Mahkemeler

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker’in basın toplantısı Hizbullahçıların serbest bırakılması üzerine ortaya çıkan “gerçekler”le ilgili çarpıcı verileri kamuoyunun bilgisine sundu.
50 bin dosya zarfı bile açılmadan başsavcının önünde duruyormuş!
10. Daire’de bekleyen, 21 bin tutuklu dosyası bulunuyormuş.
Yargıtay’daki toplam dosya sayısı 1 milyon 800 bini aşmış.
Osmanlı arşivlerinde bu kadar doküman yoktur!
Gerçeker diyor ki; “Davaların bu kadar uzaması AB normlarına uygun değil.”
Aslolan tutukluluk süreleriyle oynamak değil, mahkemelerin süratle karar verebilmesini sağlamak.
Yargıtay’daki temyiz başvurularını da makul sürede karara bağlamak.
Gerçeker’in dünkü açıklamalarıyla bunun mümkün olmayacağı da anlaşıldı.
50 bin dosya, zarfı bile açılmadan beklerken, nasıl adalet dağıtacaksınız?
Gerçi Yargıtay’ın “adalet dağıtmak” üzere süratle davrandığı hatta siyasi bazı dosyaları “kurye” ile süratlendirdiği, Cihaner davasında olduğu gibi duruşmalı oturumları birkaç haftada karara bağladığı örnekler de yok değil. Yargıtay iş yükünden yakınırken, hükümet de istenirse jet hızıyla karara bağlanan dosyalardan söz ediyor. Yargıtay’a daire sayılarını artırma önerisinde bulunduklarını ancak yüksek yargının bunu istemediğini savunuyorlar.
Gerçeker dün de, dairelerin sayısı üzerinden bulunacak çözümlere pek sıcak bakmadıklarını ifade etti.
Yargıtay Başkanı, bölge idare mahkemeleri üzerinden iş yükünün azaltılabileceği görüşünde.
“Hizbullah skandalı” AB sürecinde en fazla reform yapılan hukuk alanında işlerin hiç de iyi gitmediğini kamuoyuna gösterdi. Yasaların yapımından uygulanmasına dek pek çok sorun var:
Madde metinleri kötü yazılıyor.
Birkaç yılda bitmesi mümkünken davalar on yıllarca sürebiliyor.
Demokratik hiçbir ülkede olmayacak şekilde, ne şekilde sonuçlanacağı belli olmayan davalardan yıllarca tutuklu kalınabiliyor. Ya da son olayda kamu vicdanını yaralayan gelişmeler oluyor: Cinayet sanıkları, tecavüzcüler, çete mensupları, zamanında sonuçlanmadığı için 5-10 yıl içerisinde serbest kalabiliyor.
Şu anda, “çözüm” diye önerilen yöntemler de yeni tuzaklara açık.
Tutukluluk süreleri kısaltılırken, Adalet Bakanı’nın ifadesine göre 30-40 bin kişi daha serbest kalabilir.
Yargıtay’ın son kararıyla bu sayı şimdiden bine yaklaşmış.
Meclis, AİHM’ye göre Türkiye’yi mahkûm ettirecek uzun süreli tutuklulukları makul sürelere çekecek bir yasayı süratle çıkarmaya çalışırken, yakınlarını cinayetlerde kaybetmiş mağdurları da gözetmek durumunda. Ancak davalar kesinleşmese bile şimdiden “af” niteliği taşıyan haksız tahliyelerin de önünün kesilmesi gerekiyor.
İktidar ve muhalefet nasıl bir çözüm üretecekler belli değil.
Topu birbirine atmakla olmuyor!