KADİR’İN ACISI

On gündür ilk kez huzur içinde bağlamıştık gazeteyi; gece yarısına doğru Tahir (Özyurtseven) aradı, sesi güçlükle çıkıyordu, kötü haberi verdi: ‘Kadir’i kaybediyoruz!’
Kadir Pastutmaz’dan söz ediyordu.
Milliyet Yazı İşleri’nde görsel yönetmenimiz Ersoy Diyar’ın ‘ikinci adamı’ olan, birinci sayfa sekreterimiz Kadir, cumartesi iznini kullanırken rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştı. Solunum yetmezliği çekiyormuş. Florance Nigthingale’e nakledilmesine karşın tüm çabalara karşın arkadaşımızı hayata döndüremedik. Genç yaşında, en verimli çağında aramızdan ayrıldı.
Beş aydır gece gündüz koşuşturduğumuz mutfağın en çalışkan ve yaratıcı isimleri arasındaydı.
Gazete dışında olduğum saatlerde sayfalar hazırlandığında, gece sorumlumuz Baydu Can’dan geçen baskı değişiklerinde PDF çıkışları cep telefonuma Kadir tarafından gönderilirdi. Son derece

KADİR’İN ACISIdisiplinliydi.
Onun işine bağlılığının temposu ve heyecanıyla geçmişten gelen bir ‘ritm bozukluğu’ olduğunu ve kalp kasına bağlı ölüm riskinin altında yaşadığını fark edememiştik!
Bizim meslek böyledir.
Olayların baş döndüren hızı, başkalarının hayatları ve acımasız bir rekabetin delice temposu altında kendi gerçeğimizden soyutlanır, uzaklaşırız.
Cumartesi akşam saatlerinde Tahir’le Yazı İşleri’ndeki genç sayfa sekreterlerinden birisine yapılan transfer teklifi üzerine arkadaşımızı Milliyet’te kalmaya ikna ediyorduk. Gece yarısı ‘Kadir’i kaybediyoruz’ telefonu geldiğinde, belleğim o noktada kilitlenmiş olmalı ki, ‘Kadir de nereye gidiyor?’ diye duraksadığımı hatırlıyorum.
O denli başarılıydi ki; Milliyet üzerinde koparılan fırtınalar arasında ‘Onu da mı kaybediyoruz!’ diye düşünmüşüm.
Keşke yaşasaydı ve sayfa çizmekteki yeteneğini, yaratıcılığını sürdürseydi.
Milliyet için acı ve büyük bir kayıp.
Onu son gecesinde yalnız bırakmayan yoğun bakımda ‘nöbet’ tutan Yazı İşleri’nin başı sağolsun.
Ailesine, sevenlerine ve okurlarımıza başsağlığı diliyorum.
Kadir’i unutmayacağız.



KADİR’İN ACISI

Usta’ya saygı
Milliyet gazetesinin eski genel yayın yönetmenlerinden Çetin Emeç’i silahlı suikast sonucu kaybedişimizin üzerinden 23 yıl geçti. Emeç ve makam şoförü Sinan Ercan 7 Mart 1990’da İstanbul’da evinin önünde uğradığı alçakça saldırıda aramızdan ayrılmışlardı.
Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri bu yılki anma törenine Emeç’in gazeteciliğini konu alan bir belgesel filmle çok değerli bir çalışma sundular. Anlam kattılar.
Gazetecilik, Radyo Televizyon bölümlerinin ortak çalışması olan belgesel projesinin koordinatörlüğünü Yrd. Doç Feryade Tokan yaptı. Filmin yönetmeni Merve Keser, kameramanı Zeynep Korkmaz, metin yazarı ise Damla Yur’du.
Üniversitenin ‘Faili Meşhur’ başlığıyla sürdürdüğü çalışmada Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve Ahmet Taner Kışlalı’dan sonra Çetin Emeç çalışıldı.
Belgeselin tamamlanmasında gazetemiz yazarı ve iletişim fakültesi öğretim görevlisi Tunca Bengin’in katkısı büyük.
Emeği geçenleri kutluyoruz.
Üniversitede filmi izlerken, rahmetli Çetin Bey’in eşi Bilge Emeç’in ‘Cinayet dosyası kayıp’ sözleri trajikti.
Çetin Bey’i öldüren tetikçi yakalandı ama bu suikast da onlarca benzeri gib karanlık!
Gazetecilik öğrencilerinin ‘toplumsal belleği’ canlı tutmak ve meslek ustalarımızın gazetecilik yönlerini genç kuşaklara aktarmak için çektikleri filmler çok değerli. Dileriz belgesel kanalları da yayın yoluyla bu çabalara destek olurlar.



KADİR’İN ACISI

12 Mart dizisi
Milliyet’te geçen hafta ‘12 Mart 1971 Muhtırası’yla ilgili hiç yayımlanmamış tarihi belgeleri dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu’nun anılarından dizi yaptık. Milliyet Antalya Temsilcisi, usta gazeteci Oktay Pirim’in Süha Abacıoğlu ile birlikte kaleme aldığı ‘tarihi dönem’ çarpıcı belgeler içeriyordu.
12 Mart’ın MİT Müsteşarı Fuat Doğu, askerin ihtilal hazırlığını - 12 Eylül 1980 darbesinde olduğu gibi - zamanında Başbakan’a haber vermek yerine Demirel’e ‘istifayı’ öneriyordu.
Sonradan ‘şapkayı alıp gitmekle’ suçlanacak olan Demirel, askerlerin 12 Mart muhtırası üzerine Başbakanlıktan ayrılırken, bir başka odada 9 Mart’taki ‘sol darbe’yi önleme adına ordudan gelen tasfiye kararnamesini imzalamak sorunda kalıyordu.
Askerlerin ‘ODTÜ’yi kapatın!’ buyruğu ise Türkiye’nin demokrasi serüveni açısından ibret vericidir.

Barışı konuşmanın zamanı
Milliyet’in ‘İmralı zabıtları’ haberi üzerine koparılan fırtınada ‘kraldan çok kralcılık’ yapan kimi medya mensupları ve internet sitelerinin ‘Kim sızdırdı?’ merakının büyük ölçüde giderildiğini düşünüyoruz.
Bizim açımızdan konu kapanmıştır.
‘Haber doğruysa gerisi teferruattır’ özdeyişinden hareketle hiç olmazsa bundan sonra İmralı tutanaklarının içeriği üzerinden ‘barış süreci’ni tartışmaya daha çok zaman buluruz.
İleriye baktığımızda bu süreç, Kürt sorununun barışçı çözümüne katkıyı önleyici sonuçlar doğurmamalıdır. Saygılarımla.

En çok Milliyet yazıldı

Milliyet medyada yarattığı etki ile Medya Takip Merkezi’nin (MTM) medyaloji.net için hazırladığı 25 Şubat - 5 Mart tarihleri arasını kapsayan listede zirvede yer aldı. Liste şöyle:

KADİR’İN ACISI

*MTM Medya Takip Merkezi’nin 25-3 Mart 2013 tarihlerinde, basında yaptığı haber takibi sonuçlarından derlenmiştir.