KÜLLERİNDEN DOĞAN ZÜMRÜDÜANKA GİBİ

Eklenme Tarihi06.05.2013 - 2:30-Güncellenme Tarihi05.05.2013 - 20:32

Geleneği olan kurumlar geleceğe güvenle bakarlar.   3 Mayıs’ta Milliyet gazetesinin 63. kuruluş yıldönümünü kutladık.
Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın miladı sayılan, siyasal iktidarın seçimle el değiştirdiği 1950 yılında kurulan Milliyet o tarihten bu yana ülkenin fikir hayatına, toplumsal ilerlemesine katkı sunmaktadır.
Bugüne gelmemizde hiç kuşkusuz en büyük pay bir gazetenin asıl sahibi olan okurlarımızındır.
63. yılda kutlama mesajlarıyla bizleri onurlandıran tüm okurlarımıza teşekkür ederiz.
Milliyet’in kimliğinin oluşmasında ve 63 yıldır okurla kurduğu güçlü bağların ardında ilk Genel Yayın Yönetmenimiz Abdi İpekçi’nin emeği büyüktür. Abdi Bey’i 12 Eylül 1980 darbesine ortam hazırlayan karanlık suikastlardan birinde kaybetmiştik. Milliyet gazetesi 1990’lı yıllarda birisi genel yayın yönetmeni, diğeri usta bir yazar olarak çalışan iki büyük isme de ev sahipliği yapmış, hain pusularda öldürülmeden önce Çetin Emeç ve Uğur Mumcu’ya kucak açmıştı.
Nice saygın isim geçti Milliyet’ten.
Çoğu zamansız aramızdan ayrılan ustalarımızdı.
Örsan Öymen, Teoman Erel, İlhami Soysal, Orhan Tokatlı.
63 yıllık tarihi üçe ayırmak mümkün.
İpekçi suikastıyla son bulan Ercüment Karacan dönemi; 1980-2010 arasında otuz yıllık Aydın Doğan yönetimi ve Erdoğan Demirören’le açılan yeni sayfa.
Milliyet, adeta ‘küllerinden doğan Zümrüdüanka’ gibi, her seferinde daha da güçlenerek yoluna devam ediyor.
Gazete bugün daha genç, daha dinamik ve daha popüler.
Türkiye’nin siyasal gündemine hâkim, küresel gelişmeleri yakından takip eden, eğitimden ekonomiye, spordan, kültür ve sanata, magazine ‘kalite’, ‘referans’ gazete olmanın tüm unsurlarını içeriyor.
63. yıl gururunu okurlarımla paylaştığımız 5 Mayıs tarihli pazar sayımız, tam 122 sayfa rekor bir içerik taşıyordu.
Manşette Can Dündar’ın Fazıl Say söyleşisini yayımladık. Pazar röportajlarımızı birinci sayfadan sunmakta zorlandık. Belçim Erdoğan’la Defne Samyeli konuştu. ‘Haftanın adamı’ Kamer Genç’in renkli yaşamını Serpil Çevikcan yansıttı. Pelin Batu, Nezih Başgelen ve Ercan Arslan’ın Bosna’yı anlatan dizi röportaji başladı.
Pazar Sofrası’nda Mehveş Evin, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Laurent Bili ile masaya oturdu.
Ve pazar günleri Deniz Alphan’ın hazırladığı, Vedat Milor’un da imzasını taşıyan ünlü şeflerin tariflerine açık ‘Yemek’ eki vermeye başladık.
Mandela deneyimi ve Kürt sorununun çözümünde yol gösterici olacak izlenimleriyle Prof. Mithat Sancar’ın Güney Afrika yazıları da ufkumuzu açıyor.
Milliyet’te bu yazı da Ege ve Akdeniz’de kıyılara özel eklerle daha etkin kılmaya çalışacağız.
‘Yedi Gün, Yedi Şehir’ adı altında çok başarılı olan ‘İzmir Ege’yi komşu kentlere taşıyacağız.
Böylece yerelle bağlarımız artacak.
‘Türkiye’ye Yatırım Geleceğe Yatırım’ toplantılarında iki aydır rotayı çözüm süreci nedeniyle Güneydoğu’ya çevirmiştik. Yakında Gaziantep, Hatay, Mardin, Urfa, Diyarbakır gibi illerdeki değişim ve gelişmeyi yansıtan yayınlarımız olacak.
Milliyet Yazı İşleri’ni bundan sonraki bölge toplantısı nedeniyle Van ve Hakkâri’de toplayacağız.
Günümüzde, internet ve akıllı telefonlar, bilgisayarlar nedeniyle baş döndürücü bir hıza erişen iletişim rekabetiyle baş edebilmenin yolu içerik üretmekten geçiyor. O içerik de giderek merkezden yerele ve dış dünyaya kayıyor. Bu rekabetle baş etmek için masa başından kalkarak sahaya çıkmak kaçınılmaz. Bunu da okurla ve toplumla sağlam bağları olarak kurumlar gerçekleştirebilir.
Milliyet’in 63 yıllık tarihi bize bu güç ve cesareti veriyor.
O nedenle ‘inadına gazetecilik’ diyoruz.
Gazeteye Abdi Bey’in çağrısıyla başlayan ve 58 yıldır Milliyet’te çalıştığı için  “Ben Milliyet’im” diyen Sami Kohen de, İmralı zabıtları haberiyle ‘yılın gazetecisi’ olarak İpekçi ödülünü kazanan ve ‘İyi ki Milliyet var, iyi ki Milliyet’te çalışıyorum çünkü en sıkıntılı günlerimde gazetem arkamda durdu, herkes bana destek oldu’ diyen Namık Durukan da genç gazetecilere ‘doğru haber, özgür yorum’ konusunda örnek olmaktadırlar.
Sayın Erdoğan Demirören’in Milliyet’in 63. yıldönümü konuşmasındaki ‘Hayatta en büyük şey tecrübedir. Gençler, bir yere geldikten sonra hemen bırakmayın, öğrenmeye bakın’ sözleri yol göstericidir.
Milliyet, yeniden yapılanırken gençleşiyor.
İşe yeni başlayanlarla emeklilik çağına gelenler arasındaki tecrübeler paylaşılıyor. Ve Milliyet meşalesi yenilere devrediliyor. Bizi izlemeye devam edin.
Okurlarımızla birlikte nice yıllara diyoruz.
Saygılarımla.

Etiketler