Köle tersanesi

Tuzla’da 19 kişiyle suya indirilen “filika” testinde 3 işçi yaşamından oldu. Can kurtarma amaçlı salın “insanlı” denemesinde Gisan Tersanesi’nde çalışan 3 kişinin boğularak can vermesi tam bir cinayettir. Aylardır peş peşe meydana gelen ölümlü kazalardan sonra “ihmal” sözü yetersiz kalıyor.
Uzmanlık isteyen işlerde günde 30-40 liraya “köle” gibi çalıştırılan bu insanlar sonunda kum torbası yerine de kullanılmaya başladılar.
Özal döneminde bir İslam Örgütü Konferansı için Senegal’e gitmiştik.
Konferansın bitiminde Senegal açıklarındaki “köle adası”na götürdüler. Köle ticaretinin utanç verici yüzünü sergilemek üzere Afrikalıların gemilere bindirilerek zorla Amerika’ya taşındıkları adanın mahzenleri “İnsanlık Müzesi”ne dönüştürülmüş. Çağlar sonra bile, Afrikalı tutsakların bu ölümcül mahzenlerde uğradığı işkence izleri duvarlardan silinmemişti. Adayı çevreleyen ürkütücü dalgalar arasında hâlâ köpekbalıkları dolaşıyordu. Afrikalılar, özgürce yaşadıkları topraklardan koparılıp bilinmedik bir yere götürülmek yerine, denize atlayıp köpekbalıklarına yem olmayı seçiyorlarmış.
Tuzla tersanelerindeki ilkel koşullara bağlı ölümler bu şekilde devam ederse, “ölü bedenler”in yüzdüğü bu denizlerdeki kan kokusu Marmara’yı da Afrika kıyılarına benzetecektir.
İnsanlar filikaya doldurulup nasıl denize atılır?!
Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) filika (free fail) kazasıyla ilgili raporunda ölümcül düşüşe neden olan hatalar sayılmış. Rapora göre, hem filikanın korkulukları hatalıymış, hem de bağlı olduğu mapa kurallara uygun değilmiş. Sonuçta, aylardır, değişik sebeplerle “iş kazaları” meydana geliyor ve işçiler ölüyor.
Hükümet Tuzla’daki sorunları çözmekte aciz kalıyor.
Son olarak Başbakan’ın devreye girdiği süreçte ilginç bir olay yaşanmış. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu şunu anlattı: “Biz, DİSK ve Türk-İş başkanlarıyla görüşerek sorunları çözecek bir politika belirlemek üzereydik, hükümet inisiyatif alınca çekildik.”
DİSK Başkanı Süleyman Çelebi’ye “Ne yapacaktınız?” diye sordum:
“Rifat Bey’in söylediği doğru; biz sendikacılar, mühendis odaları, tabipler birliği ve akademisyenlerden bir grup oluşturduk. TOBB’un katılımıyla, gemicilik sektöründen temsilcilerin de katılımıyla sorunları masaya yatırmak istedik. Ancak Başbakan devreye girip bizi “baypas” edince, çalışma koşullarını düzeltmeye yönelik çözüm arayışları engellenmiş oldu. DİSK Başkanı, Tuzla’nın kapatılmasını da çözüm olarak görmüyor.
“Endüstriyel demokrasi” yaklaşımıyla, işçi, işveren, sendikalar ve meslek kuruluşlarının bir araya gelmesi ve taşeronlaşmanın önlenmesi halinde üretimle birlikte çalışma koşullarının da iyileştirileceğine inanıyor.