Mars'a bir - iki

Mars'a bir - iki

Derya Sazak

TANRI Misafiri (Sojourner) adlı akıllı robot sayesinde, Mars'a yolculuk bir kurgu bilim serüveni olmaktan çıktı.
Bundan önceki deneme başarısız olmuştu.
4 Temmuz'da Türkiye saatiyle 20.07'de uzay aracı Pathfinder'in (Kaşif) Mars'a inişi gerçekleşti.
Güneş sistemindeki dördüncü gezegenin keşfi, sinema salonlarında Marslıların işgali sendromunu yenmeye çalışan kuşaklar açısından gurur vericidir.
İnsanoğlu, aydan sonra "kızıl gezegen" diye bilinen Mars'ı da fethetti!..
Eh artık sıra Venüs'e geldi, diyebiliriz.
NASA'daki bilim adamlarının ilgi odağının milyonlarca kilometre uzaklıktaki gezegene kilitlendiği sırada, yaşlı dünyamızın Türkiye adlı jeostratejik alanında, akıllara durgunluk verici denemeler yapılıyordu.
CNN, Mars'ın keşfi gibi "suni gündem"lere takılmayıp Kırıkkale yöresinden "canlı yayın"a geçebilse, insanlığa çok daha etkili görüntüler sunabilirdi. Çünkü, savaş alanına dönen kentin üzerinde helikopter uçurup, Diyojen'in fıçısı misali su tanklarıyla yangın söndürmeye çalışmak Mars'a inişten daha az heyecanlı değildir.
Neyse ki, mühimmatın bir kısmı çakaralmaz çıktı da, Kırıkkale tümüyle havaya uçmadı. Buna da şükür!
Tehlikeli yörelere iniş kadar, "sinyal gönderme" işinde ülkemizi başarılı kılan ikinci bir girişim de Mars yolculuğuyla eşzamanlı görünmektedir.
Malum, 28 Şubat'tan bu yana geçen sürede demokrasimizi darbeye dayanıklı kılabilmek için, bir dizi deneme yapılmıştır.
Uzmanlığı pancar - pardon tank moturu olmasına karşın D - 8 projesiyle sivil havacılığa da merak salan Hoca'yla, dünya ahret Bacısı arasındaki "uyum" sonucudur ki, demokratik rejim teklemeye başlayınca, Beyaz Saray'a sinyaller gönderilmeye başlanmış. Clinton'ın da, Ankara'dan gelen mesajlara en az Mars projesi kadar destek gösterdiği bildiriliyor.
Dün Erbakan'ın haremindeki yazarlardan birisi, ipucu veriyordu:
İhtilali önlemek için, Genelkurmay'ı takibe alan istihbarat onbaşılarından gelen bilgiler, Çiller tarafından zamanında Washington'a iletildiği için, darbe engellenmiş!
Eskiden, eller aya biz yaya, diye "ti"ye alırdık, uzay araştırmalarını.
Aya ayak basılan tarihin üzerinden 28 yıl geçmiş. Mars yolculuğu temelleri ise 21 yıl önce atılmış.
Türkiye'nin Avrupa Birliği serüveninin, nerdeyse 40 yıldır sonuçlanmadığı, enflasyonun 20 yıldır düşürülmediği gibi örneklerden yola çıkarsak, bu defa tam anlamıyla "mars olduk" diyebiliriz.
Ne yapalım, tavladaki gibi, "iki mars, bir ders" tekerlemesiyle yola devam edeceğiz.
Politik kargaşanın ve iç mücadelemizin yol açtığı enerji kaybı düşünüldüğünde Cumhuriyet döneminde katettiğimiz yolu, yine de azımsamamak gerekiyor.
Yeni keşifler için önümüz açık. Boşta gezen dünya kadar gezegen var.
Mars'ta hayat varsa, insanlı uçuşlar, 2010 yılına kadar başlarmış.
Arsa spekülatörlerine duyurulur!
Mars yüzeyinde dolaşan akıllı robotun, saatte 60 santimetre ilerleyebildiği gözönüne alındığında bu trafiğe en uyumlu dünya vatandaşlarının İstanbul'dan çıkacağı kesindir.
"Mars'a bir - iki" seslerini şimdiden, duyar gibiyiz.
Filmlerdekinin aksine, bir işgal tasarlanıyorsa bunun faili kesinlikle dünyalılar olacaktır.
Kızıl gezegendeki boşluğu da, buna yormak gerekiyor.
Marslılar, tehlikeyi sezip, çoktan uçan dairelerine bindiler bile!..

Yazara EmailD.Sazak@milliyet.com.tr