İklimler

Dünyanın Durumu 2009 raporundan bir alıntı: “Bugünlerde neler olduğunu anlamıyoruz. Ya çok fazla yağmur yağıyor ya da hiç yağmıyor. Bunun bize hiç yararı yok. Yağmur çok fazla olduğunda sel basıp bize zarar verebilir. Yağmur yetersiz olduğunda ise kuraklık zarar veriyor.”
Kenyalı çiftçiler, iklim değişikliği nedeniyle yaşadıkları çaresizliği böyle ifade ediyorlar.
Türkiye bu yıl mevsim normallerini çok aşan miktarlarda yağış aldı.
Önceleri sevindik.
Kimileri bu yağışları ‘küresel ısınma’nın abartıldığına yönelik görüşlerle ilişkilendirdi.
İstanbul’a birkaç saat içinde düşen 80 yılın en yoğun yağışları, küresel ısınmanın ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ‘doğa’yı hesaba katmadan insan eliyle yapılan yanlışların da tehlikeyi büyüttüğünü ortaya koydu. Trakya’da ve İstanbul’da 30’dan fazla yurttaşımızı kaybettikten sonra, dere yatakları ve su havzalarına yapılan binaların ‘afet’ zararlarını birkaç katına çıkardığını anladık.
Sel ve heyelan Artvin, Borçka’da da can aldı.
ABD’de yapılan G-20 zirvesinin gündem maddelerinden biri de iklim değişikliği.
Çevreciler, iklim değişikliğinin toplumları birçok yeni sıkıntıyla karşı karşıya bırakacağı konusunda ülke yönetimlerini sürekli uyarıyorlar.
Ortalama sıcaklıklardaki değişiklik, besin üretimi ve su kaynaklarını etkileyecek, daha sık ve yoğun yaşanacak hava olaylarının verdiği zarar artacak, seller ve kasırgalar sonucunda daha çok can kaybı olacak (David Dodman-Dünyanın Durumu 2009). İklim değişikliğinin yol açacağı zararların yoksullar ile zenginler arasındaki adaletsizliği daha da artıracağı düşünülüyor. Yüksek düzeyde sera gazı emisyonlarından kazanç sağlayan ülkeler iklim değişikliğinden en az etkilenenler olacak. 2007’de Asya doğal afetlerin en şiddetli yaşandığı kıtaydı. Dünya genelindeki afetlerin yüzde 37’si ve toplam kurban sayısının yüzde 90’ı bu kıtadaydı.
Bir başka iklim senaryosu da şudur:
“Himalayalar’da, Ganj Nehri’nin suyunun yüzde 70’ini sağlayan Gangotri buzulu yılda 35 metre geriliyor. Bu buzul yok olduğunda Ganj mevsimlik bir nehir olacak; yaklaşık 400 milyon insan susuz kalacak. Musonlar daha yoğun, daha değişken ve sel açısından daha tehlikeli hale gelecek, kuraklıkların artması geçimlerini tarım ve hayvancılıktan sağlayan 2 milyar insanı tehdit edecek. Doğal yoldan oluşan orman yangınları artacak.”
Küresel ısınma karşısında sera gazları salımındaki artışı durdurmak gerekiyor.
2009 sonundaki Kopenhag Zirvesi, yaşanabilir bir dünya için son çıkış olabilir.
Türkiye’nin de onca felaketten sonra, doğayla barışık bir iklim politikası oluşturması gerekiyor.