İşkenceden ölüm

Bir protesto eyleminden cezaevine giren kişi hayatını nasıl kaybeder? Hani Türkiye’de işkenceye “sıfır tolerans” vardı?!
Metris Cezaevi’nde dövülerek komaya giren Engin Ceber işkenceden öldü. Ümraniye’deki cenaze törenine, Ceber’in “polis kurşunu” ile felç olmasını protesto ettiği arkadaşı Ferhat Gerçek de tekerlekli sandalyede katılmış. Yürüyüşe katılan 5 bin kişi sorumluların cezalandırılmasını istemişler.
İnsan Hakları Derneği de “Adalet istiyoruz” diye açıklama yaptı.
2008 Türkiye’sinde “işkenceden ölüm” utanç verici bir durum. Adalet Bakanlığı, göstermelik inceleme açıklamalarıyla yetinmeden “adil” bir soruşturma yaparak sorumlular hakkında gereken işlemi yapmalıdır.
Ceber’in avukatları haklı olarak cezaevi yetkilileri açığa alınmadan yapılacak bir soruşturmadan sonuç çıkmayacağını savunuyorlar. Öldüresiye dayak yiyen bir kişinin yaşamını kaybettiği bir olayın şoku ve korkusu altında Metris’teki cinayetin üzerine ne kadar gidilebilir ki? Hükümet bu konularda epeydir suskun. Reformlar hız kesti. Ara sıra verilen demeçler de caydırıcı olmuyor.
PKK’nın saldırıları Güneydoğu’da OHAL’e dönüş, gözaltı sürelerinin uzatılması gibi arayışlara yol açtı.
1990’lara dönüş eğilimi gözleniyor.
İnsan Hakları Derneği’nin dünkü açıklamasında “BM İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesine Ek Seçmeli Protokol”ün hâlâ onaylanmadığına dikkat çekiyordu.
Siyasi iradenin cezaevlerindeki işkence ve kötü uygulamalar karşısında idari inisiyatif kullanmayışı, işkence suçuna bulaşmış bir tek polis ve jandarma hakkında tutuklama kararı verilmeyişi ve işkence davalarının uzun zaman dilimlerine yayılması İHD’nin altını çizdiği sorunlar.
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in ağustos ayındaki açıklamasına göre, 2006 ve 2007 yıllarında 10 bin 886 polis ve jandarma, 4 bin 662 kişiye işkence yapmakla suçlanmış. Bu kamu görevlilerinin hiçbirinin tutuklanmaması, “resmi” politikayı yansıtıyor. İnsan Hakları Derneği bu durumu “yargı ve yürütmenin paralel tutum içinde olmalarına’ bağlıyor:
“Bu tutuma, insan hakları hukuku literatüründe, ‘işkence suçu karşısında devletin cezasızlık politikası izlemesi’ denir. İşkence bir ülkede yaygınsa, sürekliyse ve kasten yapılıyorsa, o ülkede işkence sistematik hale gelmiş demektir.
Engin Ceber’in öldürülmesi, münferit bir işkence vakası değildir. Ceber, sistematik olarak işkence yapılan bir ülkedeki mağdurlardan sadece biridir. Türkiye’de herkes, her an, böyle bir muameleye maruz kalabilir.
Adalet istiyoruz. Devlet cezasızlık politikasına son vermelidir.”
İşkence konusunda sicili hayli bozuk bir ülkede “Geceyarısı Ekspresi” filmini yeniden vizyona sokmak istercesine ölümlere ortam hazırlamak ayıptır. İşkenceden ölüm yüz karasıdır.