Kriz yönetimi ve AKP

Kriz yönetimi ve AKP


3 Kasım seçimleri partiler açısından tam bir ‘engelli koşu’! Cumhuriyet Başsavcısı’nın, ‘örgütlenmesi eksik’ diye yarıştan alıkonulmasını istediği DEHAP’a Yüksek Seçim Kurulu yol verdi.
Geçen seçimde yüzde 10 engeline takılan HADEP’in yerini alan DEHAP barajı aşarsa Meclis’te temsil edilebilecek.
Binicisi engelli AKP’de ise Tayyip Erdoğan’ın genel başkanlığı tartışmalı. Seçim kampanyası kızıştıkça rakip partiler de AKP’nin en zayıf tarafı olan ‘liderlik sorunu’na vurmaya başladılar. O arada Başsavcı’nın AKP’ye verdiği süre 19 Ekim’de doluyor. TCK’nın 312’nci maddesine göre ‘kurucu üye olamayacağı’ savunulan Erdoğan, bu görevinden ayrılacak ve sade üye olarak tekrar genel başkanlığa seçilecek. Ancak bu durum, AKP’yi bir ‘kapatılma davası’yla karşı karşıya getirebilir. Oy pusulasında parti ambleminin altında Erdoğan’ın adının yazılı olması da, itiraz halinde seçimi sakatlayabilecek bir başka hukuki sorun doğurabilir.
3 Kasım seçimlerinin hemen ertesindeki bir başka ‘potansiyel kriz’e siyaset bilimci Doç. Ali Çarkoğlu dikkat çekti.
Çarkoğlu şunu düşünüyor:
‘Liderinin MGK’ya giremediği bir hükümet Türkiye’yi savaş ortamında yönetmek zorunda kalacak... Gizliliği olan bu kurullardaki görüşmelerin kendisine aktarılıp aktarılmayacağı da ayrı bir tartışma konusu. Bunlar doğal şartlar değil. Temenni etmeyiz ama 28 Şubat benzeri bir sorun çıkarsa MGK’da ne olacak?’
Kuşkusuz bunlar, AKP’nin seçimden birinci parti çıkacağı ve hükümeti ‘tek başına’ kuracağına ilişkin varsayımlar.
Seçim bu hiç belli olmaz!
DEHAP barajı aşarsa, Doğu ve Güneydoğu’da, Mersin, Adana, İzmir ve İstanbul gibi metropollerde milletvekili çıkaracağı için AKP, seçim sisteminin ‘birinci parti’ye tanıdığı avantajı kaybedebilir. Sandalye sayısı düşebilir.
Anketlerin şu anda gösterdiği 3 partili yerine 5 partili bir parlamentoda koalisyona da mecbur kalabilir.
Çarkoğlu’nun işaret ettiği gibi bunlar kriz alanları.
Seçime asılan 3 - 4 partinin yüzde 7 - 8’er oyla baraja takılması halinde oyların yüzde 40’ı dışarıda kalacak ve ‘meşruiyet’ tartışması başlayacak. Seçimden çıkan TBMM, Nisan 2004’teki yerel seçimlere kadar parlamento dışı muhalefetin baskısı altında kalacak. İkincisi de, AKP’deki genel başkanlık tartışması nedeniyle devlet kurumlarıyla müstakbel iktidar arasında ‘uyum sorunları’ yaşanabilecek.
Demokrasi içinde bunlara alışacağız! Zaten Türkiye ne zaman krizden çıktı ki?
22 Ekim’de MGK toplantısı var:
Kuzey Irak’taki gelişmeler hükümetin yurtdışına asker göndermek üzere ‘yetki’ istemiyle Meclis’in 3 Kasım’dan önce toplantıya çağrılmasını isteyebileceği yönünde.
Televole gündemi İbo ile Derya’nın ‘Şamdan savaşları’na endeksli ama Amerikalı generalin Ankara ziyaretine dikkat!