Kilitlenmeyi aşmak için

Kilitlenmeyi aşmak için


Türkiye'nin kilitlenmiş olan kamu, siyaset, bürokrasi, sivil toplum ve özel sektör alanlarında "anahtar" çözümlere yönelik arama konferansında sona yaklaşılıyor.
İş dünyasının genç yöneticileri ve akademisyenlerini buluşturan çalışmanın ortaya çıkardığı "2002 stratejisi" bu hafta İstanbul'da tartışılacak. Katılımcı listesinde Ali Koç, Ali Sabancı, Jan Nahum, Kemal Köprülü, Kürşat Tüzmen, Vural Akışık, Piraye Antika, Neslihan Tombul gibi isimler yer alıyor.
Programın koordinatörü ise Oğuz Babüroğlu.
Türkiye'nin bundan sonraki seçimleri gözeten yeni bir gelecek tasarımı oluşturmasındaki gerekçelerde 2001'deki krizin izleri görülüyor:
"Üretken kesimde ve gençlikte yaygınlaşmakta olan umutsuzluk, çaresizlik ve depresyon, dogmatik ve totaliter çözümlerin kabulüne zemin hazırlamaktadır. Toplumun büyük kısmında ise gelişmelere ilgisizlik veya seyretme alışkanlığı sürmektedir. Kamuoyu araştırmalarında kararsızların ve hiçbir partiyi desteklemeyenlerin oranlarının toplamı yüzde 40'ı geçmiş bulunmaktadır. İktidar partileri bugün seçim yapılsa barajı aşamayacak gibi gözükmektedir.
Koalisyon hükümeti en zayıf halkaların kenetlenmesinden oluşmakta, kuvvetli bir iç sorunun ortaya çıkması ihtimalinde dağılma riski taşımaktadır.
Türkiye'nin kendi kendini yönetememe zaafına küresel durgunluk da eklenince, kilitlenmenin çözülmesi ve çok boyutlu değişim transformasyonunun daha da zor olacağı beklenmelidir."
Raporda, kilitlenme alanları şöyle sıralanıyor:
SİYASET: Siyasal partiler, kendi varlıklarını ve çıkarlarını gözetmeye odaklanmışlardır. Kişisel menfaat, güç kavgası ve ego odaklı tercihler nedeniyle ülke refahını yok edici bir tutum içindedir.
BÜROKRASİ: Vizyon ve motivasyon eksikliği, yeterlilik sorunu, siyasi yönlendirmelere göre icraat nedeniyle profesyonel zihniyeti oturtamamıştır.
ÖZEL SEKTÖR: Kendi ayakları üzerinde durmayı beceremeyen, kamunun uzantısı gibi çalışan ve uluslararası rekabet ortamına uymayan bir durumdadır.
Kendini kurtarıcı eylemler ve yakarış içindedir. Bilfiil eylem içine girmediği ve kalıcı çözüme gitmediği müddetçe yok olacağının bilincinde değildir.
KAMU: Refah artırıcı bir unsur olması gerekirken, katma değer yaratamayan bir yük haline gelmiştir.
HUKUK: Mekanizmaları ve altyapısı çağdışı kalmıştır. Hukukun üstünlüğünü başka menfaatler uğruna feda etmesinden dolayı görevini yerine getirememektedir, kilitlidir.
SİVİL TOPLUM: Hakkını aramayan pasif bir kitle halindedir.
Bu kilitlenmenin 2001 Türkiye'sine bedeli ise kamu maliyesindeki batma sorunu (borç sarmalı) ekonominin rekabet savaşında geri kalması, insanımızın refah düzeyinin gerilemesi, yaşam ve eğitim kalitesinin düşmesi oluyor.
Kilitlenmeyi aşmak için ne yapılmalı?
Arama konferansı sonucunu bekleyelim.