Meclis'te isyan

Meclis'te isyan


KÜSKÜN milletvekilleri akıntıya kürek çekmeyi sürdürüyor.
Listelerde adaylıktan dışlanan ya da seçilemeyecek ölçüde geri sıralara konuldukları için isyan eden parlamenterlerin genel seçimleri erteleme girişimlerinin yeni bir ivme kazandığı gözleniyor. Anlaşılan Erbakan'ın adaylığının Yüksek Seçim Kurulu'nca veto edilmesi Fazilet Partisi grubu içerisindeki çalkantıya bağlanan umutları artırmış. FP'li küskünlerin de katılımıyla Meclis'in olağanüstü toplantıya çağrılması için gerekli 110 imzaya rahatlıkla ulaşılacağı hesap ediliyor. Aslında bu sayı daha listelerin açıklandığı gün bulunmuştu. 150 dolayında milletvekilinin 18 Nisan seçimleriyle oluşacak yeni parlamentonun dışında kalacağı belli olduğunda kıyamet kopmuştu. Liderlerin ihanetine uğradıklarını düşünen "Türk büyükleri"nin önünde artık tek yol vardı: İki seçimi birbirinden ayırarak normal süre olan 2000'e dek TBMM üyeliğini sürdürebilmek.
Seçime beş kala parlamentonun yeniden toplanıp erteleme kararı çıkarması olası mıdır?
Zor. Ecevit'in deyimiyle ok yaydan çıktıktan sonra 18 Nisan seçimlerinden vazgeçmek "kaos"un ötesinde ülkeye ihanet olur. Ekonomiden dış ilişkilere her şey seçimlere endeksli iken Türkiye'yi yeni bir belirsizliğe sürüklemek büyük sorumsuzluk olur. Kuşkusuz, milletvekillerini listeler nedeniyle isyan ettiren haklı gerekçelerden söz edilebilir. 100 kişinin katıldığı ön seçimin sondan ikincisi sayın bakanın, beyefendinin kontenjanından milletvekili yapılacak olması lider oligarşisine isyanın makul nedenleri arasındadır. Ancak bundan önceki erken seçimde de çoğu milletvekili genel başkanlarının kasketi altında Meclis'e girdikleri için 1987'den bu yana gözlenen isyanların ilkesel bir anlamı olmuyor. Küskünler de bunun farkında oldukları için "olağanüstü" toplantı çağrısını Apo'nun yakalanmasından pişmanlık yasasına, demokratikleşmeye kadar daha anlamlı zemine oturtmaya çalışıyorlar. Tabii, 110 imzanın ötesinde genel kurulun açılabilmesi en az 184 milletvekilinin yoklamada bulunmasına bağlı. Daha sonraki aşamada grupların alacağı tutum ve komisyonlardaki dengeler önem kazanacak.
Erteleme hangi partilerin işine gelir? Soruyu şöyle sormak da mümkün: I8 Nisan genel seçimlerinin ileriye bırakılması kimlerin işine gelmez?
Hiç tartışmasız son aylardaki gelişmelerin en kazançlı lideri Ecevit, bugünkü rüzgarı kaçırmak istemez. ANAP ve DYP de seçime asılıyor. Grubun neredeyse yarısını biçen Mesut Yılmaz, Meclis'in toplanmasının zaman ayarlı, parça tesirli bomba olduğunun farkındadır. CHP de erken seçimi en çok isteyen parti olarak baraj tehdidine rağmen kendi beklentisiyle ters düşmeyecektir. Cindoruk'un DTP'si ve eski bakanları erteleme konusunda aktif kulistedir. Kilit parti ise Fazilet gözüküyor. Erbakan'ın adaylığının "veto"su üzerine Hoca'nın çevresinden FP kurmaylarına, "Seçimi kazansanız da sizi iktidar yapmazlar" telkini altında "yasakları kaldırın" mesajı iletiliyormuş. Hoca'yla temas kuranlar arasında Başbakanlığın merdivenlerinden dönen ünlü isimlerin de bulunduğu konuşuluyor. O arada Çankaya'nın nabzını tutmaya, ordunun eğilimini yoklamaya çalışanların sayısı da az değil. Recai Kutan'ın imzacılara kapıyı açık tutan, TCK'nın 312'nci madde pazarlığıyla bağlantılı demokratikleşme hedefi de Meclis'i olağanüstü toplamanın gerekçesini oluşturabilir.
Çoğu inandırıcılıktan uzak bu gerekçelerle Meclis'teki isyana çanak tutmanın Türkiye'ye zaman kaybettirmekten öte bir faydası olmayacaktır. Köklü sorunlarla uğraşma görevini 18 Nisan seçimleriyle oluşacak parlamentoya bırakmak çok daha demokratik değil midir?
Halkın en doğru tercihi yapacağına güvenmeliyiz!



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr