıcaklık artışı o kadar hızlandı ki, iklimi değiştiren mevcut düzen değişmezse, dünyayı bir başka gezegen haline getirecek 2 derecelik artışın tamamlanması için bir bu kadar daha beklememiz gerekmeyecek.
İklim felaketlerini giderek daha sık ve daha şiddetli hale getiren zemberek sürekli kuruluyor.”
Rize’de 12 yurttaşımızı kaybettiğimiz sel ve heyelan dışında ağustos sıcaklarına başka bir gezegende yaşarmışçasına aldırmadık.
12 Eylül referandumuna kadar hayatı durdurmuş gibiyiz!