İşte "bizim" milletvekili

İşte "bizim" milletvekili


       Ecevit'in isteğiyle DSP'den istifa ettirilen İstanbul milletvekili Bülent Ersin Gök'ün adının karıştığı "rüşvet" skandalının televizyon görüntüleri, Türkiye'deki "etik çöküntü"nün başlıca nedeni olan "siyasetin insan kaynağı" konusunda belgesel niteliğindedir.
       Reha Muhtar'ın "gizli kamera" ekibine yakalanan Musa Kocaman adlı danışman, İstanbul'da vakıf arazisi kiralamak isteyen kişilerle rüşvet pazarlığı yaparken kapı açılır. İçeriye DSP'li Ersin Gök girer. 150 bin dolarlık işi bağlayan Kocaman, nüfuzlu dostunu şöyle tanıtır:
     "Bizim milletvekilimiz bu. Ersin bu işi halleder."
       Başbakan Ecevit yayından sonra, "aklanıncaya" kadar Gök'ün DSP Grubu'yla ilişiğini keser.
       Demokratik Sol Parti'nin tohumları 12 Eylül ertesinde Ecevit'e inançla bağlı bir avuç kişi tarafından atıldığı için, bir zamanlar "çile çiçekleri" diye tanınan o kadronun günümüzde nasıl oluyor da bu denli bozulduğuna, Ecevitler'in dürüstlüğüyle bağdaşmayan "devşirme" isimlerin milletvekili olacak kadar "yakın çevre"ye girdiğine insan şaşıyor.
       Merak edip TBMM albümünü karıştırdım.
       Afyon doğumlu, kimya mühendisi olan Ersin Gök, Belçika'da "kıymetli taşların analizi"yle ilgili çalışmalar yapmış.
       Elmastan anlıyormuş!
       Milliyet'in "gece kuşu" Yaşar Çakmak, İstanbul gecelerinin müdavimi milletvekilinin başka elmaslarla da ilgilendiğini yazıyor.
       Oryantal Papatya'nın kasetini, Kalender'in menajerliğini yapmış. Gök'ün özgeçmişinde Hüsamettin Özkan'ın ilkokul arkadaşı, Mesut Yılmaz'ın kiracısı, İbrahim Tatlıses'in yatırım danışmanlığı gibi bilgiler de yer alıyor.
       Sahi? DSP, uzmanlığı "kıymetli taşlar" olan bu milletvekilini İstanbul'dan "sol"u ve de yoksul halkı temsil etsin diye kim bilir kaç aday arasından buldu, çıkardı?
       Zekeriya Temizel'e yer bulunamayan aday listelerinde Ersin Gök'ü kimler, niye "parlatmış" olabilir ki?
       Neyse ki Ecevit affetmedi ve DSP Grubu şimdilik bir "elmasçı"dan mahrum kaldı!
       150 bin dolarlık rüşvet olayı milyarlarca dolarlık banka soygunları karşısında "okyanusta damla gibi kalıyor" ve bu açıdan 1980'lerde Özal döneminde patlayan "Özdağlar skandalı"nı çağrıştırıyor.
       Başkent kulislerinde Egebank nedeniyle zor duruma düşen ünlü ailenin, karşı atağa geçtiğine ilişkin duyumlar alınıyor. "Big Brother" yöntemiyle herkes izleniyor ve sırası gelince dosyalar patlıyor.
       Meclis başkanlığında sarsılan koalisyon içi dengeler de siyasette yeni sürtüşmelerin habercisi. Hüsamettin Özkan'ın kayınvalidesi Hatice Betül Özay'la ilgili iddiaların ANAP'lı bir milletvekili tarafından Başbakan Ecevit'e Meclis'te sorulması rastlantı olabilir mi?
       Başbakan'ın yanıtı, kamu vicdanındaki soruları aydınlatacak.
       Açıklama beklenen önemli bir olay da Hazine eski Bakanı Hikmet Uluğbay'ın intihar girişimidir.
       Kendini vuran bakanın Egebank'ın içinin boşaltıldığına ilişkin raporların gereğini yapamayınca silahı şakağına dayadığı savı doğru mudur?
       Sayın Ecevit bunların üzerine cesaretle yürümek, "devlet eliyle" sürdürülen soygunlara dur demek zorundadır.
       Çünkü halk DSP'yi 18 Nisan'da iktidara, mafyaya banka pazarlarken "suçüstü" olan siyasilerin alternatifi diye, dürüstlüğünden ötürü getirmiştir.
       Tanıdığımız Ecevit, halkın bu güvenini boşa çıkarmaz!



Yazara E-Posta: dsazak@milliyet.com.tr