Medeni Yasa ve kadın hakları

Medeni Yasa ve kadın hakları


TBMM dünden itibaren 1930 maddeli Türk Medeni Yasası'nda yenilikler getiren "reform tasarısı"nı görüşmeye başladı.
Tasarı yıllardır, kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik ileri adımlar nedeniyle kamuoyunca benimsenmesine karşın, "temel yasaların görüşülmesindeki zamanlama" sorunu nedeniyle bir türlü gündeme alınamıyordu. TBMM İçtüzüğü'nde - bir milletvekilinin ölümüyle biten kavgalı oturum sonucu - hızlandırılmış görüşme usulü kabul edilince Medeni Yasa'nın önü açıldı. O arada TBMM Adalet Komisyonu'nda da son rötuşlar yapıldı.
Kocanın reisliği üzerine kurulu geleneksel aile yapısından eşlerin birlikte yönetimine geçiş, tasarıya "devrimci" özünü kazandıran çağdaş bir düzenleme oldu.
Evlilik birliğinin kurulmasından sonra eşlerin "edinilmiş mallara katılma rejimi"nde yeni anlayışa uygun ilkeler bekleniyordu. Türkiye koşullarında özellikle kadınların uğradıkları haksızlıklar nedeniyle "boşanma halinde" mal paylaşımının yasal güvenceye bağlanması isteniyordu.
Tasarının genel gerekçesindeki bu yaklaşıma rağmen TBMM Adalet Komisyonu'ndaki bir son dakika golüyle "erkek egemen" statü korunmuş. Medeni Yasa'nın yürürlük tarihinden önce evlenmiş eşlerin, ancak gelecekte edinilecek mallara katılması öngörülüyor.
Kadın dernekleri isyan halindeler.
Ka - Der yöneticisi Selma Acuner, 101 dernek tarafından milletvekillerine gönderilen mektup örneğini geçmiş:
"Yasal mal rejiminin 1 Ocak 2003 tarihinden sonra yürürlüğe girmesi ve evlilikte sadece bu tarihten sonra edinilecek değerlerde eşit paylaşımın geçerli olması öngörülmektedir. Bu da 17 milyon evli kadını, eşlerden birinin ölümü halinde ise miras hukuku açısından kadın - erkek demeden yaklaşık 34 milyon yurttaşı son derece mağdur edecek bir düzenlemedir."
Meclis bu haksızlığı giderip, yeni mal rejiminin "evlenme tarihi"nden geçerli olarak kabul ederse yeni mağduriyetler önlenebilecek.
Milletvekillerini göreve çağırıyoruz.
MUĞLA VALİSİ MERKEZE: Kültür Bakanlığı'nın Marmaris - Sedir Adası'ndaki ören yeri düzenlemesindeki "ruhsatsız inşaatına" göz yummadığı için kara listeye giren Vali Lütfi Yiğenoğlu merkeze alındı. Siyasi haksızlığa dur diyebilecek hukuk adamı Sezer de, kararnameyi imzalamış! İlginç olan 2 yıldır Muğla valisi olan Yiğenoğlu hakkında Sadettin Tantan döneminde hazırlanan müfettiş raporunun DSP kanadınca şimdi ortaya çıkarılmasıdır.
Madem Muğla Valisi terör döneminde Ağrı'da yaptığı görev ve hizmetleri nedeniyle suçlanıyorsa - hakkında dosya varsa - Kültür Bakanı'yla ters düşene dek niye gizlendi?
Valiye sahip çıkmayan İçişleri Bakanlığı iddialara açıklık getirmeli, Lütfi Yiğenoğlu da Danıştay'a gitmelidir.
Devlet katında şeffaflık bunu gerektirir.