İşkence, tecrit, sansür

İşkence, tecrit, sansür


Ölüm orucunda 102’nci kaybın adı Feride Harman. Feride, Türkiye’nin AB’den müzakere takvimi alabilmek için Kopenhag’da verdiği diplomatik savaşımla eşzamanlı, Aksaray’daki bir evde yaşamını kaybetti.
İşkenceye ‘sıfır tolerans’ tanıma sözü veren AKP iktidarında sıra bir türlü F tipi cezaevlerindeki ‘tecrit işkencesi’nden kaynaklanan ‘ölümlere son verme’ aşamasına gelemiyor.
Oysa AKP yönetiminde Erdoğan’ın yasaklılığı ya da türban sorunundan kaynaklanan ‘insan hakları’ denilince ‘akan sular duruyor’!
TAYAD’lı aileler dün ziyaretimize geldi.
3 Kasım seçimlerinden bu yana ‘ölüm orucu’nda ölenlerin sayısı 5’i bulmuş. Feride Harman’dan sonra 20’ye yakın kişi, ölümü bekliyormuş. Bunlar arasında hastaneye kaldırılan tutuklu ve hükümlüler de bulunuyor. Hekimlerin müdahalesi olmasa, ölümler hızla artacak.
AB müzakereleri için 2003’teki ilerleme raporunda gerekli adımları atarak, ‘randevu tarihi’ni öne çekmeye çalışan Gül hükümetinin F tipi cezaevlerindeki iyileştirmeleri de gündemine alması gerekiyor.
Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in soruna ‘insani açıdan’ yaklaşacaklarına ve cezaevlerindeki insan hakları standardını yükseltmeye çalışacaklarına inanmak istiyoruz. Tanıdığımız kadarıyla iki bakan da bu tür sorunlara duyarlılar.
Son olarak seçim dönemindeki Adalet Bakanı Aysel Çelikel ile F tipi cezaevlerindeki durumu görüşmüştük. H. S. Türk’ün aksine Prof. Çelikel’in tutumu çok daha insancıldı. Tutuklu ve hükümlülerin ‘ortak alanlar’a çıkışında daha esnek davranılabileceğini, kütüphane ve sportif amaçlı ‘ortak mekanlar’a belli saatlerde çıkılabileceğini anlatmıştı. Örneğin günde bir saat ‘kitap okuma’ serbestisinden söz etmişti.
Tutuklu ailelerini dinlerken gördük ki, bu iyi niyetli kararların hepsi ‘söz’de kalmış.
F tipi cezaevlerinde eski katı uygulamalar sürüyormuş.
Tek kişilik hücrelerde baskı ve umutsuzluk sonucu ‘intiharlar’ başlamış. İstanbul Barosu’nca Yücel Sayman döneminde seslendirilen ‘3 kapı üç kilit açılsın 9 kişi bir araya gelsin. Tecrit kalksın’ önerisine de vicdanlar kapalıymış.
Sincan ve Tekirdağ’da çok sayıda tutuklu, psikolojik sorunların ötesinde ağır hasta durumda. TAYAD’lı aileler bu durumdaki kişilerin listesini, tabip odalarına, barolara ve bakanlığa iletiyorlar.
Cezaevi koşullarına gelince...
Tecridin yanı sıra ağır sansür uygulanıyormuş, günlük gazetelerdeki siyasi köşeler ve ‘beğenilmeyen’ yazılar kesilerek dağıtılıyormuş. Mektup ve dilekçelere zorluk çıkarılıyormuş. Cezaevine zamanında elektrik ve su parası yatırmayan mahkumların ‘hücre elektriği’ kesiliyormuş.
Tutuklu ailelerine yönelik ‘hak ihlalleri’ rutin hale gelmiş. Haftada bir saatlik görüşmeye gidenler, canından bezdiriliyormuş.
F tipi ayıbına karşı, hükümeti duyarlı olmaya çağırıyoruz: Ölümleri durdurun!