NEFES NEFESE HABERCİLİK

Ankara Büro’nun patlama sesiyle sarsıldığı anda, dumanların içinde bir genç kız deklanşöre basıyor.
O muhabirin adı Şenay Güner.
Şenay’ı, Yavuz Özden görüntülüyor.
Yıkıntılar arasında ise ne yazıkki bir başka meslektaşımız acı içinde kıvranıyor. Eski NTV muhabiri Didem Tuncay ABD Büyükelçisi Ricciardone’nin çay daveti üzerine girdiği elçilik binasında vicdansız bir saldırının, ‘canlı bomba’nın kurbanı oluyor.NEFES NEFESE HABERCİLİK
Gazetecilik böyle bir şey.
Duvarın iki tarafında iki muhabir; bir genç kız fotoğraf çekiyor, diğeri ‘ambulans çağırın’ feryatları arasında yaşam savaşı veriyor. Koruma görevlisi Mustafa Akarsu ise Didem’den de talihsiz, patlama anında yaşamını yitiriyor.
Olay anından son sayfaları baskıya gönderdiğimiz gece 02’ye dek, Milliyet kadrosu iyi gazeteyi çıkarabilmek için seferber oluyor. Nefes nefese geçen oniki saat. En çok manşette zorlanıyoruz. ‘Ödüllük fotoğraf’a atacağımız başlık, şiddeti telin eden insani bir mesaj taşırken nefret söylemi içermemeli. Genel Yayın Yönetmeni Yardımcımız Umut Alphan yılların mutfak deneyimiyle ‘Elinize Ne Geçti?’ manşetini atıyor.
Yazı işleri gece sorumlusu, bir başka tecrübeli isim Baydu Can, ‘Tamam bitirdik’ dediğinde tam dört sayfa haber patlamanın tüm detaylarını Milliyet okurlarına ulaştırıyor. Yayın Koordinatörümüz Tahir Özyurtseven, Yazı işleri müdürümüz İlke Gürsoy ile defalarca sayfaları değiştiren editör ve operatörlere teşekkür ediyorum.

NEFES NEFESE HABERCİLİKNEFES NEFESE HABERCİLİK

ABD büyükelçisi Ricciardone ve eşi Mustafa Akarsu’nun mezarına çiçek bıraktı.


Fotoğraf dış basında
Elçilikteki patlama fotoğrafını AP, Reuters, AFP gibi uluslararası haber ajansları Milliyet’ten aldılar.
Fotoğraf servisi müdürü Yutttaş Tümer, genelde dünyadaki fotoğrafları bize sunar. O gece dünyaya Yavuz Özden’in objektifinden ABD elçiliğindeki patlama fotoğrafını servis etti.
Ankara Büro Şef Yardımcısı Gökçer Tahincioğlu da patlamadan saniyeler sonraki görüntüleri cep telefonu üzerinden Milliyet.com.tr ve Web TV’ye aktardı.
Milliyet bir kez daha ‘habercilikteki’ etkinliğini sergiledi.

NEFES NEFESE HABERCİLİK

İlk telefon Serpil’den
1 Şubat sabahı 11.00’de Milliyet’in kurucu Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’yi anmak üzere Zincirlikuyu’ya gidiyoruz. Demirören ailesi adına Tayfun Demirören, Sibel ve Nükhet İpekçi’nin acılarını paylaşıyor. Abdi Bey’in dostları 34 yıldır yalnız bırakmadıkları İpekçi ailesiyle birlikte suikast kurbanı gazeteciler üzerine konuşuyorlar. Milliyet’te o gün Ahmet Taner Kışlalı’nın Yankı Dergisi adına İpekçi ile yaptığı röportajı yayımlıyoruz. 24 Ocak’ta ise Uğur Mumcu’yu andık.
Törenin üzerinden birkaç saat geçmeden Ankara Büro Şefimiz Serpil Çevikcan’ın telefonu geliyor:
‘Amerikan Elçiliği’nde patlama oldu!’

Uğur Mumcu’nun odası

Milliyet’in Ankara Bürosu Paris Caddesi’ndedir.
Bina ABD Büyükelçiliğe bakar. Meclis de yürüyüş mesafesindedir.
Rahmetli Uğur Mumcu, Cumhuriyet’ten ayrıldığı dönemde 8-9 ay Milliyet’te çalışmıştı.
Uğur Ağabey’e daha önce Mümtaz Soysal’ın kullandığı Temsilcilik katındaki ‘en manzaralı’ odayı vermiştik. Uğur Ağabey çoğu zaman Büro’ya gelir, gazeteleri okuyup Meclis’e geçerdi. Yüzünden eksilmeyen tebessümüyle, ‘Derya, Milliyet’e gelmekten çok memnunum ama şu oda meselesi biraz canımı sıkıyor; onca yıl anti- emperyalist, anti -Amerikancı yazılar yazdıktan sonra Amerika bayrağına bakarak güne başlamak zoruma gidiyor. Acaba başka odaya mı geçsem!’ diye takılırdı. Tabii şakaydı sözleri.
Ankara Büro’nun dibindeki patlamayı duyduğumda anılar canlandı.
Uğur Ağabey’i Milliyet’ten ayrıldıktan kısa bir süre sonra Karlı Sokak’ta arabasına konan bombayla alçakça havaya uçurdular.

NEFES NEFESE HABERCİLİK

Ladin operasyonunun ardından

Aklı, fikri, siyaseti bir araç olarak kullanmak varken, en acımasız ve kanlı yöntemlerle şiddeti araç haline getirmek kabul edilemez bir durum. Hele ‘canlı bombalar’ üzerinden katliamlar planlamak hiçbir siyasete sığmayacak ölçüde insafsız ve insanlık dışı bir eylem.
Milliyet’te ‘Elinize ne geçti?’ diye sorarken bir kez daha vicdanlara sesleniyoruz.
ABD Elçiliği’nde ya da başka bir yerde daha önce Taksim’de ve başka yerlerde yaşandığı gibi o bombanın kurbanları herhangi birimiz olabilirdik. Kürt sorunu başta olma üzere barışçı çözümlere en çok ihtiyaç duyduğumuz bir sırada katliamlara başvurmak insanlığa karşı suçtur. Tolga Şardan’ın bir gün önce Milliyet’te manşet olan ‘Bin Ladin’in damadı operasyonu’ haberinin ertesinde gerçekleşen bombalama olayı Başkent’teki güvenlik zaafları açısından da düşündürücüdür.
İyi haftalar. Saygılar.

DİĞER YENİ YAZILAR