İstanbul takası

CHP’de “İstanbul krizi”ni çözmek için başvurulan “takas” yöntemiyle Gürsel Tekin’e yer açmak için Berhan Şimşek İstanbul İl Başkanlığı’na atandı. Tekin de CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun isteği üzerine genel başkan yardımcısı olacak. Böylece “Baykal sonrası” dönemin inşasıyla ilgili önemli bir sorun Sav-Kılıçdaroğlu ittifakıyla açılmış oluyor.
Gürsel Tekin olayında CHP Politbürosu engel olarak görülüyordu. Malum Baykal ve ekibi, “kaset darbesi”yle tasfiye edildiler ama CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın kurultay ertesi Ege’de son söz adlı internet sitesine verdiği seri röportaj, “devlet eliyle gerçekleştirildi” denilen operasyonun gerçekte “derin CHP’nin eseri” olduğunu ortaya koydu.
Kaset çıktığında söylemiştik; “Baykal’ın istifasına ortam hazırlayan güçler dönüşüne izin vermeyeceklerdir” diye.
Önder Bey, Baykal’daki dönüş eğilimini aldıktan sonra gizlice görüştüğü Kemal Kılıçdaroğlu’nu ikna ederek, “tek başına adaylık yolunu” nasıl açtığını anlatmıştı. Sav olmasaydı, Baykal bugün CHP koltuğunda oturmaya devam ediyor olacaktı, Kılıçdaroğlu ise bugün Gürsel Tekin’e yapıldığı şekliyle -aklından genel başkanlığı geçirdiği için- muhtemelen grup başkan vekilliğini de kaybedecekti!
Kemal Bey arkasına ne denli güçlü rüzgâr almış olursa olsun, “kurultay zaferi”nde CHP içi dengeleri bilecek ölçüde tecrübe kazanmış bir siyasetçidir.
İstanbul krizini aşarken de kırıp dökmemeye, Gürsel Tekin’i kazanırken Önder Sav’ı karşısına almamaya çalıştığı anlaşılıyor.
Yeni CHP yönetimi, Türkiye’nin hızla seçime gittiği bir dönemde, enerjisini içe değil dışa vermek zorundadır. İstanbul krizinin daha fazla uzamadan aşılması bu açıdan yararlı olmuştur. Ancak CHP’nin “dışa dönük” mücadelesinde hâlâ ciddi açmazları vardır.
İstanbul’da 2009 yerel seçimlerindeki Kılıçdaroğlu-Tekin modeli başarılı olmuştu; çünkü parti varoşlara açılırken, sivil toplum ilişkilerinde “özgürlükçü, sol, demokrat” mesajlar vermeyi başarmıştı. Sadece yolsuzluk ve yoksulluk değil, kimlik ve inançlara saygılı söylem, CHP oylarını yüzde 36’ya çıkarmıştı. Çünkü CHP laik, cumhuriyetçi tabanın dışına çıkmış, Kürtlerden, Alevilerden, dindarlardan da oy almıştı.
Kemal Bey, İstanbul başarısının Baykal’ın klasik çizgisinin dışına çıkıldığı için geldiğini biliyor. Ama nedense CHP liderliğini üstlendikten sonra, değişen, yenileşen bir CHP yerine, “eskiye dönüş” izlenimi veriyor. İstanbul tercihi bile bunun yansımasıdır. CHP Politbürosu’nun partiye verdiği zarar tam da bu anlayışta yatmaktadır. Kadrolarıyla, programıyla parti o denli ağırlaşmış durumdaki, onca genç ve kadın üye arasında yeni isimler çıkaramıyor. Sol damarı tıkalı, “ulusalcılık” üzerinden yenileşme olmaz. Sovyetler’i bile Politbüro içinden çıkan Gorbaçov değiştirmedi mi?
Ecevit 1973-77 seçimlerinde CHP’yi sola açılarak iktidara getirmişti.